ARTICLE
21 July 2026

Uzaktan Çalışmada İşverenin Yönetim Ve Gözetim Hakkı: Hukuki Sınırlar Ve Yeni Risk Alanları

SO
Sakar Law Office

Contributor

Sakar is a client and solution oriented, investigative and innovative law firm based in Istanbul. Our Firm is committed to provide our clients with high-quality legal services and business-minded approach. We are a full service law firm to clients across a wide range of areas including Mergers and Acquisitions, Corporate and Commercial, Contracts, Banking and Finance, Competition, Litigation, Employment, Real Estate, Energy, Capital Markets, Foundations, E-commerce, Media and Technology, Data Privacy and Data Protection and Intellectual Property. In order to offer the best possible service for our clients, we harness the latest market developments in legal technology and innovation and we closely follow the legislative changes in Turkish Law. Our lawyers are multi-specialists, equipped to handle a broad range of legal matters. In addition to our depth of experience and awareness of market practice, clients know they will benefit from our team’s innovative mindset and willingness.
Bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler, çalışma hayatında önemli dönüşümlere yol açmış; özellikle COVID-19 pandemisi sonrasında uzaktan çalışma modeli yaygın bir istihdam biçimi hâline gelmiştir. İşin belirli bir mekâna bağlı olmaksızın yürütülebilmesi, işverenler açısından maliyet avantajı ve esneklik sağlarken, çalışanlar bakımından da zaman yönetimi ve iş-yaşam dengesi açısından çeşitli fırsatlar sunmaktadır.
Turkey Employment and HR
Gözde Esen Sakar’s articles from Sakar Law Office are most popular:
  • within Employment and HR topic(s)
Sakar Law Office are most popular:
  • within Employment and HR, Energy and Natural Resources and Environment topic(s)

Giriş

Bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler, çalışma hayatında önemli dönüşümlere yol açmış; özellikle COVID-19 pandemisi sonrasında uzaktan çalışma modeli yaygın bir istihdam biçimi hâline gelmiştir. İşin belirli bir mekâna bağlı olmaksızın yürütülebilmesi, işverenler açısından maliyet avantajı ve esneklik sağlarken, çalışanlar bakımından da zaman yönetimi ve iş-yaşam dengesi açısından çeşitli fırsatlar sunmaktadır. Bununla birlikte uzaktan çalışma, klasik iş ilişkilerinde işveren tarafından işyerinde kullanılan yönetim ve gözetim yetkilerinin dijital ortama taşınmasına neden olmuş; çalışanların özel hayatının gizliliği, kişisel verilerinin korunması ve temel haklarının güvence altına alınması bakımından yeni hukuki tartışmaları gündeme getirmiştir.

Türk hukukunda uzaktan çalışma, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesinde düzenlenmiş; uygulamaya ilişkin ayrıntılar ise 10 Mart 2021 tarihli Uzaktan Çalışma Yönetmeliği ile belirlenmiştir. Bu düzenlemeler, işverenin yönetim hakkını korurken aynı zamanda işçinin kişilik hakları ve çalışma koşullarının güvence altına alınmasını amaçlamaktadır.

Bu çalışmada, uzaktan çalışma kavramı açıklanacak; işverenin yönetim ve gözetim hakkının kapsamı ile bu hakların hukuki sınırları incelenecek ve dijital gözetim uygulamalarının ortaya çıkardığı yeni risk alanları değerlendirilecektir.

I. Uzaktan Çalışmanın Hukuki Niteliği

4857 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesine göre uzaktan çalışma; işçinin, işveren tarafından oluşturulan iş organizasyonu kapsamında iş görme edimini evinde veya teknolojik iletişim araçları aracılığıyla işyeri dışında yerine getirmesine dayanan ve yazılı olarak kurulan iş ilişkisidir. Bu tanım, uzaktan çalışmanın bağımsız çalışma biçimi olmadığını, iş sözleşmesine dayalı bağımlı çalışma ilişkisinin farklı bir görünümü olduğunu ortaya koymaktadır.

Kanun, uzaktan çalışma sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmasını zorunlu tutmuş; sözleşmede işin tanımı, çalışma süresi ve yeri, ücret, ücretin ödenme şekli, işveren tarafından sağlanan ekipman, ekipmanın korunmasına ilişkin yükümlülükler, iletişim usulleri ile genel ve özel çalışma şartlarının açıkça düzenlenmesini öngörmüştür. Böylece taraflar arasında doğabilecek uyuşmazlıkların önlenmesi amaçlanmıştır.

Ancak İş ilişkisi doğrudan uzaktan çalışma  sözleşmesi ile kurulabileceği gibi hâlihazırda işyerinde çalışanların iş sözleşmesi, çalışan ve işverenin anlaşması halinde, uzaktan çalışma sözleşmesine de dönüştürülebilir. Kural olarak, uzaktan çalışmaya  geçiş, çalışma koşullarında esaslı değişiklik teşkil eder ve İş Kanunu madde 22 uyarınca, çalışanın yazılı onayına tabidir. Bununla birlikte, Uzaktan Çalışma Yönetmeliği  14/6’da işbu kuralın istisnası düzenlenmiş ve zorlayıcı nedenlerle işyerinin tamamında veya bir bölümünde uzaktan çalışma  uygulanması halinde çalışanın talebi veya onayı aranmayacağı belirtilmiştir.

Uzaktan Çalışma Yönetmeliği de Kanun hükmünü ayrıntılandırmış ve uzaktan çalışmanın kurulması, uygulanması ve sona erdirilmesine ilişkin usul ve esasları belirlemiştir. Yönetmeliğin 5. maddesi sözleşmenin içeriğini ayrıntılı biçimde düzenlerken, 6 ila 10. maddeleri arasında çalışma mekânının düzenlenmesi, iş araçlarının temini, üretim maliyetlerinin karşılanması, çalışma sürelerinin belirlenmesi ve iletişim usullerine ilişkin hükümler getirmiştir.

II. İşverenin Yönetim Hakkı ve Uzaktan Çalışmaya Etkisi

İş Kanunu'nun 8. maddesinde iş sözleşmesi, bir tarafın bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın ise ücret ödemeyi üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımdan hareketle iş sözleşmesinin üç temel unsurdan oluştuğu kabul edilmektedir: iş görme, ücret ve bağımlılık. Bu unsurlar arasında iş sözleşmesini diğer iş görme sözleşmelerinden ayıran en belirleyici unsur ise hukuki bağımlılıktır. İşçinin işverene bağımlı olarak çalışması, işverenin işin yürütülmesine ilişkin emir ve talimat verme, iş organizasyonunu düzenleme ve işin ifasını denetleme yetkisini de beraberinde getirmektedir. Başka bir ifadeyle, işverenin yönetim hakkının hukuki temelini iş sözleşmesinin içerdiği bağımlılık ilişkisi oluşturmaktadır.

Bununla birlikte, uzaktan çalışma modelinde iş görme ediminin işverenin işyeri dışında, çoğunlukla işçinin evi veya teknolojik iletişim araçları aracılığıyla yerine getirilmesi, klasik iş ilişkisindeki bağımlılık unsurunun görünümünü değiştirmektedir. İşveren ile işçi arasındaki fiziksel mesafenin artması, işverenin işin yürütülmesini doğrudan denetleme ve anlık talimat verme imkânını sınırlamakta; buna bağlı olarak yönetim hakkının kullanım biçimi de farklılaşmaktadır.

Ancak bağımlılık unsurunun zayıflaması, taraflar arasındaki işçi-işveren ilişkisinin ortadan kalktığı anlamına gelmemektedir. Aksine, çalışma hayatında yaşanan dijital dönüşüm, esnek çalışma biçimlerinin yaygınlaşması ve atipik istihdam modellerinin gelişmesiyle birlikte bağımlılık kavramı da yeni çalışma koşullarına uyum sağlayacak şekilde yeniden yorumlanmaktadır. Bu çerçevede, öğretide giderek daha fazla kabul gören yaklaşıma göre, işçinin işverene ait iş organizasyonu içerisinde ve onun yararına iş görmesi, hukuki bağımlılığın belirlenmesinde tamamlayıcı bir ölçüt olarak önem kazanmaktadır. Dolayısıyla günümüzde bağımlılık, yalnızca işverenin fiziksel gözetimi altında çalışma olgusuyla açıklanmamakta; işçinin işveren tarafından kurulan organizasyona dâhil olması ve bu organizasyonun amaçları doğrultusunda faaliyet göstermesi de bağımlılık ilişkisinin önemli göstergeleri arasında değerlendirilmektedir.

Bağımlılık unsurunun değişen niteliği, işverenin yönetim, denetim ve gözetim haklarının kullanımını da doğrudan etkilemiştir. Teknolojik gelişmeler sayesinde işverenler, fiziksel denetim yerine dijital gözetim araçlarından yararlanmaya başlamış; böylece yönetim hakkı ortadan kalkmamakla birlikte farklı yöntemlerle kullanılmaya başlanmıştır. Bu durum, özellikle uzaktan çalışma modelinde işverenin denetim yetkisinin elektronik iletişim araçları ve dijital platformlar üzerinden kullanılmasını mümkün kılmıştır. Bununla birlikte, teknolojik imkânların sağladığı bu denetim kapasitesi, bazı durumlarda çalışanların özel hayatı ve kişisel verilerinin korunması bakımından yeni hukuki tartışmaları da beraberinde getirmektedir.

Nitekim uzaktan çalışma ilişkisinde işverenin yönetim hakkı; çalışma saatlerinin belirlenmesi, görev dağılımının yapılması, performans kriterlerinin oluşturulması, işin yürütülmesine ilişkin talimatların verilmesi, bilgi güvenliğinin sağlanması ve işin gerektirdiği teknik düzenlemelerin yapılmasını kapsamaktadır. İşveren, bu yetkilerini dijital iletişim araçları, çevrim içi toplantılar, elektronik raporlama sistemleri, kurumsal yazılımlar ve benzeri teknolojik araçlar vasıtasıyla kullanabilmektedir. Ancak bu yetkinin kullanımında işverenin yönetim hakkı ile işçinin kişilik hakları, özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerinin korunması arasında adil bir dengenin kurulması zorunludur. Bu nedenle uzaktan çalışmada yönetim hakkının kapsamı değerlendirilirken, yalnızca işverenin işletmesel menfaatleri değil, aynı zamanda işçinin temel hak ve özgürlükleri de birlikte gözetilmelidir.

III. Uzaktan Çalışmada Gözetim Hakkı

İşverenin gözetim hakkı, yönetim hakkının ayrılmaz bir uzantısı olup iş sözleşmesinden kaynaklanan iş görme borcunun gereği gibi yerine getirilip getirilmediğinin denetlenmesine hizmet etmektedir. İşveren, işletmenin verimli şekilde faaliyet göstermesini sağlamak, iş disiplinini korumak, bilgi güvenliğini temin etmek ve iş organizasyonunun etkinliğini artırmak amacıyla belirli denetim mekanizmalarına başvurabilmektedir. Özellikle uzaktan çalışma modelinin yaygınlaşmasıyla birlikte, fiziksel denetime dayanan klasik gözetim yöntemleri yerini büyük ölçüde dijital denetim araçlarına bırakmıştır.

Günümüzde işverenler, yönetim ve mülkiyet haklarından kaynaklanan yetkileri çerçevesinde çalışanlara tahsis edilen kurumsal bilgisayarları, elektronik posta hesaplarını, internet erişimini ve diğer bilişim sistemlerini denetleyebilmektedir. Bu kapsamda kurumsal e-posta trafiğinin kontrol edilmesi, VPN ve sistem erişim kayıtlarının incelenmesi, şirket bilgisayarlarının kullanım verilerinin analiz edilmesi, çevrim içi toplantı platformlarının kayıt altına alınması veya proje yönetim yazılımları aracılığıyla performans verilerinin değerlendirilmesi, işverenin gözetim hakkının olağan görünüm biçimleri arasında yer almaktadır. Bunun yanında işverenler; siber kaytarmanın (cyberloafing) önlenmesi, bilgi güvenliğinin sağlanması, zararlı yazılım ve içeriklere erişimin engellenmesi, şirket kaynaklarının etkin kullanılması ve ekonomik zararların önüne geçilmesi amacıyla bilgisayar, internet ve elektronik haberleşme araçlarının kullanımına ilişkin çeşitli sınırlamalar da getirebilmektedir. . Bununla birlikte, teknolojik gelişmelerin sağladığı denetim imkânlarının artması, gözetim yetkisinin kapsamının yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılmıştır.

Gerçekten de uzaktan çalışma, işverenin gözetim yetkisini genişleten teknolojik olanaklar sunmakla birlikte, bu durum işverenin sınırsız bir denetim yetkisine sahip olduğu anlamına gelmemektedir. Ekran görüntülerinin düzenli olarak alınması, çalışanın kamera veya mikrofonunun sürekli açık tutulmasının istenmesi, klavye ve fare hareketlerinin kaydedilmesi, konum bilgilerinin sürekli takip edilmesi veya işçinin ev ortamının kesintisiz biçimde gözetim altında tutulması gibi uygulamalar, işverenin yönetim hakkının sınırlarını aşabilecek ve çalışanın özel hayatının gizliliği ile kişilik haklarına ölçüsüz müdahale oluşturabilecektir. Özellikle konut dokunulmazlığı ve özel yaşamın korunması bakımından uzaktan çalışma, işyeri ile özel yaşam alanı arasındaki sınırların belirsizleşmesine neden olduğundan, gözetim faaliyetlerinin hukuki sınırlarının daha hassas biçimde değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bu nedenle işveren tarafından gerçekleştirilen her türlü izleme faaliyetinin hukuka uygun sayılabilmesi için öncelikle meşru bir amaca dayanması, işin yürütülmesi bakımından gerekli ve elverişli olması, ulaşılmak istenen amaç ile kullanılan denetim yöntemi arasında makul bir denge bulunması ve ölçülülük ilkesine uygun şekilde uygulanması gerekir. Ayrıca çalışanların hangi verilerinin, hangi yöntemlerle, hangi amaç doğrultusunda ve ne kadar süreyle işleneceği konusunda önceden açık ve anlaşılır biçimde bilgilendirilmeleri, şeffaflık ilkesinin bir gereğidir. Gözetim faaliyetinin kapsamı, işin gerektirdiği ölçüyü aşmamalı; işçinin temel hak ve özgürlüklerini gereksiz veya orantısız şekilde sınırlandırmamalıdır.

Türk hukukunda çalışanların elektronik iletişiminin ve dijital faaliyetlerinin izlenmesine ilişkin kapsamlı ve özel bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Nitekim ne 4857 sayılı İş Kanunu'nda, ne Uzaktan Çalışma Yönetmeliği'nde ne de 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nda bu konuya özgü ayrıntılı hükümler yer almaktadır. Benzer şekilde, bugüne kadar Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından da uzaktan çalışma kapsamında elektronik gözetim uygulamalarını doğrudan ele alan ilkesel nitelikte bir karar ortaya konulmuş değildir. Bu nedenle işverenin gözetim yetkisinin hukuka uygunluğu ve sınırları, mevcut mevzuatın genel ilkeleri ile yargısal içtihatlar ışığında belirlenmektedir.

Bu çerçevede değerlendirme yapılırken, Anayasa'nın özel hayatın gizliliğini ve haberleşme hürriyetini güvence altına alan 20 ve 22. maddeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin özel hayatın ve haberleşmenin korunmasına ilişkin 8. maddesi ile ifade özgürlüğünü düzenleyen 10. maddesi, Türk Medeni Kanunu'nun kişilik haklarının korunmasına ilişkin hükümleri, iş hukukunun işçiyi koruma ilkesi ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin temel prensipler birlikte dikkate alınmaktadır.

Sonuç olarak, uzaktan çalışma modelinde işverenin gözetim hakkı iş ilişkisinin devamı bakımından gerekli olmakla birlikte, bu hak sınırsız nitelikte değildir. İşverenin işletmesel menfaatleri ile işçinin özel hayatının gizliliği, kişisel verilerinin korunması ve diğer temel hakları arasında adil bir denge kurulması zorunludur. Bu denge ancak hukuka uygunluk, gereklilik, ölçülülük, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine uygun bir gözetim politikası benimsenmesiyle sağlanabilecektir.

IV. Uzaktan Çalışma Yönetmeliği Çerçevesinde İşverenin Yükümlülükleri

Uzaktan Çalışma Yönetmeliği, işverenin yönetim hakkını düzenlemekle birlikte önemli yükümlülükler de öngörmektedir.

Yönetmeliğin 7. maddesi uyarınca, iş sözleşmesinde aksi kararlaştırılmadıkça işin görülmesi için gerekli araç ve ekipmanın işveren tarafından sağlanması esastır. Sağlanan ekipmanların kullanım esasları ile bakım ve onarım şartlarının açık ve anlaşılır biçimde işçiye bildirilmesi gerekmektedir.

Yönetmeliğin 8. maddesi ise uzaktan çalışmanın yürütülmesinden doğan zorunlu üretim giderlerinin karşılanmasına ilişkin esasların sözleşmede açıkça belirlenmesini zorunlu kılmıştır.

Çalışma süreleri bakımından Yönetmeliğin 9. maddesi önem taşımaktadır. Buna göre uzaktan çalışmanın yapılacağı zaman aralığı ve çalışma süresi sözleşmede gösterilmeli; fazla çalışma ancak işverenin yazılı talebi ve işçinin kabulü ile gerçekleştirilebilmelidir. İlaveten, Yönetmeliğin 10.maddesinde Uzaktan çalışmada iletişimin yöntemi ve zaman aralığının uzaktan çalışan ile işveren tarafından belirleneceği belirtilmişti. Bu düzenlemeler, uzaktan çalışmada çalışma sürelerinin ve çalışan ile işveren arasındaki iletişim yönteminin ve zaman aralığının belirsizleşmesini önlemeyi amaçlamaktadır.

V. Verilerin Korunması ve İşçinin Özel Hayatının Gizliliği

Uzaktan çalışmada en önemli hukuki sorunlardan biri kişisel verilerin korunmasıdır. Yönetmeliğin 11. maddesi, işverene çalışanı veri güvenliği konusunda bilgilendirme ve gerekli teknik ile idari tedbirleri alma yükümlülüğü yüklemektedir. Ayrıca korunacak verilerin kapsamının sözleşmede belirlenmesi öngörülmektedir.

İşveren, bilgi güvenliğini sağlamak amacıyla belirli denetim mekanizmaları kurabilir. Ancak bu yetki, işçinin özel hayatını sürekli gözetim altına alma hakkı vermemektedir. Özellikle çalışanın konutunun kamera aracılığıyla izlenmesi veya çalışma saatleri dışında dijital gözetim faaliyetlerinin sürdürülmesi, özel hayatın gizliliği hakkını ihlal edebilecek niteliktedir.

Bu nedenle işverenin veri işleme faaliyetleri; hukuka uygunluk, belirli ve meşru amaç, veri minimizasyonu, ölçülülük ve şeffaflık ilkeleri çerçevesinde yürütülmesi önem arz etmektedir.

VI. İş Sağlığı ve Güvenliği Bakımından İşverenin Sorumluluğu

İşverenin gözetim borcu yalnızca işin denetlenmesiyle sınırlı değildir. İş Kanunu'nun 14. maddesi ile Uzaktan Çalışma Yönetmeliği'nin 12. maddesi uyarınca işveren; uzaktan çalışanı iş sağlığı ve güvenliği konusunda bilgilendirmek, gerekli eğitimi vermek, sağlık gözetimini sağlamak ve sağladığı ekipmanların güvenli kullanımına ilişkin tedbirleri almakla yükümlü kılınmıştır.

Bu yükümlülük, uzaktan çalışmanın işverenin işçiyi koruma borcunu ortadan kaldırmadığını göstermektedir. Çalışanın evden çalışması, işverenin iş sağlığı ve güvenliği konusundaki sorumluluğunu sona erdirmemekte; yalnızca bu sorumluluğun uygulanma biçimini değiştirmektedir.

VII. Yeni Risk Alanları

Uzaktan çalışma modeli, klasik iş hukuku sorunlarının yanında yeni hukuki risk alanları da ortaya çıkarmıştır. Bunların başında dijital gözetim uygulamalarının yaygınlaşması gelmektedir. Yapay zekâ destekli performans değerlendirme sistemleri, algoritmik yönetim uygulamaları ve otomatik çalışan izleme yazılımları işveren açısından verimlilik sağlarken, çalışan bakımından mahremiyet, ayrımcılık ve psikolojik baskı risklerini artırmaktadır.

Diğer önemli bir sorun ise çalışma sürelerinin belirsizleşmesidir. Çevrim içi olma beklentisinin sürekli hâle gelmesi, fazla çalışma ile dinlenme süreleri arasındaki sınırın ortadan kalkmasına neden olabilmektedir. Bu durum çalışanların dinlenme hakkı ve iş-yaşam dengesi üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir.

Bunun yanında siber güvenlik riskleri, uzaktan erişim sistemlerinin güvenliği, şirket verilerinin korunması ve kişisel cihazların iş amaçlı kullanılması gibi konular da iş hukuku ile kişisel verilerin korunması hukukunun kesişim noktasında yeni hukuki tartışmalar yaratmaktadır.

VIII. Sonuç

Uzaktan çalışma, teknolojik gelişmelerin çalışma hayatına yansımasının en önemli örneklerinden biridir. Türk hukukunda 4857 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesi ile Uzaktan Çalışma Yönetmeliği, uzaktan çalışmanın hukuki çerçevesini belirleyerek hem işverenin yönetim hakkını hem de işçinin haklarını korumayı amaçlamıştır.

İşveren, uzaktan çalışma ilişkisinde yönetim ve gözetim haklarını kullanmaya devam etmekle birlikte bu yetkiler mutlak değildir. Yönetim hakkının dürüstlük, ölçülülük, eşit davranma ve kişilik haklarına saygı ilkeleri çerçevesinde kullanılması gerekir. Özellikle dijital gözetim teknolojilerinin yaygınlaştığı günümüzde, işverenin denetim yetkisi ile işçinin özel hayatının gizliliği arasında adil bir dengenin kurulması büyük önem taşımaktadır.

Mevcut düzenlemeler uzaktan çalışmaya ilişkin temel ilkeleri ortaya koymuş olmakla birlikte, yapay zekâ destekli gözetim sistemleri, algoritmik performans değerlendirmeleri ve sürekli dijital denetim gibi yeni uygulamalar karşısında daha ayrıntılı yasal düzenlemelere ve yargısal içtihatlara ihtiyaç duyulduğu değerlendirilmektedir. Bu nedenle gelecekte uzaktan çalışmanın hukuki çerçevesinin, teknolojik gelişmeler ve çalışanların temel hakları gözetilerek yeniden şekillendirilmesi kaçınılmaz görünmektedir.

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More