ARTICLE
19 June 2026

Anayasa Mahkemesi’nin Elektronik Ticaret Aracı Hizmet Sağlayıcılarının Tüketiciye Karşı Sorumluluğuna İlişkin 2024/187 E. 2026/42 K. Sayılı Kararına İlişkin

TA
Tunca Attorney Partnership

Contributor

Established by Sidar Tunca in 2006, Tunca Attorney Partnership provides service with more than 70 employees to the clients operating in various national and international sectors. Tunca Attorney Partnership, having a trustworthy business network in Turkey, notably in Ankara, İstanbul and İzmir, offers consultancy service for international companies which are leaders in their sectors in almost every continent including especially Europe, Asia and the Middle East.

Tunca family continues to stand for the sophistication and preventive law service with its mission to educate young and idealist lawyers and provide occupation, and to create an understanding which contributes to an egalitarian, accessible and fair judicial system.

Turkey's Constitutional Court has issued a landmark ruling on the liability of e-commerce platforms toward consumers in cases involving defective goods and services. The decision addresses whether intermediary service providers can be held responsible when consumers face difficulties reaching sellers directly, and examines the constitutional implications of limiting platform liability in consumer transactions.
Turkey Consumer Protection
Tunca Attorney Partnership are most popular:
  • within Antitrust/Competition Law topic(s)
  • with readers working within the Transport industries

I. GİRİŞ

Anayasa Mahkemesi'nin (‘‘Mahkeme’’) 12.02.2026 tarihli ve E.2024/187, K.2026/42 sayılı kararı (“Karar”) 02.06.2026 tarihli ve 33268 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Karar, elektronik ticaret faaliyetlerinde aracılık hizmeti sunan platformların tüketicilere karşı sorumluluğunun kapsamına ilişkin önemli değerlendirmeler içermektedir.

Karara konu başvuru, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi tarafından ayıplı mal nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen manevi zararın tazmini istemiyle açılan bir dava kapsamında yapılmıştır. Başvuruda, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'da yer alan bazı düzenlemelerin Anayasa'nın 2., 10., 13., 35., 36. ve 172. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Karar, özellikle elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcılarının tüketici işlemlerinden doğan uyuşmazlıklardaki hukuki konumunun ve tüketicilerin korunmasına yönelik anayasal güvencelerin kapsamının belirlenmesi bakımından önem taşımaktadır.

II. İTİRAZ KONUSU DÜZENLEMELER

Başvuru, elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcılarının tüketici işlemlerinden doğan sorumluluğunun kapsamını etkileyen iki ayrı kanun hükmüne ilişkindir.

İlk olarak, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 48. maddesinin altıncı fıkrasının (d) bendinde yer alan "...ile 11 inci ve 15 inci maddelerde yer alan hakların kullanımı..." ibaresi inceleme konusu yapılmıştır. Söz konusu bent, aracı hizmet sağlayıcısının satıcı veya sağlayıcı adına bedel tahsil etmesi hâlinde mal ve hizmetin tüketiciye teslim veya ifası sonrası bedelin satıcıya veya sağlayıcıya aktarıldığı durumlar haricinde teslim ve cayma hakkına ilişkin yükümlülükler bakımından müteselsil sorumluluk öngörmekte; ancak tüketicinin ayıplı mala ilişkin seçimlik haklarını düzenleyen 11. madde ile ayıplı hizmet hâlinde seçimlik hakları düzenleyen 15. madde kapsamındaki talepleri bu sorumluluktan istisna tutmaktadır. Başvuruda itiraz konusu yapılan ibare aracı hizmet sağlayıcısının 11. ve 15. maddelerden doğan tüketici talepleri bakımından sorumluluktan muaf tutulmasına dair istisna hükmüne ilişkindir.

Ancak Mahkeme, ilk inceleme aşamasında "...ve 15 inci..." ibaresinin bakılmakta olan davada uygulanma imkânı bulunmadığına hükmetmiş; esasa ilişkin incelemeyi "...ile 11 inci..." ibaresiyle sınırlı tutmuştur.

Başvurunun ikinci ayağını ise 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 9. maddesinin birinci fıkrası oluşturmaktadır. Söz konusu hükümde;

“Diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça, aracı hizmet sağlayıcı, hizmet sağlayıcı tarafından sunulan içerik ve içeriğe konu mal veya hizmetle ilgili hukuka aykırı hususlardan sorumlu değildir.”

denilmek suretiyle elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcılarının, kural olarak, satıcılar tarafından platformda sunulan içerikleri önceden denetleme veya bunların hukuka uygunluğunu araştırma yükümlülüğü altında olmadığı kabul edilmektedir. Bu yaklaşım, platformların içerik kaynaklı hukuka aykırılıklar nedeniyle sorumluluğunu kural olarak dışlayan bir düzenleme niteliği taşımaktadır

İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, her iki düzenlemeyi birlikte değerlendirerek, elektronik ticaret platformlarının sorumluluğunun tüketici aleyhine olacak şekilde daraltıldığını ileri sürmüştür. Başvuru kararında, elektronik ticaret işlemlerinde tüketicilerin çoğu zaman doğrudan satıcıya ulaşmakta güçlük yaşayabildiği, buna rağmen platformların sorumluluk alanının sınırlı tutulmasının hak arama imkânlarını zayıflattığı vurgulanmıştır. Bunun yanı sıra itiraz konusu düzenlemelerin tüketici ile aracı hizmet sağlayıcı arasındaki dengeyi tüketici aleyhine bozduğu ve aracı hizmet sağlayıcılar ile küçük ölçekli satıcılar arasında eşitsizlik yarattığı da ileri sürülmüştür.

III. ANAYASA MAHKEMESİNİN DEĞERLENDİRMESİ

A. Elektronik Ticaretin Yapısı ve Platformların Rolü

Anayasa Mahkemesi, itiraz konusu kuralların anayasal denetimini yaparken öncelikle elektronik ticaretin günümüzdeki işleyişini ve bu sistem içerisinde platformların üstlendiği rolü değerlendirmiştir.

Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki hızlı gelişimin ticari faaliyetlerin önemli bir bölümünü dijital ortama taşıdığı; internet üzerinden gerçekleştirilen işlemlerin hem kullanıcı sayısı hem de ekonomik hacim bakımından sürekli büyüdüğü vurgulanmıştır. Mahkemeye göre elektronik ticaret, tarafların fiziksel olarak bir araya gelmesini gerektirmeyen yapısı sayesinde geleneksel ticaret modellerinden ayrılmakta ve mal ile hizmetlerin çok daha geniş kitlelere ulaştırılmasına imkân tanımaktadır.

Bu çerçevede Mahkeme, elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcılarının konumuna da özel olarak değinmiştir. Kararda, özellikle büyük ölçekli platformların yalnızca teknik altyapı sunan pasif aracılar olarak nitelendirilemeyeceği; ürünlerin tüketiciye sunulması, görünürlüğünün artırılması, sıralanması, reklamının yapılması ve satış süreçlerinin yönetilmesi gibi aşamalarda aktif rol üstlenebildiği belirtilmiştir. Mahkeme bu tespitini karşılaştırmalı hukuk perspektifiyle de desteklemiş; AB mevzuatında öngörülen sorumsuzluk hükümlerinin yalnızca teknik, otomatik ve pasif platform faaliyetleri için geçerli kabul edildiğini vurgulamıştır. Bu nedenle Mahkeme, elektronik ticaret platformlarının her durumda tarafsız ve etkisiz bir aracı olarak kabul edilmesinin günümüz dijital ticaret gerçekliğiyle tam olarak örtüşmediği değerlendirmesinde bulunmuştur.

B. Mülkiyet Hakkı, Tüketicinin Korunması ve Devletin Pozitif Yükümlülükleri

Mahkeme, incelemesini ağırlıklı olarak Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile Anayasa'nın 172. maddesinde düzenlenen tüketicinin korunması ilkesi çerçevesinde gerçekleştirmiştir.

Kararda, ayıplı veya hukuka aykırı mal ve hizmetler nedeniyle tüketicinin malvarlığında meydana gelen kayıpların mülkiyet hakkı kapsamında korunduğu belirtilmiştir. Bu nedenle devletin yalnızca mülkiyet hakkına müdahale etmemesi yeterli olmayıp aynı zamanda kişilerin malvarlığı değerlerini koruyacak etkili hukuki mekanizmaları da oluşturması gerektiği vurgulanmıştır. Mahkeme bu bağlamda daha önceki içtihatlarına da atıf yaparak koruyucu önlemlerin mülkiyete müdahaleyi engelleyici, düzeltici önlemlerin ise müdahalenin etkilerini telafi edici nitelik taşıdığını ifade etmiştir.

Mahkemeye göre elektronik ticaret işlemlerinde tüketicinin çoğu zaman satıcı veya sağlayıcıya ulaşmakta güçlük çekmesi mümkündür. Bu nedenle belirli durumlarda elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcısının da sorumluluk altına alınması, tüketicinin zararının giderilebilmesi bakımından önemli bir güvence oluşturmaktadır.

Mahkeme ayrıca tüketicilerin korunmasının Anayasa'nın 172. maddesiyle anayasal düzeyde güvence altına alınmış bir kamu politikası olduğunu ve devletin bu alanda geniş bir düzenleme yetkisine sahip bulunduğunu belirtmiştir. Elektronik ticaret alanında yaşanan hızlı büyüme, tüketicilerin satıcılarla doğrudan temasının azalması ve işlemlerin büyük ölçüde platformlar üzerinden yürütülmesi, tüketicinin korunmasına yönelik daha güçlü mekanizmaların kurulmasını gerekli kılmaktadır.

IV. KARARIN SONUCU

Bu çerçevede Mahkeme, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 48. maddesinin altıncı fıkrasının (d) bendinde yer alan "...ile 11 inci" ibaresinin iptaline ve 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 9. maddesinin birinci fıkrasının ise "tüketici sözleşmeleri yönünden" iptaline hükmetmiştir. Ayrıca ortaya çıkabilecek hukuki boşluğun kamu yararını olumsuz etkileyebileceği gerekçesiyle iptal hükümlerinin kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir.

Karşıoy gerekçesinde ise elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcılarının tüketici işlemlerinde hâlihazırda önemli yükümlülükler altında bulunduğu, sorumlu tutulmadıkları alanın ise esasen ayıplı mal ve ayıplı hizmet hâllerinde tüketicinin seçimlik haklarını düzenleyen 6502 sayılı Kanun’un 11. ve 15. maddelerinden kaynaklanan yükümlülüklerle sınırlı olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, aracı hizmet sağlayıcılarının elektronik ticaret sürecinde aktif rol üstlendikleri durumlarda mevcut mevzuat ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde zaten sorumluluklarının doğabildiği, bu nedenle tüketicilerin korunması bakımından ek bir düzenlemeye anayasal zorunluluk bulunmadığı ifade edilmiştir.

Ayrıca, aracı hizmet sağlayıcılarına ayıplı mal ve ayıplı hizmet hükümlerinden kaynaklanan kusursuz sorumluluk yüklenmesinin platformların hukuki ve mali risklerini artıracağı, bunun da hizmet bedellerine yansıtılarak nihayetinde tüketiciler üzerinde ek maliyet oluşturacağı vurgulanmıştır. Bu durumun elektronik ticaret sektöründeki rekabeti ve piyasanın gelişimini olumsuz etkileyebileceği belirtilerek, itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olmadığı değerlendirilmiştir.

V. SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

Karar, elektronik ticaret platformlarının hukuki sorumluluğuna ilişkin önemli Anayasa Mahkemesi kararlarından biri niteliğindedir. Mahkeme, elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcılarının sundukları hizmetlerin niteliği ve elektronik ticaret sürecindeki konumları dikkate alındığında, ayıplı mal veya hizmet dolayısıyla tüketicilerin uğradıkları zararlar bakımından bu aktörlerin tamamen sorumluluk dışında bırakılmasının tüketicilerin korunması amacını zayıflatabileceğini değerlendirmiştir. Özellikle satıcıya veya sağlayıcıya ulaşılmasının güçleştiği ya da fiilen mümkün olmadığı durumlarda tüketicilerin etkili bir korumadan mahrum kalabileceği, bu nedenle devletin tüketiciyi koruma ve mülkiyet hakkını güvence altına alma yönündeki pozitif yükümlülüklerinin gözetilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Kararın uygulamaya yönelik etkileri bakımından ise, Anayasa Mahkemesi tarafından verilen iptal hükmünün yürürlüğe girişinin dokuz ay ertelenmiş olması önem taşımaktadır. Bu süre içerisinde kanun koyucunun, elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcılarının tüketici işlemlerinden doğan sorumluluğuna ilişkin çerçeveyi Anayasa Mahkemesinin ortaya koyduğu ilkeler doğrultusunda yeniden değerlendirmesi ve gerekli düzenlemeleri yapması beklenmektedir. Bu doğrultuda yapılacak düzenlemelerin, tüketicilerin korunması ile elektronik ticaret ekosisteminin sağlıklı işleyişi arasında adil bir denge kurulmasına ve uygulamada hukuki belirlilik ile öngörülebilirliğin güçlendirilmesine katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

[View Source]
See More Popular Content From

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More