ARTICLE
5 February 2026

GELENEKSEL OLMAYAN MARKALAR: Ses Markaları

SP
Simaj Patent & Trademark Attorneys

Contributor

SIMAJ Patent Consulting Limited is a firm of Turkish Patent and Trademark Attorneys, European Patent Attorneys, and lawyers dealing with obtaining and defending industrial and intellectual property rights. The firm’s origin traces back to the years of the establishment of the Turkish Patent Institute in 1994. Over the years, the firm has gradually grown both in terms of the team and the firm’s technical and legal capabilities. Today, the firm’s areas of practice, in particular, include drafting filing, and prosecuting all kinds of IP applications as well as opposition, invalidation, and cancellation proceedings. In addition, SIMAJ is also involved in litigation and unfair competition actions before the competent authorities.

SIMAJ serves a broad range of clients from large multinational companies to startups. SIMAJ is dedicated to providing individualized attention and care to all of its clients. The firm focuses not only on the personal capabilities of the team but also on responsiveness to client que

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 4. maddesinde belirtildiği üzere marka, sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir.
Turkey Intellectual Property

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 4. maddesinde belirtildiği üzere marka, sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir.

Bu tanım, markanın yalnızca geleneksel ögelerle sınırlı olmadığını, işitsel, dokunsal veya diğer duyusal unsurlarla da marka kimliği oluşturulabileceğini ortaya koymaktadır. Geleneksel markalar çoğunlukla sözcükler, şekiller veya sözcük ve şekillerin birleşiminden oluşurken, geleneksel olmayan markalar klasik marka anlayışının ötesine geçmektedir. Bu markalar; renk, ses, hareket veya ürünlerin üç boyutlu görünümleri gibi farklı duyusal unsurlarla da markalaşma sağlayabilecektir.

Bu yazı dizisinde, geleneksel olmayan marka türlerini ele alacak ve bu kategori altındaki her bir marka türüne ilişkin temel kavramlar ile uygulamada dikkat edilmesi gereken noktalar ele alınacaktır.

Serinin ilk yazısında, markanın kimliğini işitsel öğeler aracılığıyla ortaya koyan ses markaları incelenecektir.

İşitilebilir Kimlik: Ses Markaları

Günümüzün rekabetçi iş dünyasında, markaların kendilerini farklılaştırması her zamankinden daha kritik bir hal almıştır. İşte tam bu noktada, işletmenin kimliğini yalnızca işitilebilir öğelerle ifade eden ses markaları devreye girmektedir.
Belirli seslerin veya ses kombinasyonlarının markalaşmış hâli olarak tanımlanabilen ses markaları, tüketicilerin zihninde kolayca yer edebilir. Örneğin, bir ürünün ambalajının açılması sırasında çıkan karakteristik ses, bir reklam müziği veya bir şirketin tanıtım videolarında kullanılan kısa melodiler, bir ses markasının potansiyel örnekleri arasında sayılabilir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik zorunlu şekli koşulları düzenlemiştir. Dolayısıyla ses markasının yaratımından ziyade bunun doğru şekilde koruma altına alınması koruma kapsamı için önem arz etmektedir.

“Geleneksel olmayan markalar” arasında yer alan ses markaları, belirlenen şekli unsurlar dışında diğer marka türleri ile aynı geçerlilik şartlarına ve ayırt edicilik ölçütlerine tabi tutulmaktadır. Bu kapsamda, bir ses markasının tescil edilebilmesi için ilgili mal veya hizmetler açısından ayırt edici olması ve doğrudan tanımlayıcı bir nitelik taşımaması gerekmektedir.

Bu çerçevede, yalnızca bir veya iki notadan oluşan basit melodiler, yeterince ayırt edici bulunamayabilir. Öte yandan, süresi uzayıp bir şarkıya dönüşen ses parçaları ise reklam sloganı ya da marka olma niteliğini yitirerek daha çok telif hakkı kapsamında değerlendirilen birer sanat eseri hâline gelebilir. Bu nedenle, tescil edilebilecek ses markalarının markanın kimliğini çağrıştıran ve kısa sürede zihinlerde yer eden, belirgin ve özgün ses öğelerinden oluşması gerekmekte ve tescil aşaması öncesinde strateji belirlenerek kullanımlara başlamak önerilmektedir.

Ses markalarına verilebilecek örnekler arasında, Intel'in jingle'ı, Nokia'nın ikonik cep telefonu zili, McDonald's'ın “I'm Lovin' It” melodisi veya MGM filmlerinin başında duyulan aslan kükremesi, NBC'nin tanınmış “chimes” sesi, Netflix'in “Tudum” ses efekti ve Audi'nin kalp atışı sesi sayılabilir. Bu örnekler, ayırt edici ve tüketici zihninde güçlü bir marka çağrışımı yaratan seslerin marka değeri kazanabileceğini göstermektedir. Bu sesleri duyduğumuz anda, farkında olmadan markayla ilgili imgeler ve duygular zihnimizde canlanır; örneğin Netflix'in “Tudum” sesi markanın kendine özgü kimliğini hemen tanıtır. Kısacası, bu sesler tüketicilerde bir refleks yaratır; ürün veya deneyimi zihinde canlandırır ve bu da sesin ticari değerini ve ayırt ediciliğini pekiştirir.

Dijitalleşmenin ön plana çıktığı günümüzde, ses markaları, reklamcılık, sosyal medya ve dijital platformlar üzerinden markalaşma stratejilerinde giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Ancak ses markalarının tescili, teknik, hukuki ve yaratıcı pek çok unsuru bir arada barındırdığını unutulmamalı, başvuru sürecinin dikkatle yürütülmesi, yasal gerekliliklerin eksiksiz karşılanması ve ayırt edici nitelik konusunda titiz bir yaklaşım benimsenmesi gerekmektedir.

Doğru bir yol izlenmesi halinde, markalaşma sürecinde sesin etkili kullanımı, doğru tescil başvurusu ile birlikte geleneksel olmayan marka stratejilerinin vazgeçilmez bir parçası olacaktır.

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

[View Source]
See More Popular Content From

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More