ARTICLE
11 May 2026

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2025/12-286E., 2026/145 K. Sayılı, Alacağın Temliki Yoluyla Devralınan Alacağa Yönelik İlamın İcrasında Takip Ehliyetine İlişkin İlamı Hakkında

TA
Tunca Attorney Partnership

Contributor

Established by Sidar Tunca in 2006, Tunca Attorney Partnership provides service with more than 70 employees to the clients operating in various national and international sectors. Tunca Attorney Partnership, having a trustworthy business network in Turkey, notably in Ankara, İstanbul and İzmir, offers consultancy service for international companies which are leaders in their sectors in almost every continent including especially Europe, Asia and the Middle East.

Tunca family continues to stand for the sophistication and preventive law service with its mission to educate young and idealist lawyers and provide occupation, and to create an understanding which contributes to an egalitarian, accessible and fair judicial system.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2025/12-286E., 2026/145 K. sayılı kararı, alacağın adi yazılı temlikname ile devralınması durumunda ilamlı icra takibi başlatma yetkisini değerlendiriyor.
Turkey Litigation, Mediation & Arbitration
Ecem Özgül’s articles from Tunca Attorney Partnership are most popular:
  • with readers working within the Banking & Credit industries
Tunca Attorney Partnership are most popular:
  • within Antitrust/Competition Law and Consumer Protection topic(s)

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2025/12-286E., 2026/145 K. Sayılı ve 11.03.2026 tarihli ilamı (“Karar”) yayımlanmıştır. İşbu Karar’da, ilamda taraf olarak yer almayan kişinin, alacağı adli yazılı temlikname ile devralmış olması halinde ilamlı icra takibini başlatıp başlatamayacağı değerlendirilmiştir.

I. Yargılama Konusu

Borçlu aleyhine 02.02.2022 tarihinde başlatılan ilamlı takibin ilama aykırı olması ve icra emrinde alacaklı olarak gösterilen tarafın ilamda yer almaması nedeni ile borçlu vekili tarafından takibin iptali talep edilmiştir. Alacaklı vekili ise borçlu aleyhine başlatılan ilamlı takipte ilamla birlikte 12.01.2021 tanzim tarihli temliknameye dayandıklarını ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) 183/2. maddesine göre alacaklının borçlunun rızasını almadan alacağını üçüncü kişiye temlik edebileceği gerekçesi ile açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

II. İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesi Kararı

İlk derece mahkemesi; temlikname adi nitelikte olduğundan icra dosyasına sunulduğu tarihten itibaren sonuç doğuracağını, temlik sözleşmesinin icra dosyasına sunulmasıyla temlik alanın temlik edenin haklarına sahip olduğu ve aktif husumeti bulunduğu gerekçesi ile İcra Müdürlüğünün icra emrinde temlik alan alacaklının ismine yer verilerek tebliğe çıkarılmasında bir usulsüzlük bulunmadığı tespitini yapmış ve şikâyetin reddine karar vermiştir.

İlk derece mahkemesi kararına karşı borçlu vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ise de Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi gerekçelerine dayanarak istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Borçlu vekilince temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine Yargıtay tarafından İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuş ve İlk Derece Mahkemesince bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararına karşı temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine aşağıda açıklanan gerekçeler ile direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

III. Yargıtay Bozma Kararı

Karar’da, taraf ehliyeti ve takip ehliyetinin takibin zorunlu unsurları olduğu vurgulanmıştır. Bununla beraber, bazı hallerde mevcut alacağın alacaklı tarafının değiştirilmesinin TBK m.183 ve 184 maddeleri uyarınca mümkün olduğu da belirtilmiştir.

TBK’nın 183. Maddesi “Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir.” Hükmünü amirdir. Bu bağlamda, alacağın temliki, yazılı şekil şartına bağlı olmak kaydıyla borçlunun rızası aranmaksızın yapılması mümkün olan bir devir işlemidir.

Bilindiği üzere, ilamlı takipte İcra Müdürleri tarafından ilamın hüküm kısmı dikkate alınarak karar yerine getirilmektedir. Karar’da İcra Müdürlerinin ilamların hüküm bölümünün aynen infazla görevli olduğu vurgulanmış, aynı zamanda İcra Mahkemelerinin de sınırlı yetkili olması sebebi ile hükümde yer almayan bir hususu yorum yolu ile ilama eklemeyeceği de belirtilmiştir. Buna ilişkin Hukuk Genel Kurulu tarafından daha önceki tarihlerde verilen kararlara atıf yapılarak gerek İcra Müdürlerinin gerekse de İcra Mahkemelerinin sınırlı yetkisi defaten vurgulanmıştır.

İcra Müdürlüğü, alacaklının sunduğu belgenin ilam veya ilam niteliğinde belge olup olmadığını ve yine takipte borçlu ve alacaklı görünen kişilerin ilama göre alacaklı ve borçlu sıfatlarının bulunup bulunmadığını re’sen araştırmakla yükümlüdür. Mezkûr Karar’da; icra takibini başlatan kişinin takibe konu ilamda davacı sıfatını haiz olmaması hasebiyle lehine hükmedilmiş bir alacak hakkının doğmadığı hüküm altına alınmıştır. Her ne kadar adi yazılı temlikname icra dosyasına sunulduğu tarihten itibaren sonuç doğurur ise de mahkeme ilamı ile lehine hükmedilen alacakları, yalnız alacaklısının ilamlı icra yoluyla takibe koyabileceği ifade edilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca yukarıda anılan gerekçeler tahtında çoğunluk görüşü tesis edilmişse de Karar’da çoğunluk görüşüne iştirak etmeyen karşı oy yazısı da mevcuttur. Buna göre, somut olayda temlikin geçersizliğine ilişkin ihtilaf bulunmadığı ve TBK m.189 uyarınca temlikle birlikte bağlı haklar kapsamında takip yapabilme hakkı da temlik alana intikal ettiğinden temlik alanın ilamların icrası yoluyla takip yapabileceği, aksi halde ilam infaz edilemez duruma düşeceğinden direnme kararının onanması gerektiği karşı oy yazısında ifade edilmiştir.

Yukarıda açıklanan gerekçeler ile ilamda taraf olarak yer almayan kişinin alacağı adi yazılı temlikname ile devralmış olsa dahi bu ilama dayanarak ilamlı icra takibi yapamayacağı işbu Karar ile hüküm altına alınmıştır.

Yargıtay'ın bu yaklaşımının temelinde, ilamlı icra takibinin "ilama dayalı olma" niteliği yatmaktadır. İlamlı icra, bir mahkeme kararının doğrudan, açık ve tartışmasız bir şekilde uygulanması esasına dayanır. Alacağı mahkeme ilamı ile hüküm altına alınan kişi dışındaki bir kimsenin, yalnızca adi yazılı bir belgeyle bu sıfatı kazandığını iddia ederek ilamlı takip yapması, ilamın kesinliğine ve icra hukukunun temel prensiplerine aykırılık teşkil edecektir.

IV. SONUÇ

İnceleme konusu Hukuk Genel Kurulu kararına göre sonuç olarak, ilamda taraf olarak yer almayan bir kişinin, alacağı adi yazılı temlikname ile devralmış olsa dahi bu ilama dayanarak doğrudan ilamlı icra takibi yapamayacağı anlaşılmaktadır. Temlik alan alacaklı, ilamdan kaynaklanan alacağını ancak genel hükümlere göre ilamsız takip yoluna başvurarak tahsil etme imkanına sahiptir.

Bununla birlikte, uygulamada zaman zaman İcra Müdürlerinin ve İcra Mahkemeleri’nin adi yazılı temlikname ile birlikte temlik alanın alacaklı sıfatına haiz olduğuna ilişkin kararlar verdiği de görülmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun işbu Karar’ı temliknameye konu ilamlı icra takibi açısından önem taşımaktadır.

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

[View Source]

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More