- in Turkey
- with readers working within the Banking & Credit and Insurance industries
- within Privacy, Technology and Finance and Banking topic(s)
Anayasa Mahkemesi (“Mahkeme”), 12.02.2026 tarihli ve E.2024/187, K.2026/42 sayılı kararıyla, e-ticaret alanında aracı hizmet sağlayıcıların tüketiciye karşı sorumluluğunu sınırlayan iki önemli kanun hükmünü Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir. Karara konu uyuşmazlık, bir tüketicinin e-ticaret platformu üzerinden satın aldığı ayıplı mal nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü manevi zararın tazminini talep ettiği bir davadan kaynaklanmaktadır.
Karar, 02.06.2026 tarihli ve 33268 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Mahkeme, iptal kararlarının derhal yürürlüğe girmesi halinde doğabilecek hukuki boşluğu dikkate alarak yürürlük tarihini ertelemiş; iptal hükümlerinin yayım tarihinden dokuz ay sonra, 02.03.2027 tarihinde yürürlüğe girmesine karar vermiştir.
Karar, e-ticaret pazar yerlerinin hukuki konumuna ilişkin mevcut yaklaşımın yeniden değerlendirilmesi bakımından önem taşımaktadır. Zira günümüzde birçok platform; ödeme süreçleri, kampanya yönetimi, satıcı kabulü, müşteri ilişkileri ve bazı hallerde lojistik süreçleri üzerinde aktif rol üstlenmektedir. Tüketiciler de çoğu zaman işlemi yalnızca satıcının kimliğine değil, platformun yarattığı güvene dayanarak gerçekleştirmektedir.
1. Mevcut Düzenleme ve İptalin Kapsamı
Türk hukukunda internet üzerinden yapılan tüketici işlemleri bakımından iki düzenleme öne çıkmaktadır. Bunlardan ilki, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’dur (“TKHK”). TKHK’nın 48. maddesi, tarafların aynı anda fiziksel olarak bir araya gelmeden kurduğu mesafeli sözleşmeleri düzenlemektedir. Bu madde kapsamında aracı hizmet sağlayıcılar, tüketicilerin talep ve bildirimlerini iletebilmelerine elverişli bir sistemi kurmak ve belirli hallerde satıcı veya sağlayıcı ile birlikte sorumlu olmakla yükümlüdür.
Bununla birlikte TKHK m. 48/6-d, aracı hizmet sağlayıcının satıcı veya sağlayıcı adına bedel tahsil ettiği hallerde dahi, ayıplı mala ilişkin seçimlik hakların kullanımında aracı hizmet sağlayıcının sorumluluğunu dışarıda bırakmaktaydı. Bu seçimlik haklar, genel olarak ürünün iadesi, bedel indirimi, ücretsiz onarım veya ayıpsız misliyle değişim gibi hakları kapsamaktadır.
İkinci düzenleme, 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’dur (“Elektronik Ticaret Kanunu”). Elektronik Ticaret Kanunu m. 9/1, başka kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça aracı hizmet sağlayıcının, hizmet sağlayıcı tarafından sunulan içerik ve bu içeriğe konu mal veya hizmetle ilgili hukuka aykırı hususlardan sorumlu olmayacağını öngörmekteydi.
Mahkeme, TKHK m. 48/6-d’de yer alan “...ile 11 inci...” ibaresini iptal etmiştir. Elektronik Ticaret Kanunu m. 9/1 ise tüm elektronik ticaret ilişkileri bakımından değil, yalnızca tüketici sözleşmeleri yönünden iptal edilmiştir.
2. Mahkeme’nin İncelediği Temel Sorun
Kararın merkezindeki mesele, e-ticaret platformlarının her durumda satıcı gibi sorumlu olup olmayacağı değildir. Asıl mesele, aracı hizmet sağlayıcının somut işlemdeki rolü dikkate alınmadan, tüketicinin bu kişilere karşı doğrudan talepte bulunmasının her durumda engellenip engellenemeyeceğidir.
Mahkeme’ye göre iptal edilen hükümler, aracı hizmet sağlayıcının yalnızca teknik ve pasif bir rol üstlendiği haller ile satış sürecinde aktif rol oynadığı halleri birbirinden ayırmamaktaydı. Bu durum, özellikle satıcıya ulaşılamadığı, satıcının faaliyetini sonlandırdığı veya tüketicinin zararını karşılayamadığı hallerde tüketici bakımından etkili korumayı zayıflatabilecek niteliktedir.
3. Mahkeme’nin Değerlendirmesi
Mahkeme, tüketicinin ödediği bedelin ekonomik bir değer olduğunu ve Anayasa’da güvence altına alınan mülkiyet hakkı kapsamında korunması gerektiğini belirtmiştir. Bu nedenle devletin yükümlülüğü, tüketiciye yalnızca teorik haklar tanımakla sınırlı değildir. Devlet, tüketicinin malvarlığı değerlerini koruyacak ve uğradığı zararın giderilmesini sağlayacak etkili hukuki mekanizmalar da oluşturmalıdır.
Kararda Anayasa’nın 172. maddesine de özel önem verilmiştir. Bu madde uyarınca devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler almakla yükümlüdür. Mahkeme’ye göre dijital ticaretin yapısı dikkate alındığında, bu yükümlülük tüketicinin haklarını fiilen kullanabilmesini sağlayacak dengeli bir sorumluluk sistemi kurulmasını gerektirir.
Mahkeme ayrıca aktif ve pasif aracı hizmet sağlayıcı ayrımına dikkat çekmiştir. Bazı platformlar yalnızca alıcı ile satıcı arasında teknik iletişim imkânı sağlayabilir. Buna karşılık bazı platformlar satışa konu mal veya hizmet hakkında bilgi sahibi olabilir, bunlar üzerinde kontrol kurabilir, satıcıların veya hizmet sunanların niteliklerini belirleyebilir ve sunulan mal veya hizmetin kalitesinin değerlendirilmesinde etkin rol oynayabilir.
Mahkeme’ye göre karşılaştırmalı hukukta “güvenli liman” olarak adlandırılan sorumsuzluk yaklaşımı esasen teknik, otomatik ve pasif şekilde hizmet sunan aracılar bakımından kabul edilmektedir. Buna karşılık, aracı hizmet sağlayıcının ekonomik ilişkide aktif rol oynadığı hallerde aynı geniş sorumsuzluk rejiminin uygulanması tüketiciyi korumasız bırakabilir.
Bu gerekçelerle Mahkeme, iptal edilen kuralların tüketici ile aracı hizmet sağlayıcı arasındaki menfaat dengesini tüketici aleyhine bozduğu sonucuna varmıştır. Mahkeme’ye göre tüketicinin aracı hizmet sağlayıcıya karşı doğrudan talepte bulunmasının her durumda engellenmesi, tüketiciye aşırı külfet yüklemekte ve devletin mülkiyet hakkı ile tüketicinin korunmasına ilişkin pozitif yükümlülükleriyle bağdaşmamaktadır.
4. Karşıoyun Yaklaşımı
Karşıoyda farklı bir değerlendirme yapılmıştır. Buna göre mevcut mevzuat, tüketicileri tamamen korumasız bırakmamaktadır. Aracı hizmet sağlayıcılar halihazırda ön bilgilendirme, kayıt tutma, teslim veya ifa, cayma hakkı, satıcı onayı olmaksızın düzenlenen kampanyalar ve aracılık sözleşmesine aykırı uygulamalar gibi birçok konuda sorumlu tutulmaktadır.
Karşıoya göre ayıplı maldan doğan temel sorumluluk satıcı, üretici ve ithalatçı üzerinde kalmalıdır. Aracı hizmet sağlayıcıların ayıplı mal hükümlerinden geniş şekilde sorumlu tutulması, platformların mali risklerini artırabilir. Bu risklerin satıcılara ve nihayetinde tüketicilere daha yüksek fiyatlar olarak yansıması, hatta bazı platformların piyasadan çekilmesi ve rekabetin zayıflaması söz konusu olabilir.
Karşıoya göre ayıplı maldan doğan temel sorumluluk satıcı, üretici ve ithalatçı üzerinde kalmalıdır. Aracı hizmet sağlayıcıların ayıplı mal hükümlerinden geniş şekilde sorumlu tutulması, platformların mali risklerini artırabilir. Bu risklerin satıcılara ve nihayetinde tüketicilere daha yüksek fiyatlar olarak yansıması, hatta bazı platformların piyasadan çekilmesi ve rekabetin zayıflaması söz konusu olabilir.
5. Kararın Olası Etkileri
Karar, e-ticaret platformlarının her ayıplı mal veya hukuka aykırı içerik nedeniyle otomatik olarak sorumlu olacağı anlamına gelmemektedir. Bununla birlikte karar, “yalnızca aracı olma” savunmasının tüketici sözleşmeleri bakımından her durumda mutlak bir koruma sağlamayacağını göstermektedir.
Bundan sonra aracı hizmet sağlayıcının somut işlemdeki rolü daha önemli hale gelecektir. Ödeme sürecinin kim tarafından yönetildiği, satıcının platforma kabul süreci, ürünün platformda nasıl sunulduğu, tüketici şikayetlerinin nasıl ele alındığı ve aracı hizmet sağlayıcının ürün veya hizmet üzerinde bilgi ya da kontrol sahibi olup olmadığı gibi unsurlar sorumluluk değerlendirmesinde önem kazanabilecektir.
İptal hükümleri yürürlüğe girmeden önce, tüketicinin korunması ile e-ticaret piyasasının sağlıklı işlemesi arasında denge kuran yeni bir sorumluluk modelinin kanun koyucu tarafından ele alınması gündeme gelebilecektir. Bu modelin aktif ve pasif aracı hizmet sağlayıcı ayrımını dikkate alması önem taşımaktadır.
Aracı hizmet sağlayıcılar bakımından karar; satıcı kabul ve doğrulama süreçlerinin, ürün güvenliği kontrollerinin, tüketici şikayet ve iade mekanizmalarının, satıcı sözleşmelerinin, teminat ve rücu hükümlerinin gözden geçirilmesini gerekli kılabilir. Satıcılar açısından ise daha sıkı belge kontrolü, ek sözleşmesel yükümlülükler ve daha ayrıntılı denetim süreçleri gündeme gelebilir.
Tüketiciler bakımından kararın en önemli sonucu, özellikle satıcıya ulaşılamadığı veya satıcının zararı karşılayamadığı hallerde başvurulabilecek muhatapların genişleyebilme ihtimalidir.
6. Sonuç
Mahkeme’nin kararı, e-ticaret pazar yerlerinin tüketiciye karşı sorumluluğu bakımından önemli bir dönüm noktası niteliğindedir. Karar, dijital platformların her durumda yalnızca pasif ve teknik aracılar olarak kabul edilemeyeceğini; özellikle işlemde aktif rol oynadıkları hallerde tüketicinin korunması bakımından daha dengeli bir sorumluluk rejimine ihtiyaç bulunduğunu ortaya koymaktadır.
Bu nedenle karar, yalnızca tüketici hukuku açısından değil, e-ticaret şirketlerinin iş modelleri, platform sözleşmeleri ve uyum süreçleri bakımından da yakından takip edilmesi gereken önemli bir gelişmedir.
The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.