ARTICLE
10 July 2026

Karanlık Tasarımların Türk Hukukundaki Yeri: 2026 Ticari Reklam Ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği Değişiklikleri Işığında Güncel Bir Değerlendirme

Universal Hukuk | Law & Consultancy

Contributor

Specializing in electronic money and payment systems, cryptographic technologies, corporate, insurance, healthcare, health tourism, automotive, and IT law, Universal Law & Consultancy delivers customized legal solutions for businesses and individuals. Our experienced attorneys provide reliable guidance with a commitment to excellence, confidentiality, and client satisfaction on a global scale.
Dijital ortamlarda kullanıcıları manipüle eden karanlık tasarımlar, Türk hukukunda haksız ticari uygulama rejimi içinde nasıl konumlanmaktadır? 2026 Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği değişiklikleri, hedefli reklamcılık, yapay zeka kullanımı ve indirimli satış reklamları gibi alanlarda hangi yeni şeffaflık yükümlülükleri getirmektedir?
Turkey Consumer Protection
Feride Hilal İmal’s articles from Universal Hukuk | Law & Consultancy are most popular:
  • with readers working within the Banking & Credit industries
Universal Hukuk | Law & Consultancy are most popular:
  • within Corporate/Commercial Law, Strategy, Media, Telecoms, IT and Entertainment topic(s)
  1. Giriş

Karanlık tasarımlar, dijital ortamlarda kullanıcıların karar verme süreçlerini manipüle eden, onları kendi menfaatlerine aykırı satın alma, abonelik, veri paylaşımı veya reklam tercihleri yapmaya yönlendiren arayüz uygulamalarıdır. Türk hukukunda karanlık tasarım kavramı kanun düzeyinde bağımsız bir kurum olarak düzenlenmemiştir. Bununla birlikte 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği, kişisel verilerin korunması hukuku ve Reklam Kurulu uygulaması birlikte değerlendirildiğinde, karanlık tasarımların özellikle haksız ticari uygulama ve aldatıcı ticari uygulama rejimi içinde konumlandığı görülmektedir. 2022 yılında Yönetmelik’e eklenen yönlendirici arayüz tasarımlarına ilişkin hüküm, karanlık tasarımların Türk hukukundaki en açık dayanağını oluşturmuştur. 1 Temmuz 2026 tarihli Yönetmelik değişiklikleri ise hedefli reklamcılık, yapay zekâ ile oluşturulan reklamlar, indirimli satış reklamları, tüketici değerlendirmeleri, çevresel beyanlar ve sosyal medya etkileyicileri aracılığıyla yapılan reklamlar bakımından yeni şeffaflık ve yasak hükümleri getirerek karanlık tasarım tartışmasını daha geniş bir dijital tüketici koruması alanına taşımıştır.

Dijital pazarlarda tüketici artık yalnızca reklam metinleriyle veya klasik satış açıklamalarıyla karşılaşmamaktadır. Tüketicinin karar alma süreci; arayüz tasarımı, butonların konumu, seçeneklerin renkleri, önceden seçili kutucuklar, çerez panelleri, kişiselleştirilmiş reklamlar, yapay zekâ ile oluşturulan görseller, influencer içerikleri, tüketici yorumları ve algoritmik öneriler aracılığıyla şekillenmektedir. Bu nedenle dijital ortamda tüketici iradesinin korunması, yalnızca yanlış bilgi verilmesinin engellenmesiyle sınırlı değildir. Bilginin nasıl sunulduğu, hangi seçeneğin öne çıkarıldığı, tüketicinin hangi davranışa yönlendirildiği ve reddetme/çıkma imkânının ne kadar kolay olduğu da hukuki denetimin konusu haline gelmiştir.

Karanlık tasarımlar bu dönüşümün en dikkat çekici örneklerinden biridir. Karanlık tasarımlar, dijital ortamlarda kullanıcıları manipüle etmek amacıyla oluşturulan ve onları kendi çıkarlarına uygun olmayan seçimlere yönlendiren aldatıcı arayüzler olarak tanımlanmaktadır. Bu tasarımlar; önemli bilgilerin gizlenmesi, tüketiciyi yanıltan kelime oyunlarının kullanılması, bazı seçeneklerin görsel olarak öne çıkarılması veya tüketiciye duygusal baskı uygulanması gibi yöntemlerle ortaya çıkmaktadır.

Türk hukukunda karanlık tasarımların yeri, uzun süre genel haksız ticari uygulama hükümleri içinde değerlendirilmiştir. Ancak 2022 yılında Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’ne eklenen düzenleme ile internet ortamında yönlendirici arayüz tasarımları, seçenekler veya ifadeler yoluyla tüketicinin karar verme ya da seçim yapma iradesinin olumsuz etkilenmesi aldatıcı ticari uygulama örnekleri arasına alınmıştır. Yönetmelik’te “karanlık tasarım” kavramı lafzen kullanılmamakla birlikte, bu düzenlemeyi uygulayan Reklam Kurulu kararlarında kavram açıkça zikredilmektedir.

1 Temmuz 2026 tarihinde 33297 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik değişiklikleri ise karanlık tasarım tartışmasını daha da güncel hale getirmiştir. Değişikliklerle hedefli reklamcılık, yapay zekâ ile oluşturulan reklamlar, sosyal medya etkileyicileri aracılığıyla yapılan tanıtımlar ve indirimli satış reklamları dahil birçok alanda yeni kurallar getirilmiştir. Bu düzenlemeler 1 Ağustos 2026 tarihinde yürürlüğe girecektir.

  1. Türk Hukukunda Karanlık Tasarımların Normatif Dayanağı

Karanlık tasarımların Türk hukukundaki temel dayanağı 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’dir. 6502 sayılı Kanun, ticari reklamların tüketiciyi aldatıcı veya yanıltıcı nitelikte olmasını yasaklamakta; haksız ticari uygulamalara ilişkin hükümlerle de tüketicinin ekonomik davranışını bozan uygulamaları hukuka aykırı kabul etmektedir.

Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği bakımından ise karanlık tasarımlar özellikle üç kavram etrafında değerlendirilmelidir: mesleki özen, ortalama tüketici ve ekonomik davranışın önemli ölçüde bozulması. Karanlık tasarımda satıcı veya sağlayıcı, dijital arayüzü tüketicinin bilinçli karar verme yeteneğini zayıflatacak biçimde kurgular. Bu nedenle tüketicinin ekranda bir butona tıklamış olması tek başına yeterli görülmemelidir. Asıl mesele, tüketicinin bu tercihi hangi arayüz koşulları altında yaptığıdır.

Karanlık tasarımların haksız ticari uygulama rejimi içinde değerlendirilmesi isabetlidir. Çünkü karanlık tasarımda çoğu kez ticari uygulama, mesleki özen eksikliği ve ortalama tüketicinin davranışının bozulması koşulları bir arada bulunur. Karanlık tasarımlar mevcut hukuki düzenlemeler arasında özellikle haksız ticari uygulamalara dair mevzuatta öne çıkar. Zira haksız ticari uygulamanın unsurları karanlık tasarımlarda da mevcuttur.

Bu bağlamda Türk hukukundaki temel ilke şudur: Tüketiciye seçim hakkı tanınmış gibi görünmesi yeterli değildir. Seçim hakkının gerçek, anlaşılır, kolay kullanılabilir ve satıcı/sağlayıcı lehine manipüle edilmemiş olması gerekir. “Kabul et” seçeneği belirgin, “reddet” seçeneği görünmez ise; abonelik başlatmak kolay, iptal etmek güç ise; tüketiciye ücretsiz deneme sunulurken ödeme bilgisi zorunlu tutuluyorsa veya indirim iddiası gerçekte olmayan bir referans fiyata dayanıyorsa, burada şekli rızadan ziyade yönlendirilmiş bir tüketici davranışı söz konusudur.

  1. 2026 Yönetmelik Değişikliklerinin Karanlık Tasarımlar Bakımından Önemi

2026 Yönetmelik değişiklikleri, doğrudan “karanlık tasarım” başlığı altında yapılmamış olsa da karanlık tasarım hukukunun kapsamını genişleten hükümler içermektedir. Bu değişiklikler özellikle dört başlık altında önem taşımaktadır: hedefli reklamcılık, yapay zekâ ve deepfake reklamlar, indirimli satış reklamları ve tüketici değerlendirmeleri.

3.1. Hedefli reklamcılık ve şeffaflık yükümlülüğü

Yönetmelik değişikliği, hedefli reklamcılığı Türk reklam hukuku bakımından açık biçimde görünür hale getirmiştir. Tüketicilerin çevrimiçi davranışları ve kişisel verilerinin analiz edilerek belirli kişi veya gruplara özel reklam içerikleri sunulmasına ilişkin düzenleme yapılmış; reklam verenlerin, reklamın hangi kriterler kullanılarak tüketiciye gösterildiğine ve bu kriterlerin nasıl değiştirilebileceğine ilişkin doğrudan ve kolay erişilebilir bilgileri sunmaları şart koşulmuştur.

Bu değişiklik karanlık tasarımlar bakımından son derece önemlidir. Çünkü hedefli reklamcılık çoğu zaman tüketicinin fark etmediği veri işleme ve profilleme süreçleriyle çalışır. Tüketici, belirli bir reklamı neden gördüğünü, hangi verilerinin kullanıldığını veya bu tercihleri nasıl değiştirebileceğini bilmiyorsa, reklam deneyimi şeffaf olmaktan çıkar. Bu durum, tüketicinin bilgi asimetrisi içinde yönlendirildiği bir dijital ticari uygulamaya dönüşebilir.

Yeni düzenleme ile hedefli reklamcılıkta “reklam kriterlerini açıklama” yükümlülüğü, karanlık tasarımlara karşı önleyici bir araç haline gelmektedir. Ancak düzenlemenin etkinliği, bilginin gerçekten görünür ve anlaşılır biçimde sunulmasına bağlı olacaktır. Eğer reklam kriterleri uzun, karmaşık ve erişilmesi zor menülere gömülürse, şeklen bilgilendirme yapılmış olsa bile karanlık tasarım riski devam eder.

3.2. Çocuklara yönelik profilleme yasağı

Yönetmelik değişikliğiyle çocuklara yönelik olarak kişisel verilere dayalı profilleme yöntemleri kullanılarak hedefli reklam yapılması yasaklanmıştır. Bu yasak, karanlık tasarımlar bakımından özel bir koruma alanı yaratmaktadır. Çocuk tüketiciler, dijital arayüzler karşısında yetişkinlere göre daha savunmasızdır. Oyunlaştırılmış reklamlar, kişiselleştirilmiş öneriler, renkli butonlar, sanal karakterler ve influencer içerikleri çocukların karar alma süreçlerini daha kolay etkileyebilir.

Bu nedenle çocuklara yönelik profilleme yasağı, yalnızca veri koruma hukuku bakımından değil, tüketici iradesinin korunması bakımından da önemlidir. Karanlık tasarımların temelinde kullanıcının davranışsal zayıflıklarından yararlanılması bulunduğundan, çocuklara yönelik kişisel veriye dayalı reklamcılık daha ağır bir manipülasyon riski taşır.

3.3. Yapay zekâ ile oluşturulan reklamlar ve deepfake yasağı

Yönetmelik değişikliği, yapay zekâ ile oluşturulan reklamlar bakımından da yeni yükümlülükler getirmiştir. Reklamlarda yapay zekâ teknolojileri kullanılarak insandan ayırt edilemeyecek dijital karakterlere yer verilmesi halinde bunun açık, anlaşılır ve ayırt edilebilir şekilde belirtilmesi zorunlu tutulmuştur. Ayrıca gerçek bir kişinin yapay zekâ teknolojileriyle oluşturulan dijital kopyasının, bir mal veya hizmeti bizzat deneyimlediği ya da tavsiye ettiği izlenimini veren reklamların yapılması yasaklanmıştır.

Değişiklik yalnızca yapay zekâ sistemlerini değil, tüketicinin ekonomik davranışını önemli ölçüde etkileyebilecek içeriklerin oluşturulmasında kullanılan “başka yazılımları” da kapsayabilecek şekilde geniş kaleme alınmıştır. Bu yönüyle hükmün uygulamada geniş yorumlanması gerekir.

Bu düzenleme, karanlık tasarımların geleceği bakımından kritik önemdedir. Çünkü yapay zekâ destekli içerikler, tüketicide gerçeklik algısı yaratma gücüne sahiptir. Bir dijital karakterin gerçek insan gibi konuşması, bir kişinin yapay kopyasının ürünü deneyimlemiş gibi sunulması veya görsel gerçekliğin manipüle edilmesi, tüketicinin güven duygusunu doğrudan etkiler. Bu nedenle yeni düzenleme, yalnızca reklamın içeriğini değil, reklamın gerçeklik algısını da denetim altına almaktadır.

3.4. İndirimli satış reklamları, sadakat programları ve sahte aciliyet

Yönetmelik değişikliğiyle indirimli satış reklamlarında da önemli yenilikler yapılmıştır. Koşullu satış reklamları da indirimli satış reklamlarına ilişkin kurallara tabi tutulmuş; indirimli satış reklamlarında, indirimin başlangıç tarihinden önceki son on gün içinde uygulanan en düşük fiyatın indirimden önceki fiyat olarak gösterilebileceği belirtilmiştir. Meyve ve sebze gibi çabuk bozulabilen mallar ile hizmetlere ilişkin reklamlarda ise indirimli fiyattan bir önceki fiyat esas alınacaktır.

Bu düzenlemeyle tüketicilerin kolaylıkla erişebildiği veya kullanabildiği sadakat programlarına ilişkin reklamların da indirimli satış reklamlarına ilişkin kurallara tabi olacağı ilk kez açıkça düzenlenmiş; koşullu satış kampanyaları da bu kapsama alınmıştır. Bununla birlikte “kolaylıkla erişilebilir veya kullanılabilir” sadakat programı ifadesinin sınırlarının uygulamada tartışma yaratabileceği vurgulanmaktadır.

Bu değişiklikler karanlık tasarımlar bakımından önemlidir; çünkü sahte indirim, sahte aciliyet ve sahte kıtlık uygulamaları dijital pazarlarda yaygın karanlık tasarım türlerindendir. Tüketiciye “son fırsat”, “bugüne özel”, “sadece üyeler için”, “sepette indirim” veya “500 TL üzeri alışverişe özel” gibi ifadelerle yönlendirme yapılırken, referans fiyatın gerçekte ne olduğu açık değilse tüketici ekonomik davranışını sağlıklı biçimde oluşturamaz. Yeni düzenlemeler, fiyat bilgisinin manipülasyon aracı olarak kullanılmasını sınırlamaya yöneliktir.

3.5. Tüketici değerlendirmeleri ve sosyal kanıt

Yeni düzenlemeyle satın alım sürecine ilişkin doğrulama yapılmasının mümkün olmadığı mecralardan alınan tüketici değerlendirmeleri yayımlanamayacak; değerlendirmelerin mal, hizmet, teslimat, satıcı veya sağlayıcı gibi farklı başlıklar altında ayrı ayrı yayımlanması durumunda bunların tümüne aynı alanda açık, anlaşılır, ayırt edilebilir ve kolay erişilebilir şekilde yer verilmesi zorunlu olacaktır.

Bu düzenleme, “sahte sosyal kanıt” türündeki karanlık tasarımlara karşı doğrudan bir müdahaledir. Tüketici yorumları, puanlar ve derecelendirmeler dijital pazarlarda satın alma kararını ciddi biçimde etkiler. Gerçek kullanıcı deneyimine dayanmayan veya seçici biçimde yayımlanan yorumlar, tüketicide yanlış güven duygusu yaratabilir. Bu nedenle yeni düzenleme, tüketici yorumlarının yalnızca reklam unsuru değil, tüketicinin ekonomik davranışını belirleyen kritik bir karar verisi olduğunu kabul etmektedir.

Sonuç

Karanlık tasarımlar, Türk hukukunda artık yalnızca 2022 yılında Yönetmelik ekine giren yönlendirici arayüz tasarımları hükmüyle sınırlı değerlendirilemez. 2026 Yönetmelik değişiklikleri, bu alanı hedefli reklamcılık, yapay zekâ, deepfake, indirimli satış reklamları, sadakat programları, koşullu satış kampanyaları, tüketici değerlendirmeleri ve influencer reklamları gibi birçok dijital pazarlama pratiğine genişletmiştir.

Bu değişiklikler, Türk reklam hukukunda üç eğilimi göstermektedir. Birincisi, reklam hukukunun artık yalnızca reklam metnini değil, reklamın sunulduğu teknolojik altyapıyı ve arayüzü de denetlediğidir. İkincisi, tüketicinin ekonomik davranışını etkileyen kişisel veri kullanımı ve profilleme süreçlerinin reklam hukuku bakımından da görünür hale geldiğidir. Üçüncüsü, doğrulanabilirlik ve şeffaflık yükümlülüklerinin giderek merkezi hale gelmesidir.

Kanaatimizce yeni dönemde karanlık tasarımlarla mücadelede şu ölçütler öne çıkacaktır: Tüketiciye sunulan seçenekler görsel ve işlevsel olarak simetrik olmalı, hedefli reklamların neden gösterildiği açıkça belirtilmeli, yapay zekâ ile oluşturulan gerçekçi içerikler ayırt edilebilir olmalı; indirim iddiaları gerçek ve ispatlanabilir fiyatlara dayanmalı, tüketici yorumları doğrulanabilir olmalı, çocuklar profilleme temelli reklamcılıktan korunmalıdır.

Sonuç olarak 2026 değişiklikleri, karanlık tasarımların Türk hukukundaki yerini güçlendirmiş ve bu konuyu yalnızca “buton tasarımı” veya “abonelik iptali” sorunu olmaktan çıkararak dijital reklam ekosisteminin tamamını ilgilendiren bir tüketici koruma meselesine dönüştürmüştür.

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

[View Source]

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More