- with readers working within the Banking & Credit industries
- within Antitrust/Competition Law topic(s)
21.05.2026 tarihli Resmî Gazete’de; 26.02.2026 tarihli, 2026/49 E. 2026/48 K. Sayılı Anayasa Mahkemesi Kararı (“Karar”) yayımlanmıştır. İşbu Karar’da, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (“HMK” veya “Kanun”) 362. Maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinin “istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hali” hükmünün Anayasa’ya aykırı olup olmadığı değerlendirilmiştir.
I. İTİRAZ KONUSUNUN ÖZETİ
Yüksek Mahkemeye itiraz konusu yapılan husus; idarenin mecburi hizmet ile orantılı yetiştirme bedeli talebine karşı açılan menfi tespit davasının istinaf incelemesinde itiraz konusu hükmün Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasına ilişkindir.
Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kuralla, uyuşmazlığın miktarı veya değeri esas alınmak suretiyle temyiz yoluna başvurulup başvurulamayacağının belirlendiği ancak istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü halinde istinaf mahkemesi kararının ilk derece mahkemesi kararından farklı bir karar olması itibarıyla ilk kez verilmiş bir karar olduğu ve kural gereğince de kesin olduğu, bu durumun adil yargılanma hakkı kapsamında hükmün denetlenmesi imkanını ortadan kaldırdığı belirtilerek kuralın Anayasa kapsamında düzenleme altına alınan hak arama hürriyetine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
II. İTİRAZIN DEĞERLENDİRİLMESİ
Bilindiği üzere; HMK’nın 361.maddesi temyiz edilebilen kararları, 362. Maddesi ise temyiz edilemeyen kararları düzenlemektedir. Temyiz edilemeyen kararları düzenleyen HMK 362. Maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde miktar veya değeri kırk bin Türk lirasını (bu tutar dahil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar da sayılmıştır. Buna göre, madde hükmünde belirtilen parasal sınır her sene güncellenmekte olup 01.01.2026 tarihi itibari ile bölge adliye mahkemesi ilgili hukuk daireleri tarafından verilen miktar veya değeri 682.000-TL’yi geçmeyen ve esas hakkında verilen ret kararlarına ya da diğer kararlara karşı temyiz yoluna başvurulamayacaktır.
Anayasa Mahkemesi, itiraz konusunu, “istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hali” yönünden değerlendirmiştir. Anayasa Mahkemesi, işbu Karar’da 27/03/2025 tarihli E.2024/189, K.2025/83 sayılı kararında (“Emsal Karar”) yapmış olduğu değerlendirmelere atıfta bulunmuştur. Anılan Emsal Karar incelendiğinde, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (“İYUK”) 45. Maddesinin (6) numaralı fıkrasının bölge idare mahkemelerinin İYUK 46. maddesine göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğunu hükme bağlayan birinci cümlesi, “istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hali” yönünden incelenmiş ve söz konusu cümlenin Anayasa’nın 13. ve 36. Maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.
Bahse konu Emsal Karar’da; bölge idare mahkemelerinin görevi kapsamında vereceği kararların kapsamının ilgili kanunlarla düzenlendiği ve dolayısıyla cümle kapsamında hangi kararların yer aldığının belirli olduğu, bu yönüyle kanunilik şartını sağladığı belirtilmiştir. Buna ek olarak, bölge idare mahkemesinin bazı kararlarının kesin olmasının, makul sürede yargılanma hakkı ve usul ekonomisi gereği meşru bir amaca hizmet ettiği de vurgulanmıştır.
Emsal Karar’da aynı zamanda Danıştay’ın iş yükünün hafifletilmesi amacıyla belirli bir önem derecesine sahip olmayan davalarda bölge idare mahkemesi kararlarının kesin olmasının, kural olarak hükmün denetlenmesini talep etme hakkına aykırılık teşkil etmeyeceği belirtilmiştir. Kararla birlikte; temyiz yolu kapalı olan bu davalarda, bölge idare mahkemesince istinaf başvurusu kabul edilip ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak işin esası hakkında yeni bir karar verilmesi hâlinde, kurulan bu yeni hükme karşı temyiz yoluna başvurulamamasının hükmün denetlenmesini talep etme hakkını ihlal edebileceği ifade edilmiştir.
Emsal kararda ayrıca; miktar veya değeri itibarıyla temyiz sınırının altında kalan davalarda, bölge idare mahkemesince verilen esasa ilişkin kararların doğuracağı sonuçların önemsiz sayılamayacağı belirtilmiştir. İYUK'un 46. maddesinin ise, istinaf merciine bu sonuçların önemini dikkate alarak temyiz incelemesine gerek olup olmadığını değerlendirme imkânı tanımaksızın, temyiz yolunu tamamen ortadan kaldırdığı değerlendirilmiştir. Anayasa Mahkemesi, bu tür bir sınırlamanın makul sürede yargılanma ve usul ekonomisine katkı sunabileceğini ancak Danıştayın içtihat mahkemesi olma vasfını geliştirecek nitelikte bir tedbir olmadığını belirtmiştir. Bu kapsamda, davaların makul sürede ve en az giderle sonuçlandırılması için daha hafif bir sınırlama yapılabilecek iken bölge idare mahkemelerinin İYUK m.45 ve 46 hükümlerinde belirtilen uyuşmazlıklar dışında kalan uyuşmazlıklara ilişkin kararların tamamının kesin olduğunun öngörülmesi “istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hali” yönünden hükmün denetlenmesini talep etme hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirdiği sonucuna varılmıştır.
Emsal Karar’da bahsedilen gerekçeler doğrultusunda, Anayasa Mahkemesi, 2026 yılı itibarıyla miktar veya değeri 682.000-TL’yi geçmeyen davalar hakkında bölge adliye mahkemeleri ilgili hukuk daireleri tarafından verilen kararlara karşı temyiz kanun yoluna başvurulamayacağını öngören itiraz konusu kuralın “istinaf talebinin kısmen veya tümden kabulü hali” yönünden Anayasa’nın 13. ve 36. Maddelerine aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.
III. SONUÇ
Yapılan değerlendirmeler ışığında Anayasa Mahkemesi, 2026 yılı itibarıyla miktar veya değeri 682.000-TL’yi geçmeyen davalar hakkında bölge adliye mahkemeleri ilgili hukuk daireleri tarafından verilen kararlara karşı temyiz kanun yoluna başvurulamayacağını öngören itiraz konusu kuralın hükmün denetlenmesini talep etme hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirdiği sonucuna varmıştır.
İşbu Karar ile birlikte, dava değeri 2026 yılı parasal sınırının altında kalsa bile, bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kısmen veya tamamen kabul ederek değiştirdiği durumlarda, aleyhine karar verilen taraf Yargıtay’a temyiz başvurusunda bulunabilecektir.
Kararda yürürlük tarihi belirlenmediğinden iptal kararının Resmi Gazetede yayım tarihi olan 21.05.2026 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle güncel olarak devam eden davalarda, istinaf isteminin kısmen veya tamamen kabulü üzerine verilen yeni karara karşı miktar sınırlaması olmaksızın temyiz yoluna başvurulabilecektir. İptal kararının Yargıtay’ın iş yükünü artıracak olması öngörülmekle birlikte, istinaf incelemesi sonucunda verilen yeni kararın Temyiz Mahkemesince denetlenecek olması nedeniyle adil yargılanma hakkına uygun olduğu değerlendirilmektedir.
The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.
[View Source]