ARTICLE
23 January 2024

Bir Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemi Olarak Tahkim: Güncel Yargı Kararları IşığındaTahkimde 2023 Yılına Bakış

P
Paksoy

Contributor

Paksoy is an Istanbul-based independent Turkish law firm with over 120 employees, offering legal advice and counselling to foreign investors and the Turkish business community. We provide a wide range of services to meet the needs of local and international businesses in almost every field, including corporate law, capital markets, mergers and acquisitions, competition law, banking and finance, tax, real estate and project development, project finance, energy and infrastructure, litigation and arbitration.
Bu yazımızda 2022 ve 2023 yılına ait öne çıkan mahkeme kararlarının özetlerini sizler için derledik. Tahkim Türkiye'de her geçen yıl bilinirliğini artırmayı sürdürürken...
Turkey Litigation, Mediation & Arbitration
Paksoy ’s articles from Paksoy are most popular:
  • in United States
Paksoy are most popular:
  • within Intellectual Property, Employment and HR and Environment topic(s)

Bu yazımızda 2022 ve 2023 yılına ait öne çıkan mahkeme kararlarının özetlerini sizler için derledik. Tahkim Türkiye'de her geçen yıl bilinirliğini artırmayı sürdürürken, buna paralel olarak tahkimi tercih eden kişi sayısı da artmaktadır . Tahkime olan bu yoğun ilginin belki de en faydalı sonuçlarından biri Türk mahkemeleri önüne gelen tahkim ile ilişkili uyuşmazlıkların artması, dolayısıyla tahkim içtihadının zenginleşmesidir. Her yıl olduğu gibi geçtiğimiz yıl ve 2023 yılı içerisinde bölge adliye mahkemeleri ve Yargıtay tarafından, tahkime ilişkin bir takım istikrarlı içtihatlara yenileri eklenirken bir yandan da tahkim dostu bakış açısının güçlenmesine vesile olacak kararlar vermiştir. İlaveten, tahkime ilişkin uyuşmazlıkların sayısındaki bu artış, tahkim alanında bir ihtisas mahkemesinin kurulması yönündeki gerekliliği bir kez daha ortaya koymaktadır. Tahkim ihtisas mahkemelerinin, verilen kararlardaki istikrarı ve içtihat birliğini artıracağı ve tahkime olan güvenin daha da pekişmesine vesile olacağı şüphesizdir.

Şirketlerde yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılmasını konu alan uyuşmazlıklarında tahkim yoluna gidilebilir

Bir limited şirket ortağı tarafından diğer ortağa karşı açılan, yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılması talepli davada, taraflar arasındaki Ortaklık ve Limited Şirket Kurma Sözleşmesi'ndeki tahkim şartına dayalı yapılan tahkim ilk itirazı üzerine dava usulden reddedilmiştir. Davacı, kararı istinaf ederek, esas sözleşmede tahkim şartı bulunmaması nedeniyle, uyuşmazlık konusu ortaklık sözleşmesinde yer alan tahkim şartının geçerli olmayacağını ve şirketler hukukuna ilişkin konuların tahkime elverişli olmadığını ileri sürmüştür.

İstinaf mahkemesi, yöneticinin azli talebinin taraflar arasındaki hissedarlar sözleşmesi kapsamına girdiğini tespit etmiş ve buradaki tahkim şartının geçerliliği için ayrıca şirket esas sözleşmesinde bir tahkim şartına gerek olmadığını belirtmiştir

Uyuşmazlık konusunun tahkime elverişliliği bakımından ise Mahkeme, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri konuların tahkime elverişli olduğunu belirterek, tahkime elverişsizliğin istisna olduğunu vurgulamıştır. Bu bağlamda Mahkeme, TTK m. 561 gerekçesine atıfta bulunarak, şirketler hukuku uyuşmazlıklarının da kural olarak tahkime elverişli olduğunu belirtmiştir. Yöneticinin azli talepli somut uyuşmazlıkta ise, şirketin davalı konumunda olmadığı, dolayısıyla tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği bu hususun tahkime elverişli olduğu kabul edilmiştir. İlaveten Mahkeme, TTK m.630(2)'ye dayalı açılacak yöneticinin azli davasının, tahkimde görülebileceğini, madde metnindeki mahkeme kavramına, hakemin de dâhil olduğunu tespit etmiştir.

Son olarak Mahkeme, hakem heyetinin azil konusundaki kararının ticaret sicil kaydında değişiklik yapmayı gerektirmesinin, tek başına uyuşmazlığı tahkime elverişsiz hale getirmeyeceğinin altını çizmiştir. Bu tespite gerekçe olarak, MTK hükümlerine tâbi bir hakem kararının icra edilebilirlik şerhiyle icra edilebilmesi, bu şerhin mahkeme tarafından verilmesi, HMK hükümlerine tabi bir hakem kararının da verildiği anda icra edilebilir kabul edilmesi gösterilmiştir. Mahkemeye göre, ulusal tahkimde verilen kararların mahkeme kararıyla eş tutulduğu gözetildiğinde, kanun koyucunun iradesinin ticaret sicilinde değişiklik yapacak bir kararın her halükarda devlet mahkemesi tarafından verilmesi yönünde olduğu kabul edilemeyecektir. Tahkime elverişlilik yönünden önemli değerlendirmeler içeren bu karar, korporatif uyuşmazlıklarda tahkimin benimsenmesi yönündeki görüşün güçlendiğini ortaya koymaktadır. [İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2022/1843, K. 2022/1373, T. 20.11.2022]

Uyuşmazlığa konu olay, ilamsız icra takibine itirazın iptali talebiyle başlatılan tahkim yargılamasında verilen hükme karşı açılan bir iptal davasına ilişkindir. Davacı iptal gerekçesi olarak; genel işlem şartlarında yer alan tahkim şartına ilişkin kendisine açıkça bilgi verilmediğini ve söz konusu şartların içeriğini öğrenme imkânı sağlanmadığını, bu nedenle tahkim şartının hükümsüz olduğunu öne sürmüştür. Ayrıca itirazın iptali davasının tahkime elverişli olmadığını öne sürerek hakem kararının iptalini talep etmiştir.

Basiretli bir tacirin genel işlem koşullarında yer alan tahkim şartının hükümsüzlüğüne yönelik itirazı dikkate alınmayacaktır

Uyuşmazlığa konu olay, ilamsız icra takibine itirazın iptali talebiyle başlatılan tahkim yargılamasında verilen hükme karşı açılan bir iptal davasına ilişkindir. Davacı iptal gerekçesi olarak; genel işlem şartlarında yer alan tahkim şartına ilişkin kendisine açıkça bilgi verilmediğini ve söz konusu şartların içeriğini öğrenme imkânı sağlanmadığını, bu nedenle tahkim şartının hükümsüz olduğunu öne sürmüştür. Ayrıca itirazın iptali davasının tahkime elverişli olmadığını öne sürerek hakem kararının iptalini talep etmiştir.

Bölge adliye mahkemesi, alacaklının, tahkime başvurmak yerine devletin icra organı aracılığıyla tahsil yolunu tercih ettiği durumlarda, itirazın iptali için tahkim yoluna başvurulamayacağını, bunun karma bir uygulama olduğunu ve kanunda öngörülmediğini ifade ederek hakem kararının iptaline karar vermiştir. Karar davacı tarafından genel işlem şartlarında yer alan tahkim şartının geçerliliği bakımından temyiz edilmiştir. Yapılan temyiz incelemesinde Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, genel işlem koşularının sözleşme ile ilişkilendirildiği durumlarda, kendisine imkân sunulmasına rağmen sözleşme metni ile ilgilenmeden, metinde bu koşullara açıkça yollama yapılmasına rağmen bunların ne olduğunu araştırmadan metni imzalayan kişilerin, genel işlem koşullarına yönelik bir kabulde bulunmuş sayılacağını ifade etmiştir. Somut olay bakımından ise, davacının, sözleşmeleri basiretli bir iş adamı gibi davranarak incelemiş olması gerekeceği, bu doğrultuda davacının sözleşme koşullarının içeriğini öğrenmesine imkân sağlanmadığının kabulünün mümkün olmadığı belirtilerek temyiz itirazı reddedilmiştir.

Bu karar, Yargıtay'ın genel tutumuna paralel olarak, tahkim şartının geçerliliğine yönelik itirazlar bakımından tacirlerden beklenen dikkat ve özen ölçüsünün daha yüksek olduğunu tevsik etmektedir. [Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/1124, K. 2023/1159, T. 21.3.2023]

Yargıtay, tahkim ve mahkeme arasında seçim imkanı tanındığı hallerde tahkim iradesinin kesin olmadığına yönelik içtihadını sürdürmüştür. Ayrıca asimetrik tahkim şartlarının hükümsüz olduğuna karar verilmiştir

Yargıtay'ın müstakar kararları doğrultusunda, tahkim yargılaması yanı sıra devlet mahkemelerinin de uyuşmazlık çözümünde yetkili olduğunu düzenleyen tahkim şartları, tarafların tahkim iradelerinin kesin olmadığı yönünde yorumlanmakta ve geçersiz kabul edilmektedir. Karara konu uyuşmazlık, bir otel inşaat sözleşmesinden kaynaklanan tahkim kararının iptaline ilişkindir. Bölge adliye mahkemesi, tahkim şartına yönelik incelemesinde “…sözleşmeden kaynaklanan her türlü anlaşmazlık…bir tahkim kurulunun geçici kabulden sonra oluşturulması ile nihai olarak tahkim yoluyla veya yargı yoluyla çözülebilecektir” ifadesinin, sözleşme taraflarına devlet mahkemeleri ile tahkim arasında seçimlik başvuru imkanı tanıdığını ifade etmiş ve tahkim şartının geçersiz olduğuna hükmetmiştir.

Ayrıca Mahkeme, aynı hükmün devamında yer alan “tahkim veya yargı yolunun seçilmesi konusundaki karar işveren tarafından verilecektir” ifadesinin bir asimetrik tahkim klozuna sebebiyet verdiğini belirterek, bu nedenle de tahkim şartının hükümsüz olduğuna karar vermiştir. Bu doğrultuda verilen iptal kararı, temyiz incelemesi neticesinde onanmıştır.

Uygulamada özellikle yabancı hukuk bakış açısı ile hazırlanan sözleşmelerde, farklı hukuk sistemlerinde geçerli kabul edilebilen ancak Türk hukukunda tahkim şartının sıhhatini sakatlayan bu gibi seçimlik ve asimetrik uyuşmazlık çözüm maddelerinin kullanıldığı görülmektedir. Tahkim yerinin Türkiye olduğu veya tahkim kararının Türkiye'de icrası hedeflendiği durumlarda, Yargıtay'ın istikrarlı olarak benimsediği ve yukarıdaki karar ile de tekrarlanan geçerlilik kriterlerine önem atfedilmesi ve tahkim şartlarının bu hususlar dikkate alınarak hazırlanması önem arz etmektedir [Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/3703, K. 2023/1043, T. 14.3.2023]

Davalı ve bilirkişi ile hakem heyeti arasındaki salt ilişkiler, tarafların eşitliği ilkesi ve kamu düzenine aykırılık sonucunu doğurmaz

İptal davasına konu uyuşmazlık İzmir Ticaret Odası Tahkim Kuralları'na göre yürütülen bir tahkim yargılamasına ilişkindir. Davacı, davalı üniversitenin mütevelli heyetinin İzmir Ticaret Odası yönetim kurulu üyelerinden oluştuğunu ve hakem heyetinin üçüncü üyesinin, İzmir Ticaret Odası tarafından tayin edildiğini belirtmiş ve bu hususun tarafların eşitliği ilkesine aykırı olduğunu öne sürmüştür. İlaveten Davacı, tahkim yargılamasında hükme esas alınan raporu hazırlayan bilirkişinin hakem heyeti üyelerinden birinin yanında staj yapmış olduğunu ve bu hususun da kamu düzenine, eşitlik ve hukuk dinlenilme hakkı ilkelerine aykırı olduğunu belirterek hakem kararının iptalini talep etmiştir.

Bölge adliye mahkemesi, davacının iddiaları doğrultusunda hakem kararının kamu düzenine, eşitlik ve hukuki dinlenilme hakkı ilkelerine aykırı olduğunu, kamu düzenine aykırılık ilkesinin re'sen dikkate alınması gerektiğini ve taraflarca her aşamada ileri sürülebileceğini, yargılama aşamasında ileri sürülmemesinin hakkın kötüye kullanılması teşkil etmeyeceğini belirterek iptal kararı vermiştir.

Kararın temyizi üzerine yapılan incelemede, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, tarafların hakem seçim usulünü yasal düzenleme kapsamında sözleşme ile belirlediklerini ve bu nedenle, hakemlerden birinin İzmir Ticaret Odası tarafından atanmış olmasına dayanarak iptal talebinde bulunulamayacağını belirtmiştir.

Bilirkişi bakımından ise, davacının tahkim yargılaması sürecinde söz konusu bilirkişi ile hakem arasındaki ilişkinin, hakem heyetinin bağımsızlığına gölge düşürdüğü yönünde bir itirazda bulunmadığına dikkat çekilmiş ve HMK m. 409 uyarınca davacının, söz konusu itiraz hakkından feragat etmiş sayılacağına hükmetmiştir. İşbu gerekçeler ile bölge adliye mahkemesinin iptal kararının bozulmasına karar verilmiştir. Ancak bölge adliye mahkemesi, bilirkişi ile hakem arasındaki ilişkinin, ilgili tarafça öğrenilir öğrenilmez iptal için başvurulduğunu, bunun dosyadan anlaşıldığını, bilirkişinin kim olduğu hususunda taraflara ayrıca tebligat yapılmadığın belirterek kararında direnmiştir. Bunun üzerine 6. Hukuk Dairesi tarafından tekrar yapılan incelemede, daha önceki karar yinelenmiş ve hakem kararının iptalini gerektiren herhangi bir husus olmadığı belirtilmiştir .

Uyuşmazlık konusu olayda her ne kadar hakem heyeti ile taraflar ve bilirkişi arasındaki bağlantı, adil yargılanma hakkının ihlali için yeterli bulunmamış ise de bu gibi hususlar tarafları, esasa yönelik tartışmalardan alıkoymakta ve yargılama sürecini ziyadesiyle uzatabilmektedir. Bu nedenle hakem tayininde ve uzman seçiminde titiz davranılması, ilave itirazlara sebebiyet verebilecek seçimlerden kaçınılması gerekmektedir. [Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/989, K. 2023/1241, T. 28.3.2023]

Tahkim yargılamasındaki tanık ve bilirkişilerin güvenilirliğine yönelik ceza yargılamaları tenfiz engelidir

Milletlerarası Ticaret Odası Tahkim Kuralları'na göre Paris'te yürütülen bir tahkim yargılaması neticesinde verilen kararın tenfizi için Türkiye'de dava açılmıştır. Davalı, tenfize karşı savunmaları kapsamında; (i) tahkim yargılamasında davacı adına tanıklık yapan kişi hakkında Türkiye'de yalan tanıklık suçuna istinaden kovuşturma başlatıldığını ve (ii) hakem tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporunu tanzim eden uzmanın özel belgede sahtecilik suçu işlediği yönünde Türk ceza mahkemeleri tarafından hüküm tesis edildiğini belirtmiştir. Bu nedenle hakem kararının kamu düzenine aykırı olduğunu iddia ederek reddini talep etmiştir. Mahkeme yaptığı değerlendirmede, hakem heyetinin yalan tanıklık ve gerçeğe aykırı rapor durumundan haberdar olmasına rağmen çelişkileri gidermek maksadıyla bir rapor aldırmadığını veya keşif yaptırmadığını tespit etmiştir. İlaveten, HMK m. 375/1(e) hükmü uyarınca, ifadesi karara esas alınan tanığın sonradan yalan tanıklık yaptığının sabit olması halinde bunun bir yargılamanın iadesi sebebi olduğunun altı çizilmiştir. Mahkeme, Hukuk Genel Kurulu'nun 2022/11-800 E. Sayılı kararına atıfta bulunarak, aynı somut olay ve hukuksal duruma ilişkin açılan davalarda çelişkili sonuçlara ulaşılmasının, hukuk devleti ilkesinin unsurlarından olan hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine ters düşeceğini ve dolayısıyla Anayasa m. 36 ile güvence altına alınan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edilmesi sonucunu doğuracağını belirtilmiştir. Bu doğrultuda, tenfizi istenen yabancı hakem kararının kamu düzenine aykırı olduğuna hükmedilmiş ve dava reddedilmiştir. 

İşbu karar neticesinde, her ne kadar doğrudan uyuşmazlık konusu maddi olay ile ilgili olmasa da tahkim yargılamasındaki tanık ve uzmanların güvenilirliğini tartışmaya açan hususların, kamu düzeni kapsamında yorumlanabileceği anlaşılmaktadır. [İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/181, K. 2023/484, T. 22.06.2023]

Yukarıda alıntılanan kararlar yanı sıra, Yargıtay ve bölge adliye mahkemelerinin birçok kararında tahkimin önde gelen ilkelerinden revision au fond prensibinin istikrarlı bir şekilde uygulandığı ve mahkemelerin esasa girmekten kaçındığı görülmektedir. Bu yöndeki birçok kararda mahkemeler tarafından, uyuşmazlığın taraflarının, uyuşmazlık hakkında karar verme yetkisini hakemlere verdiği durumlarda, uygulanacak hukuk kurallarının tespiti, yorumu ve doğru uygulanıp uygulanmadığı gibi tartışmaların yapılamayacağını, eş deyişle mahkemelerin, kamu düzenine aykırılık kapsamında dahi esasa ilişkin bir denetleme yapmasının mümkün olmadığı vurgulanmıştır.

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

See More Popular Content From

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More