ARTICLE
29 January 2026

Ticari Sırların Ve Gizli Bilgilerin Sözleşme Ile Korunması: Türk Borçlar Hukuku Ve Yargıtay İçtihatları Işığında Gizlilik Sözleşmeleri (NDA)

FE
Fidanci & Esin Partners

Contributor

F&E Partners is a next-generation boutique law firm based in Istanbul, delivering full-spectrum legal solutions across diverse practice areas, including but not limited to dispute resolution, corporate, regulatory, and real estate matters. Combining international experience with meticulous local expertise, we offer agile, partner-led counsel and strategic insight to help clients thrive in a dynamic legal and business landscape.
Türk hukuk doktrininde gizlilik sözleşmeleri, kanunda objektif esaslı noktaları düzenlenmediği için "isimsiz sözleşme" (innominate contract) olarak kabul edilir. Bu sözleşmeler bazen hizmet, vekâlet veya eser sözleşmesi gibi tipik sözleşmelerin bir parçasını oluştururken, bazen de tamamen bağımsız bir hukuki işlem olarak karşımıza çıkar.
Turkey Intellectual Property
Şevval Bahar Esin’s articles from Fidanci & Esin Partners are most popular:
  • in Turkey
Fidanci & Esin Partners are most popular:
  • within Criminal Law, Litigation, Mediation & Arbitration and Insurance topic(s)

1. Giriş

Küresel ekonomi düzeninde bilginin, maddi varlıklardan daha stratejik bir sermaye haline gelmesi, bu varlığın korunmasına yönelik hukuki mekanizmaların da evrim geçirmesini zorunlu kılmıştır. Gizlilik sözleşmeleri (Non-Disclosure Agreements – "NDA"), ticari ekosistemin her kademesinde, basit bir iş görüşmesinden milyarlarca dolarlık birleşme ve devralma ("M&A") işlemlerine kadar güvenin hukuki teminatı olarak işlev görmektedir.

Türk hukukunda Türk Borçlar Kanunu ("TBK") kapsamında açıkça düzenlenmiş bir "tipik sözleşme" türü bulunmamasına rağmen, bu sözleşmeler doktrin ve yargı uygulamaları ile zengin bir çerçeveye kavuşmuştur. Özellikle 2024 ve 2025 yıllarında Birleşik Krallık'taki Victims and Prisoners Act gibi küresel reformlar, gizlilik sözleşmelerinin sınırlarını yeniden çizmektedir.

2. Gizlilik Sözleşmelerinin Hukuki Niteliği ve Yapısı

Gizlilik sözleşmesi, en geniş tanımıyla, gizli bilgi sahibi ile bu bilginin paylaşıldığı kişiler arasında akdedilen, dürüstlük kuralından doğan sır saklama yükümlülüğünün sözleşme ile somutlaştırıldığı bir isimsiz sözleşmedir. Hukukumuza hâkim olan sözleşme özgürlüğü ilkesi (TBK m. 26) çerçevesinde taraflar, gizli bilginin kapsamını, korunma yöntemlerini ve ihlal durumunda uygulanacak yaptırımları serbestçe belirleyebilirler.

3. İsimsiz ve Sui Generis Yapı

Türk hukuk doktrininde gizlilik sözleşmeleri, kanunda objektif esaslı noktaları düzenlenmediği için "isimsiz sözleşme" (innominate contract) olarak kabul edilir. Bu sözleşmeler bazen hizmet, vekâlet veya eser sözleşmesi gibi tipik sözleşmelerin bir parçasını oluştururken, bazen de tamamen bağımsız bir hukuki işlem olarak karşımıza çıkar.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (2021/477 E., 2023/179 K.), gizlilik taahhütlerinin hizmet sözleşmesinden ayrı bir metinle düzenlenmiş olsa dahi, hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonraki döneme dair yükümlülükler içermesi nedeniyle bağımsız nitelikte bir sözleşme olarak varlığını muhafaza ettiğini vurgulamıştır. Bu durum, asıl sözleşmenin (örneğin bir hizmet akdinin) herhangi bir sebeple geçersiz olması halinde bile, tarafların gizlilik yükümlülüklerinin "sonraya etkili yükümlülükler" (post-contractual obligations) kapsamında hayatta kalmasını sağlar.

4. Uluslararası Perspektifte Karşılık (Consideration) Meselesi

Anglo-Amerikan hukuk sistemlerinde, özellikle İngiltere ve Galler'de, bir sözleşmenin "simple contract" (basit sözleşme) olarak uygulanabilir (enforcable) olması için genellikle "consideration" (karşılık) unsuru gereklidir. Öte yandan, "deed" (resmi senet) şeklinde düzenlenen sözleşmelerde bu şart aranmaz. NDA'larde bu consideration, çoğu zaman nakdi bir ödeme yerine gizli bilgilerin paylaşılması, erişim sağlanması veya karşılıklı taahhütler gibi değer taşıyan unsurlarla karşılanır. Uluslararası pratikte olası consideration uyuşmazlıklarını bertaraf etmek amacıyla, sözleşme metinlerinde nominal consideration (simgesel karşılık) ifadelerine yer verilmesi veya uygulanabilir hukuk kuralları çerçevesinde sözleşmenin deed formunda imzalanması sıkça tercih edilir.

Türk hukukunda ise karşılık unsuru bir geçerlilik şartı olmasa da sözleşmenin "ivazlı" olup olmaması, borcun ihlali durumunda hâkimin tazminat miktarını veya cezai şartı tenkis (indirme) yetkisini kullanırken dikkate aldığı kriterlerden biridir.

5. Gizli Bilgi ve Ticari Sır: Kapsamın Belirlenmesi ve Korunma Koşulları

Bir hukuki uyuşmazlıkta bilginin "gizli" olup olmadığına karar verilirken hem sübjektif hem de objektif kriterlerin bir arada bulunması aranır. Gizli bilgi (confidential information), tarafların sözleşme kapsamında gizli kalmasını istedikleri her türlü veriyi ifade ederken; ticari sır (trade secret), kanuni korumanın merkezinde yer alan daha nitelikli bir bilgi türüdür.

6. Ticari Sırrın Unsurları ve Objektif Kriterler

Yargı kararlarında, bir bilginin ticari sır vasfını kazanabilmesi için şu üç temel şartın varlığı aranmaktadır:

  1. Gizlilik ve Ulaşılamaz Olma: Bilginin ilgili sektördeki uzmanlar veya üçüncü kişiler tarafından kolayca ulaşılamıyor olması gerekir. Örneğin, lojistik sektöründe internet üzerinden basit bir araştırma ile bulunabilen müşteri listeleri, sözleşmede aksine hüküm olsa dahi "sır" niteliği taşımaz. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 18.02.2020 tarihli ve 2018/4411 E., 2020/1668 K. sayılı kararı; İzmir BAM 3. Hukuk Dairesi, 20.02.2020 tarihli ve 2019/3020 E., 2020/216 K. sayılı kararı)
  2. Ekonomik Değer: Bilginin gizli kalmasının sahibine rekabet avantajı sağlaması veya rakiplerin eline geçmesi durumunda işletmenin ekonomik zarara uğrama riskinin bulunmasıdır. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 18.10.2016 tarihli ve 2015/34746 E., 2016/18078 K. sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2020/1577, K. 2023/1073 sayılı kararı)
  3. Bilgiyi Gizli Tutma İradesi: Bilgi sahibinin, bu veriyi gizli tutma iradesini dış dünyaya yansıtacak makul önlemleri almış olması şarttır. Bir NDA akdedilmesi, bu iradenin en somut ve hukuki göstergesidir. (İzmir BAM 3. Hukuk Dairesi, 20.02.2020 tarihli ve 2019/3020 E., 2020/216 K. sayılı kararı)

7. Birleşme ve Devralma (M&A) Süreçlerinde NDA'nın Stratejik Kullanımı

M&A işlemlerinde NDA, sürecin "kapı bekçisi" (gatekeeper) rolünü üstlenir. Alıcı tarafın hedef şirketin tüm finansal, hukuki ve operasyonel kayıtlarını incelediği durum tespiti (due diligence) süreci, bu sözleşmenin sağladığı hukuki koruma kalkanı altında yürütülür.

8.Due Diligence ve Veri Odası (Data Room) Güvenliği

Due diligence, alıcı şirketin birleşme veya devralma kararını "gereken bilgiler ışığında" vermesini sağlayan bir risk analizi faaliyetidir. Bu süreçte paylaşılan verilerin güvenliği için NDA'lere eklenen özel hükümler şunlardır:

  • Permitted Purpose veya Non-use(İzin Verilen Amaç): Bilgilerin sadece işlemin değerlendirilmesi amacıyla kullanılabileceği, alıcının bu bilgileri kendi mevcut işlerini geliştirmek veya rakip bir strateji oluşturmak için kullanamayacağı kararlaştırılır.
  • Permitted Recipients (Yetkili Alıcılar): Bilgilerin alıcı şirketin hangi çalışanlarına veya danışmanlarına (avukat, denetçi vb.) aktarılabileceği sınırlandırılır. Alıcı şirket, bu kişilerin ihlallerinden de TBK m. 116 (yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk) uyarınca doğrudan sorumlu tutulur.
  • Carve Outs (İstisnalar): Her profesyonel NDA'da, gizlilik yükümlülüğünün uygulanmayacağı "istisnalar" açıkça düzenlenmelidir; uygulamada bunlar genellikle (i) bilgi alan tarafın kusuru olmaksızın kamuya mal olmuş bilgiler, (ii) bilgi alanın ifşadan önce hukuka uygun şekilde zaten bildiği bilgiler, (iii) gizli bilgiye erişimi olmayan personel tarafından bağımsız olarak geliştirilen bilgiler, (iv) gizlilik yükümlülüğü altında olmayan meşru bir üçüncü kişiden hukuka uygun şekilde edinilen bilgiler ve (v) mahkeme/savcılık kararı veya yetkili idari otoritelerin talebi gibi yasal zorunluluk nedeniyle açıklanması gereken bilgilerden oluşur; son halde çoğu kez ifşa eden tarafa mümkün olduğunca önceden bildirim yapılması ve kapsamın zorunlu olanla sınırlı tutulması da ayrıca öngörülür.

9.⁠ ⁠Gizlilik Sözleşmelerinde Cezai Şart ve Tazminat Rejimi

Gizlilik sözleşmelerinde asıl yükümlülük, bir "yapmama borcu" niteliğindedir. Bu nedenle ihlal gerçekleştiğinde borcun aynen ifası (ifşa edilen sırrın yeniden gizli hale getirilmesi) fiilen mümkün değildir. Uyuşmazlıklar bu yüzden büyük ölçüde tazminat talepleri ve cezai şart hükümleri etrafında yoğunlaşır. Özellikle gizli bilginin ekonomik değerinin somut olarak hesaplanmasının zorluğu nedeniyle, taraflar genellikle bir cezai şart veya götürü tazminat niteliğinde hükümler öngörür; böylece zarar ispatı yükümlülüğünden kurtulunur ve caydırıcılık sağlanır.

Common Law Hukuk Sisteminde Yaklaşım

Common Law hukukunda sözleşmelere "penalty" (cezai nitelikte) hükümler konulması kural olarak yasaktır ve bu tür hükümler mahkemelerce icra edilemez (unenforceable) kabul edilir. İşte bu yüzden İngiliz hukukunda, gizlilik ihlallerinde zarar miktarının önceden somut olarak hesaplanması da genellikle çok zor olduğundan, taraflar liquidated damages (götürü tazminat / önceden belirlenmiş tazminat) şeklinde hükümler öngörür. Belirlenen tutarın geçerli sayılabilmesi için şu kriterler aranır:

  • Klasik kurala göre tutar, ihlal halinde doğması muhtemel zararın taraflarca dürüst ve makul bir ön tahmini (genuine pre-estimate of loss) olmalıdır.
  • Cavendish Square Holding BV v Talal El Makdessi [2015] UKSC 67 kararıyla getirilen modern test sayesinde bu yaklaşım esnetilmiştir. Günümüzde asıl kriter, masum tarafın meşru menfaatini (legitimate interest) korumak amacıyla belirlenen meblağın fahiş veya vicdana aykırı (exorbitant or unconscionable) olmaması ve orantılılık ilkesine uygunluğudur.

Türk Hukukunda Cezai Şart Rejimi

TBK md. 179 vd. hükümlerine göre cezai şart genel olarak geçerlidir;Common Law 'daki gibi bir "penalty" yasağı yoktur. Cezai şart ile götürü tazminat kavramları Türk doktrin ve Yargıtay içtihatlarında ayrılır: Götürü tazminat, zararın varlığına bağlı bir önceden belirlenmiş tazminat olup zarar ispatı aranmazken, cezai şartın asıl niteliği caydırıcılık ve baskı unsuru taşımasıdır; zarar olmasa da talep edilebilir, aşan zarar için ise kusur ispatı gerekir.

  • Çift İşlev: Cezai şart, hem borçluyu ifaya zorlayıcı bir baskı aracı (ceza işlevi) hem de zararın ispatını kolaylaştıran götürü tazminat benzeri bir tazminat mekanizması (tazminat işlevi) olarak çalışır.
  • Zarar Şartı Yokluğu: Alacaklı (gizli bilgi sahibi), hiçbir zarara uğramamış olsa dahi kararlaştırılan cezai şartı talep edebilir (TBK md. 180). Eğer gerçek zarar cezai şart tutarını aşıyorsa, aşan kısmın talep edilebilmesi için borçlunun kusurunun ispatı gerekir. Mahkeme, TBK md. 182 uyarınca fahiş bulduğu takdirde cezai şartı hakkaniyete uygun şekilde indirebilir (Yargıtay içtihatları bu denetimi istikrarlı şekilde uygulamaktadır).

10. Tacirler Bakımından İndirim Yasağı ve "Ekonomik Mahv" İstisnası

Ticaret hukukunun temel ilkelerinden olan "basiretli iş adamı" (TTK m. 18/2) kuralı gereği, tacirler arasında akdedilen sözleşmelerdeki cezai şartların fahişliği iddiasıyla indirim (tenkis) talep edilmesi TTK m. 22 uyarınca kural olarak yasaktır. Ancak, Türk yargı uygulaması bu kurala iki önemli istisna getirmektedir:

  1. Ekonomik Mahv: Cezai şartın miktarı, tacirin ekonomik varlığını tehlikeye atacak veya yıkımına yol açacak derecede ağırsa, TBK m. 27 (ahlaka ve kamu düzenine aykırılık) çerçevesinde indirim yapılabilir.
  2. Basiretli Davranma Külfeti: Tacir olan taraf, cezai şart miktarını belirlerken kendi ödeme gücünü ve risklerini değerlendirmekle yükümlüdür. Ancak alacaklının (sır sahibi) ihlale bilerek sebebiyet vermesi durumunda dürüstlük kuralı gereği indirim gündeme gelebilir.

11. Anglo-Amerikan Hukukunda Yeni Reformlar: UK Victims and Prisoners Act 2024

Birleşik Krallık'ta 1 Ekim 2025 tarihinde yürürlüğe giren Victims and Prisoners Act 2024 Bölüm 17, NDA'lerin "bir suçu bildirmeyi veya adli makamlarla işbirliği yapmayı engellemek amacıyla kullanılmasını" kesin olarak yasaklamıştır. Bu yasa uyarınca:

  • Bir kişinin cinsel taciz, şiddet, hırsızlık veya dolandırıcılık mağduru (veya mağdur olduğuna dair makul inancı olan bir tanık) olması durumunda, bu fiili polise, avukata, doktora veya yakın aile üyelerine anlatmasını engelleyen her türlü gizlilik maddesi "void" (geçersiz) sayılacaktır.
  • İşverenler artık iş sözleşmelerine veya ikale (settlement) sözleşmelerine "hiçbir koşulda hiçbir üçüncü kişiyle bu olayları paylaşamazsınız" şeklinde mutlak gizlilik klozları koyamayacaktır.
  • NDA'lerde "Permitted Disclosures" (İzin Verilen İfşalar) başlığı altında bu yasal hakların açıkça belirtilmesi, sözleşmenin tamamının geçersiz sayılmaması için bir zorunluluk haline gelmiştir.

12. Milletlerarası Özel Hukukta Gizlilik Sözleşmeleri ve Yetki

Tarafların farklı ülkelerde bulunduğu gizlilik sözleşmelerinde, uyuşmazlığın hangi ülke hukukuna göre çözüleceği ve hangi mahkemenin yetkili olduğu meselesi hayati önem taşır.

Hukuk Seçimi ve Karakteristik Edim Teorisi

5718 sayılı MÖHUK m. 24 uyarınca, taraflar sözleşmeye uygulanacak hukuku açıkça seçebilirler. Eğer bir hukuk seçimi yapılmamışsa, sözleşmeye "karakteristik edim borçlusunun" (yani gizlilik yükümlülüğü altına giren ve bilgiyi koruma külfetini üstlenen tarafın) işyeri veya ikametgâh hukuku uygulanır.

Kamu Düzeni Müdahalesi

Milletlerarası özel hukukta yabancı bir hukukun uygulanması kural olsa da bu hukukun Türk toplumunun temel yapısına veya kamu düzenine açıkça aykırı sonuçlar doğurması halinde "Kamu Düzeni Müdahalesi" gündeme gelir. Örneğin, Birleşik Krallık'ın 2025 reformlarına aykırı şekilde bir suçun gizlenmesini emreden yabancı bir mahkeme kararı, MÖHUK m. 54/c uyarınca Türk kamu düzenine aykırılık nedeniyle Türkiye'de tanınmaz ve tenfiz edilmez.

13. Tahkim ve Gizlilik

Gizlilik uyuşmazlıkları doğası gereği "gizli" çözülmeye en uygun uyuşmazlıklardır. Devlet mahkemelerindeki yargılamaların kural olarak aleni olması, ticari sırların dava dosyası üzerinden ifşa olması riskini doğurur. Bu nedenle uluslararası ticari teamüllerde NDA uyuşmazlıkları için tahkim (arbitration) şartı öngörülmesi standart bir uygulamadır. Gizlilik sözleşmeleri, malvarlığı haklarına ilişkin olduğu için Türk hukuku ve uluslararası hukukta tahkime elverişli kabul edilmektedir.

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

See More Popular Content From

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More