ARTICLE
22 January 2026

Anayasa Mahkemesinin 15.04.2025 Tarihli Belirsiz Alacak Davasının Mahkemeye Erişim Hakkı Bağlamında Değerlendirildiği Kararı Hakkında

TA
Tunca Attorney Partnership

Contributor

Established by Sidar Tunca in 2006, Tunca Attorney Partnership provides service with more than 70 employees to the clients operating in various national and international sectors. Tunca Attorney Partnership, having a trustworthy business network in Turkey, notably in Ankara, İstanbul and İzmir, offers consultancy service for international companies which are leaders in their sectors in almost every continent including especially Europe, Asia and the Middle East.

Tunca family continues to stand for the sophistication and preventive law service with its mission to educate young and idealist lawyers and provide occupation, and to create an understanding which contributes to an egalitarian, accessible and fair judicial system.

6 Ocak 2026 tarihli Resmî Gazete'de, Anayasa Mahkemesinin 15.04.2025 tarihli ve 2019/1844 başvuru numaralı Halil Dağdelen kararı ("Karar")...
Turkey Litigation, Mediation & Arbitration
Burak Aktamış’s articles from Tunca Attorney Partnership are most popular:
  • in Turkey
  • with readers working within the Oil & Gas industries
Tunca Attorney Partnership are most popular:
  • within Finance and Banking, Real Estate and Construction and Insurance topic(s)

1. Olay Özeti

6 Ocak 2026 tarihli Resmî Gazete'de, Anayasa Mahkemesinin 15.04.2025 tarihli ve 2019/1844 başvuru numaralı Halil Dağdelen kararı (“Karar”) yayımlanmıştır. Karar, başvurucunun kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarının tahsili talebiyle açtığı davanın, alacağın belirlenebilir olduğu ve belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceği gerekçesiyle usulden reddedilmesi üzerine yapılan bireysel başvuruyu konu almaktadır.

2. Yargılama Süreci

Somut olayda başvurucu Halil Dağdelen, 17.12.2012 tarihinde Karaman İş Mahkemesinde açtığı belirsiz alacak davası ile kıdem tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil ve yıllık izin ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama ve bilirkişi incelemesi neticesinde, yıllık izin ücreti alacağının "belirlenebilir" nitelikte olduğu, bu alacak için belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın bu alacak yönünden dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

Bu karar üzerine yapılan temyiz incelemesinde Yargıtay, kıdem tazminatı alacağının da aynı gerekçeyle reddedilmesi gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur. Bozma kararına uyan İş Mahkemesi, kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacakları bakımından davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar vermiş ve hüküm Yargıtay tarafından onanarak kesinleşmiştir.

Yargıtay tarafından onanan bu hüküm sonrasında başvurucu, farklı taşeronlarda çalışmış olması sebebiyle hizmet süresinin belirlenebilir olmadığını ileri sürerek mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulunmuştur.

3. Anayasa Mahkemesi Kararı

Anayasa Mahkemesi yaptığı değerlendirmede, mahkemeye erişim hakkının Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün temel bir unsuru olduğunu vurgulamıştır. Mahkeme, belirsiz alacak davası yerine genel eda davası açılması gerektiği gerekçesiyle davanın usulden reddedilmesinin medeni haklarla ilgili uyuşmazlıkların çözümünde meşru bir amacı olsa da, bu müdahalenin ölçülü olması gerektiğini belirtmiştir.

Kararda özellikle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hâkime sunduğu yetkilerin, maddi hakkın şekli eksiklikler nedeniyle usule feda edilmesini önleme amacı taşıdığı ifade edilmiştir. Bu bağlamda, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının hatalı olduğu düşünülse dahi, davanın doğrudan reddedilmesi yerine başvurucuya talep sonucunu netleştirmesi için süre verilmesinin mahkemeye erişim hakkını daha az zedeleyen bir araç olduğu tespit edilmiştir.

Sonuç olarak, Anayasa Mahkemesi, başvurulabilecek daha hafif usuli imkânlar varken davanın hukukî yarar yokluğu gerekçesiyle reddedilmesini mahkemeye erişime getirilen ağır ve ölçüsüz bir sınırlama olarak değerlendirmiştir.  Bu gerekçelerle, başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verilmiştir. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla, yıllık izin ücreti ve kıdem tazminatı alacakları yönünden yeniden yargılama yapılmak üzere kararın Karaman İş Mahkemesine gönderilmesine, ihlal tespitinin yeterli bir giderim sağlaması nedeniyle tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.

4. Sonuç ve Değerlendirme

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun, belirsiz alacak davası başlıklı 107. maddesinde; “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.” şeklinde tanımlama yapılmıştır.

Açıklamış olduğumuz kararda uyuşmazlık usulden reddedilen alacakların belirsiz alacak olup olmadığı ve belirsiz alacak olarak kabul edilmeyen alacaklar için belirsiz alacak davası açılması halinde mahkemeler tarafından uygulanması gereken yöntem değerlendirilmiştir.

Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kararda; konu itibariyle benzer bir başvuruya atıflar yapılmıştır (AYM İsmail Avcı 1.B., [B. No] 2019/12190, 22.02.2022). İlgili başvuru kapsamında yapılan değerlendirmede; 12/01/2011 tarihinde kabul edilen Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında düzenlenen belirsiz alacak davası müessesesinde amacın davacıların mahkemeye erişim hakkından yararlanmalarının kolaylaştırılması olduğu belirtilmiştir.

İncelediğimiz karar kapsamında, kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti gibi işçilik alacaklarının belirsiz alacak davası olarak açılmasının sırf alacağın belirlenebilir olduğu gerekçesiyle usulden reddedilemeyeceği, mahkemeler tarafından değerlendirme yapılırken mahkemeye erişim hakkı, hak arama özgürlüğü ve ölçülülük ilkelerinin göz önünde bulundurulması gerektiği, bu bağlamda talep sonucunun açıklattırılarak davaya devam edilebileceği belirtilerek başvuru kabul edilebilir görülmüş yeniden yargılama yapılmasına karar verilmiştir.

Sonuç olarak; belirsiz alacak davası, davacıların mahkemeye erişim hakkından yararlanmalarını kolaylaştırmak amacı ile kanunlaştırılmıştır. Bu kapsama girip girmediği muğlak olan alacaklar kapsamında yapılan yargılamalarda davanın usulden reddi yerine, talep sonucunun açıklattırılarak uyuşmazlığın çözümlenmesinin, hukukun temel ilkeleri olan (Hak Arama Hürriyeti, Mahkemeye Erişim Hakkı, Ölçülülük, vs.) bağlamında hak kayıplarının önüne geçecek bir uygulama olacağı değerlendirilmektedir.

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

[View Source]
See More Popular Content From

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More