- within Privacy, Technology and Finance and Banking topic(s)
- Giriş: Bilirkişi Raporuna İtiraz ve Usuli Kazanılmış Hak
Uyuşmazlığın çözümü bakımından önem taşıyan ve doğruluğunun anlaşılabilmesi hukuki bilgi dışında özel ya da teknik bilgiyi gerektiren bir vakıa ya da iddianın anlaşılabilmesi için görüş ve değerlendirmesine başvurulan kişiye bilirkişi, bu kişi tarafından konu hakkında hazırlanan rapora ise bilirkişi raporu denir. Medeni usul hukuku anlamında delil olan, söz konusu bu bilirkişi raporudur.1
Taraflar, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m.281 ve devamında düzenlendiği üzere, bilirkişi raporunun kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içinde itirazlarını ileri sürmek, ek rapor talep etmek veya yeni bir bilirkişi atanmasını istemekle yükümlüdür.
"Usuli kazanılmış hak" (usuli müktesep hak) ise; bültenimize konu kararda (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06.05.2026 tarihli ve E. 2026/10-129, K. 2026/299 sayılı karar) da yer aldığı tanımı ile, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Bu kurum davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir.
Zaman zaman yargılamalarda ve usul uygulamalarında, bir tarafın kendisine tebliğ edilen bilirkişi raporuna yasal süresi içinde itiraz etmemesi halinde, o rapordaki verilerin ve hesaplama yönteminin karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşturup oluşturmadığı konusunda farklı yargı kararları ortaya çıkmıştır ve 06.05.2026 tarihli güncel Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında da bu husus ele alınmıştır.
- Uygulamadaki Farklı Yaklaşımlar ve Yargı Kararları
Bilirkişi raporuna süresi içinde itiraz edilmemesinin doğurduğu sonuçlar, Türk yargı pratiğinde uzun süredir derin görüş ayrılıklarına ve çelişkili kararlara sebebiyet vermiştir.
Yargıtay’ın bazı daireleri ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından HMK’nın 281. maddesi gereği ilk bilirkişi raporu kesinleştiği gerekçesi ile usuli istikrar ve taraflarca hazırlama ilkesi gereği iki haftalık süre içerisinde rapora itiraz edilmemiş olmasının usuli kazanılmış hak doğuracağına işaret ederken2, bazı daireler ise maddi gerçeğe ulaşılması ve adil bir yargılama adına bu katı kuralın esnetilmesi gerektiğini, bilirkişi raporu hükme esas almaya uygun değilse, hâkimin davayı hatalı bu rapora göre çözüme kavuşturmak zorunda olduğunu kabul etmek, açık yasal düzenlenmeler ve usul hukukunun değinilen temel ilkeleri yanında hâkimin maddi gerçeğe ulaşma amacıyla bağdaşmayacağını belirterek itiraz etmemenin usuli kazanılmış hak doğurmayacağını savunmuştur.3
Öyle ki bu hususta Anayasa Mahkemesi’ne yapılmış bireysel başvurular4 da bulunmaktadır, bu başvuru sonucunda da verilen kararda bilirkişi raporuna itiraz biçimindeki usul işleminin yapılmamasının ortadan kaldırabileceği tek hakkın, yine usuli bir hak olan rapora itiraz etme hakkı olduğu, bilirkişi raporuna itirazla ilgili anılan usul kuralından bir tarafın alacağını talep edemeyeceği anlamının çıkarılması, kuralın öngörülemez biçimde yorumlanması suretiyle ulaşılan bir sonuç olacaktır denilerek itiraz etmemenin usuli kazanılmış hak doğurmayacağı belirtilmiştir.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun Değerlendirmesi
Süregelen bu içtihat karmaşası karşısında, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 06.05.2026 tarihli ve E. 2026/10-129, K. 2026/299 sayılı kararı ile yaptığı değerlendirmede şu temel esasları vurgulamıştır:
- Sessizlik Zımni Kabul Değildir: Bir tarafın bilirkişi raporuna süresi içinde itiraz etmemesi, sadece "rapora usulen itiraz etme hakkını" ortadan kaldırır; ancak bu sessizlik, rapordaki maddi ve teknik verilerin kayıtsız şartsız "kabul edildiği" anlamına gelen zımni bir irade beyanı olarak yorumlanamaz. Usuli bir süre aşımının, tarafların maddi hukuktan doğan alacak ve tazminat haklarını tamamen ortadan kaldıracak veya sınırlandıracak şekilde genişletici bir yoruma tabi tutulamayacağı, Dolayısıyla, uyuşmazlık yargılamasında "sükut ikrardır" mantığıyla zımni bir kabulün hukuken sonuç doğurmayacağı belirtilmiştir.
- Bilirkişi Raporu Takdiri Delildir: HMK sistematiğinde bilirkişi raporları kesin delil değil, hakimi bağlamayan takdiri delillerdir. Taraflar sessiz kalsa dahi, hakim maddi gerçeği ortaya çıkarmak adına raporu serbestçe değerlendirebilir ve gerekirse kendiliğinden yeni bir rapor alabilir. YHGK, taraflar rapora itiraz etmemiş olsa bile, mahkemenin maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğünün devam ettiğini, hatalı veya eksik bir rapora dayanarak hüküm tesis etmeye zorlanmasının Anayasa’nın 138. maddesinde güvence altına alınan "hâkimin bağımsızlığı ve vicdani kanaati" ilkelerini zedeleyeceğini açıkça belirtmiştir.
- Maddi Haklar Sona Ermez: Usule ilişkin bir süre sınırlaması olan rapora itiraz etmeme olgusu, kişilerin maddi hukuktan doğan alacak ve tazminat haklarını sona erdirecek şekilde geniş yorumlanamaz. Dolayısıyla davacının rapora sessiz kalması, davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşturmaz.
KAYNAKÇA: 1- Murat Atalı, İbrahim Ermenek, Ersin Erdoğan, Medeni Usul Hukuku, Ankara, Altıncı Baskı, 2023, 5.528
2- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 06.05.2026 tarihli ve E. 2026/10-129, K. 2026/299 sayılı karar, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/6895, K. 2025/8147, T. 21.10.2025, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/4535, K. 2025/811, T. 20.02.2025, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2021/4525, K. 2021/1793, T. 25.11.2021, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/8856, K. 2024/4525, T. 26.04.2024, Anayasa Mahkemesi, Başvuru No: 2020/21347
Footnotes
1 (Murat Atalı, İbrahim Ermenek, Ersin Erdoğan, Medeni Usul Hukuku, Ankara, Altıncı Baskı, 2023, 5.528).
2 Yargıtay, 6. Hukuk Dairesi, E. 2021/4525, K. 2021/1793, T. 25.11.2021
Yargıtay, 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/8856, K. 2024/4525, T. 26.04.2024
3 Yargıtay, 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/6895, K. 2025/8147, T. 21.10.2025
Yargıtay, 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/4535, K. 2025/811, T. 20.02.2025
4 Anayasa Mahkemesi, Başvuru No: 2020/21347
The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.