- in Turkey
- within Finance and Banking, Real Estate and Construction and Insurance topic(s)
06.01.2026 tarih ve 33129 sayılı Resmî Gazete'de, 28.05.2025 tarihli ve 2020/22230 başvuru numaralı Anayasa Mahkemesi Kararı (“Karar”) yayımlanmıştır. İşbu Karar'da, icra dosya borçlusunun menfi tespit davası açması halinde icra sürecinin durdurulması amacıyla teminat yatırması ve teminata ilişkin nemalandırma kararı verilmesi halinde, süreç sonunda bedel nemasının Hazineye irat kaydedilmesinin Anayasa 35. Madde gereğince mülkiyet hakkı ihlali yaratıp yaratmadığı değerlendirilmiştir.
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
Yüksek Mahkemeye bireysel başvuru yapılan konu; borçlu başvurucu tarafından yatırılan teminata ilişkin gerçekleştirilen nemalandırma işlemi hakkında bedel nemasının dosyanın kapanmasını müteakiben hazineye irat kaydedilmesinin mülkiyet hakkının ihlali olup olmadığına ilişkindir.
Somut olayda alacaklı tarafından başvurucular aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluna dayalı icra takibi başlatılmıştır. Başvurucular ise borçlu olmadıkları iddiası ile alacaklıya karşı menfi tespit davası açmakla beraber ayrıca ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
Davaya bakan Mahkeme %15 oranında teminatın yatırılması karşılığında paranın davalıya ödenmemesine yönelik tedbir kararı vermiştir. Başvurucular Mahkemece takdir edilen teminat bedelini dosyaya yatırmıştır. Bunun akabinde, İcra Dairesi, yatırılan paranın alacaklıya ödenmesini tedbiren durdurmuş ve başvurucuya ait mal varlığı üzerindeki hacizleri kaldırmıştır.
Başvurucular icra dosyasına 329.193,04 TL yatırmıştır. Başvurucular; söz konusu blokeli paranın günlük faiz ile değerlendirilmesi gerektiğini belirterek yatırdıkları paranın nemalandırılmasını İcra Dairesinden talep etmiş ve İcra Dairesi bedelin mevduata uygulanan en yüksek faiz oranında nemalandırılmasına karar vermiştir.
Mahkeme, başvurucuların borçlu olmadıkları iddiasını ispatlayamadıkları gerekçesiyle davayı reddetmiş ve tedbir kararının kaldırılmasına hükmetmiştir. Karar üzerine alacaklıya icra dosyasından 343.511,39-TL (kesintiler sonrası 313.369,88 TL olarak) ödenmiştir. Bunun üzerine başvurucular bakiye borç varsa bunun hesabının yapılmasını ve artan 48.190,80 TL'nin masraflar düşüldükten sonra iadesini İcra Dairesinden talep etmiştir. İcra Dairesi ise artan paranın iadesi talebini reddetmiştir. İcra Dairesi, 2004 sayılı Kanun uyarınca ihalenin feshine ilişkin süreçte nemalandırılan paradan elde edilen gelirin hak sahibine ödeneceğini, bu durum dışında teminatın nemalandırılacağına dair kanuni bir düzenleme olmamasına rağmen söz konusu paranın nemalandırıldığını ileri sürerek, nemalandırma sonucu elde edilen gelirin Hazineye ait olacağını belirtmiştir.
Başvurucular, İcra Dairesi'nin bahse konu işlemine karşı şikâyet yoluna başvurmuştur. Başvurucular; tarafların ilerleyen süreçte zarar görmemesi için paranın nemalandırıldığını, Hazinenin dosyanın taraflarından biri olmadığını belirtmiştir. Anaparaya bağlı bir nema olan faizin alacaklı hak ettiği takdirde alacaklıya, borçlu hak ettiği takdirde ise borçluya ait olduğunu, nema gelirinin ancak dosyanın taraflarından birinin hak ettiğini, Hazineye ait olmayan paradan elde edilen faiz gelirinin Hazineye gelir olarak kaydedilemeyeceğini belirtmiştir. Artarsacular, nemalandırılan paranın hak ettiği kadarıyla alacaklıya ödenmesi ve artarsa menfaat sahibi olan borçluya iade edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. İşbu şikâyet konuunu inceleyen İcra Hukuk Mahkemesi davayı reddetmiş; kararın gerekçesinde ise 2004 sayılı Kanun'un 134. maddesinin beşinci fıkrası dışında nemalandırmaya ilişkin bir düzenleme olmadığından icra dosyasına depo edilen paradan elde edilen nemanın Hazineye ait olduğunu belirtmiştir.
Başvurucular, dava dilekçesindeki iddiaları kapsamında istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstinaf başvurusu esastan reddedilmiş; kararda taşınmazlar üzerindeki haczin kaldırılması için icra dosyasına depo edilen paranın nemalandırıldığını, kanuni dayanağı olmayan söz konusu işlemden elde edilen nemanın Hazineye ait olacağını açıklamıştır. Yargıtay başvurucuların temyiz itirazlarını reddederek kararı onamıştır. Bunun üzerine, başvurucular tarafından bireysel başvuruda bulunulmuştur.
II. BAŞVURUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ
Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir." denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa'nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır.
Somut olayda; aleyhlerine başlatılan icra takibi kapsamında başvurucuların icra dosyasına para yatırdıkları, söz konusu paranın menfi tespit davasına ilişkin yargılama sürecinde nemalandırıldığı ve yine bu süreçte alacaklının takibe konu alacağı için de faiz işlemeye devam ettiği görülmüştür. Menfi tespit davasının reddedilmesi sonucunda alacaklıya asıl alacağa işlemiş faiziyle birlikte ödeme yapıldığı, ödeme sonrasında da icra takip dosyasında bir miktar paranın kaldığı anlaşılmıştır. Buna göre başvurucuların icra dosyasına yatırdıkları paranın nemalandırılması sonucunda elde edilen nema gelirinin alacaklıya yapılacak ödemeden mahsup edilmesi hâlinde başvurucuların mal varlığından daha az miktarda paranın çıkacağı açıktır. Dolayısıyla başvuruya konu olayda nema bedeli yönünden başvurucuların Anayasa'nın 35. maddesi anlamında maddi menfaatinin bulunduğu kabul edilmesi gerektiği Karar'da belirtilmiştir.
Anayasa Mahkemesi işbu başvuruyu değerlendirirken icra iflas dairelerinin borçlulardan tahsil ettiği paranın durumunu incelediği 2014/6577 başvuru numaralı Fatma Yıldırım ve 2020/91 başvuru numaralı Muharrem Pınarbaşı kararından esinlenmiştir. Buna göre, borçludan tahsil edilen bedelin alacaklıya ödendiği ana kadar geçen sürede paranın henüz icra müdürlüğünün kontrolü altında olduğunu, dolayısıyla bu paranın enflasyon karşısında kıymet yitirmesini önleyebilecek olanın da para üzerinde tasarrufta bulunma kudretini elinde bulunduran icra dairesi olduğunu belirtmiş; tahsil edilen paranın alım gücünü kaybetmesini engellemenin yolunun da bunun nemalandırılması olduğunu ifade etmiştir. Aksi halde, cebri icra organlarının borçlu üzerinde oluşturduğu olumsuz etkileri asgari seviyeye indirememesinin mülkiyet hakkının ihlali sonucuna yol açabileceği vurgulanmıştır.
Nitekim, Devlet'in sunduğu yargı ve takip hizmetleri karşılığında zaten harç aldığı, ayrıca yapılan yargılama ve takip giderlerinin de ilgililer tarafından tahsil edildiği, bu durumda bankaya yatırılan paranın nemasının Hazineye irat kaydedilmesinin sunulan yargı ve takip hizmetlerinin giderinin kısmen ilgililere yükletilmesi amacını taşımaması gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca, borçludan tahsil edilen paranın enflasyon karşısında değer yitirmesini önlemeye yönelik bir tedbir olarak vadeli mevduat hesabına yatırılması neticesinde elde edilen nemanın Hazineye irat kaydedilmesinin, karşılıksız yararlanma hükmünde olup herhangi bir haklı temele dayanmamaktadır.
Somut olayda, icra takibi sürecinde başvurucuların takip dosyasına yatırdıkları paranın nemalandırılmasından elde edilen faiz tutarı hak sahiplerine ödenmek yerine Hazineye gelir olarak kaydedilmiştir. Yukarıda açıklanan gerekçeler ile Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
III. SONUÇ
Yapılan değerlendirmeler ışığında Anayasa Mahkemesi, borçludan teminat olarak tahsil edilen paradan elde edilen nemanın, Hazineye intikal ettirilmesinin anayasal açıdan meşru bir amaca dayanmadığını vurgulamış ve Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır.
Uygulamada zaman zaman teminat olarak yatırılan paranın nemalandırılması taleplerinin reddedildiği, nemalandırıldığı durumda da bazı icra dairelerince elde edilen nemanın hazineye ait olduğuna dair kararların verildiği görülmektedir. Anayasa Mahkemesinin mülkiyet hakkını koruyan inceleme konusu kararı, bu husustaki tereddütleri giderecek nitelikte olduğundan uygulayıcılar için önem taşımaktadır.
The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.
[View Source]