ARTICLE
9 July 2026

AB Yapay Zeka Yasası’nın Sınır Ötesi Etkileri: Şirketlerin Neleri Bilmesi Gerekiyor

GT
Gen Temizer

Contributor

Gen Temizer is a leading independent Turkish law firm located in Istanbul's financial centre. The Firm has an excellent track record of handling cross-border matters for clients and covers the full bandwidth of most complex transactions and litigation with its cross-departmental, multi-disciplinary and diverse team of over 30 lawyers. The Firm is deeply rooted in the local market with over 80 years of combined experience of the name partners while providing the highest global standards of legal services.
Otomatik işe alım süreçlerinden kredi değerlendirmelerine, sağlık alanındaki teşhis uygulamalarından tedarik zinciri yönetimine kadar günlük ticari faaliyetlerin ayrılmaz bir parçası haline gelen yapay zeka, artık teknoloji sektörüyle sınırlı değildir. Avrupa Birliği (“AB”), yapay zeka teknolojilerinin dönüştürücü potansiyelini ve barındırdığı riskleri dikkate alarak, dünyanın yapay zekaya yönelik ilk kapsamlı hukuki çerçevesi olan (AB) 2024/1689 sayılı Tüzük’ü, bilinen adıyla Yapay Zeka Yasası’nı, yürürlüğe koymuştur.
Turkey Technology
Bulut Girgin’s articles from Gen Temizer are most popular:
  • within Technology topic(s)
Gen Temizer are most popular:
  • within Strategy, International Law and Tax topic(s)

Otomatik işe alım süreçlerinden kredi değerlendirmelerine, sağlık alanındaki teşhis uygulamalarından tedarik zinciri yönetimine kadar günlük ticari faaliyetlerin ayrılmaz bir parçası haline gelen yapay zeka, artık teknoloji sektörüyle sınırlı değildir. Avrupa Birliği (“AB”), yapay zeka teknolojilerinin dönüştürücü potansiyelini ve barındırdığı riskleri dikkate alarak, dünyanın yapay zekaya yönelik ilk kapsamlı hukuki çerçevesi olan (AB) 2024/1689 sayılı Tüzük’ü, bilinen adıyla Yapay Zeka Yasası’nı, yürürlüğe koymuştur. Genel Veri Koruma Tüzüğü’nün (“GDPR”) küresel veri koruma yaklaşımını yeniden şekillendirdiği gibi, Yapay Zeka Yasası’nın da yapay zeka yönetişimi bakımından Avrupa sınırlarının çok ötesine uzanan yeni bir standart oluşturması beklenmektedir.

Yapay Zeka Yasası 1 Ağustos 2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir ve yasa kapsamında öngörülen yükümlülükler 2028 yılına kadar uzanan geniş bir geçiş dönemi boyunca aşamalı olarak uygulamaya konulacaktır. Yapay Zeka Yasası ile temel olarak, Avrupa pazarına sunulan yapay zeka sistemlerinin güvenli, şeffaf, ayrımcı önyargılardan arındırılmış ve temel hakların korunmasıyla uyumlu şekilde işletilmesi amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda, Yapay Zeka Yasası 27 AB Üye Devleti’nin tamamında uyumlaştırılmış bir düzenleyici çerçeve oluşturmakta ve yaklaşık 450 milyon kişilik bir pazar bakımından bağlayıcı standartlar belirlemektedir.

Yapay Zeka Yasası ile sağlayıcılar, uygulayıcılar, ithalatçılar, dağıtımcılar, ürün imalatçıları ve yetkili temsilciler olmak üzere yapay zeka değer zincirindeki altı ekonomik aktör grubuna yönelik yükümlülükler getirilmektedir. Ayrıca, yasanın kayda değer bir sınır ötesi uygulama alanı

bulunmaktadır. Türkiye’de yerleşik şirketler de dahil olmak üzere AB dışında kurulmuş şirketler; yapay zeka sistemlerinin, genel amaçlı yapay zeka modellerinin veya bu sistemler tarafından üretilen çıktıların AB pazarına sunulması, AB’de kullanılması ya da AB’de bulunan gerçek veya tüzel kişiler tarafından kullanılmasının amaçlanması halinde Yapay Zeka Yasası’nın kapsamına girebilmektedir.

Yapay Zeka Yasası Ne Getiriyor?

Yapay Zeka Yasası, yapay zeka sistemlerinin geliştirilmesi,piyasayasunulmasıvekullanılması bakımından kapsamlı bir düzenleyici yapı öngörmektedir. Yasanın temel düzenleme ilkesi, risk temelli yaklaşıma dayanmaktadır. Bu çerçevede, bir yapay zeka sistemi sağlık, güvenlik veya temel haklar bakımından ne kadar büyük bir potansiyel tehdit oluşturuyorsa, yerine getirilmesi gereken uyum yükümlülükleri de o ölçüde sıkılaşmaktadır. Bu kademeli yapı, özellikle şeffaflık, açıklanabilirlik, hakkaniyet, ön yargının azaltılması ve insan odaklı tasarım bakımından OECD’nin Recommendation on Artificial Intelligence belgesinde benimsenen ilkelerle büyük ölçüde örtüşmektedir.

Risk kategorilerini açıklamadan önce, Yapay Zeka Yasası’nın “yapay zeka sistemi” kavramını nasıl tanımladığını ele almak yerinde olacaktır. Yasa’nın 3. maddesi uyarınca yapay zeka sistemi; farklı özerklik seviyelerinde çalışmak üzere tasarlanmış, kullanıma sunulduktan sonra uyarlanabilir olan ve aldığı girdilerden hareketle fiziksel veya sanal ortamları etkileyebilecek tahmin, içerik, tavsiye veya karar gibi çıktıları nasıl üreteceğine ilişkin çıkarım yapan makine tabanlı bir sistem olarak tanımlanmaktadır. Bu tanım bilinçli olarak geniş tutulmuştur ve şirketlerin “yapay zeka sektörü”nde faaliyet göstermedikleri kanaatine dayanarak, düzenlemenin kapsamı dışında kaldıklarını varsaymamaları gerekmektedir.

Yapay Zeka Yasası, bu geniş kapsam sayesinde, yapay zeka destekli insan kaynakları ve işe alım platformları, otomatik kredi skorlama ve sigorta riski değerlendirme sistemleri, biyometrik tanıma sistemleri, klinik karar destek araçları, içerik öneri algoritmaları, yapay zeka destekli belge inceleme çözümleri ve tıbbi cihazlar, makineler ve araçlar gibi düzenlemeye tabi ürünlere entegre edilen yapay zeka bileşenleri dahil olmak üzere çok sayıda teknolojiyi kapsayabilecek niteliktedir.

Risk Temelli Sınıflandırma

Yapay Zeka Yasası’nda yapay zeka sistemleri yaratabilecekleri risk seviyesine göre sınıflandırılmaktadır. Bu çerçevede, yapay zeka sistemleri dört ana kategoriye ayrılmaktadır:

 

 

Kategori

Kapsamı

Temel Sonuç

 

 

 

 

 

 

 

Kabul edilemez risk

AB değerleri, insan onuru ve temel hakların

korunmasıyla bağdaşmadığı kabul edilen yapay zeka uygulamaları.

Yapay Zeka Yasası (sınırlı istisnalara tabi olmak üzere) zararlı yapay zeka destekli manipülasyon ve aldatma, kişisel zafiyetlerin istismarı, davranışsal veya kişisel

verilere dayalı sosyal puanlama, yalnızca profillemeye dayanan bireysel suç riski tahmini, internetten veya kapalı devre kamera (CCTV) görüntülerinden hedef gözetmeksizin yüz görüntülerinin toplanması, işyeri ve eğitim ortamlarında duygu tanıma, korunan

özelliklere dayalı biyometrik kategorilendirme ve kolluk amaçlarıyla kamuya açık alanlarda gerçek zamanlı uzaktan biyometrik kimlik tespiti dahil

olmak üzere sekiz uygulama kategorisini açıkça yasaklamaktadır.

 

 

 

 

 

 

Bu uygulamalar tamamen yasaktır. Söz konusu yasak 2 Şubat 2025 tarihinde

yürürlüğe girmiştir.

 

 

 

 

 

 

Yüksek risk

Sağlık, güvenlik veya temel haklar açısından önemli potansiyel riskler oluşturan yapay zeka sistemleri.

Bu kategori; biyometrik kimlik tespiti, kritik alt yapıların yönetimi ve işletilmesi, eğitime ve mesleki eğitime erişim, istihdam ve iş gücü yönetimi, temel kamu ve özel hizmetlere erişim (kredi puanlaması

dahil), kolluk faaliyetleri, göç ve sınır kontrolü yönetimi ile yargı faaliyetleri alanlarında kullanılan

yapay zekayı kapsamaktadır.

AB uyumlaştırma mevzuatı kapsamındaki ürünlerin (tıbbi cihazlar, makineler ve araçlar gibi) güvenlik

bileşeni olarak işlev gören yapay zeka sistemleri de yüksek riskli olarak sınıflandırılabilmektedir.

 

 

 

 

Bu sistemlere izin verilmekle birlikte, katı

uyum yükümlülükleri söz konusudur.

 

 

 

 

 

Kategori

Kapsamı

Temel Sonuç

 

 

 

 

 

Sınırlı risk

Bireylerle doğrudan etkileşime giren veya

kullanıcıların yapay zekanın devrede olduğunun farkında olmayabileceği içerikler üreten yapay zeka

sistemleri.

Örnekler arasında sohbet aracıları (chatbotlar),

deepfake içerik üreten sistemler ve yapay zeka tarafından üretilen metin, ses, görüntü veya video

içerikleri yer almaktadır. Generative yapay zeka

sağlayıcılarının ayrıca, sentetik olarak üretilen içeriğin dijital filigran gibi güvenilir tekniklerle tanımlanabilir olmasını sağlaması gerekmektedir.

 

 

 

Kullanım durumuna bağlı olarak, kullanıcıların

bilgilendirilmesi veya içeriğin etiketlenmesi gerekmektedir.

 

 

 

 

 

Asgari veya düşük risk

 

 

 

 

Somut kullanım şekline bağlı olarak, spam filtreleri, yapay zeka destekli oyun veya iç kullanım amaçlı standart verimlilik aracı gibi yukarıdaki kategorilere girmeyen yapay zeka sistemleri.

Bu sistemler büyük ölçüde Yapay Zeka Yasası’nın

zorunlu gerekliliklerinin dışında kalmaktadır.

Bununla birlikte, GDPR, tüketicinin korunması kuralları ve fikrî mülkiyet hukuku dâhil olmak

üzere diğer geçerli AB mevzuatına tabidirler.

Sorumlu yapay zeka

uygulamalarının gönüllü olarak uygulanması ise teşvik edilmektedir.

 

 

Uyum yükümlülükleri açısından en önemli kategori yüksek riskli yapay zeka sistemleridir. Bu sistemler tamamen yasaklanmamış olsa da yaşam döngüleri boyunca kapsamlı yükümlülüklere uyulması gerekmektedir. Yüksek riskli yapay zeka sistemlerinin sağlayıcıları, diğer yükümlülüklerin yanı sıra, kapsamlı bir kalite yönetim sistemi uygulamakla yükümlüdür. Bu kalite yönetim sisteminin, sürekli ve tekrarlayan bir risk yönetimi süreci, güçlü veri yönetişimi tedbirleri, ayrıntılı teknik dokümantasyon, izlenebilirlik için otomatik kayıt tutulması, insan gözetimi mekanizmaları ve doğruluk, dayanıklılık ve siber güvenlik koruması seviyelerinin kanıtlanabilir olması gibi hususları içermesi gerekmektedir. Sistemin niteliğine bağlı olarak (iç kontrol yoluyla veya onaylanmış bir kuruluşun katılımıyla yapılabilecek) uygunluk değerlendirmesi, AB uygunluk beyanının düzenlenmesi, CE işaretinin kullanılması, bir AB veri tabanına kayıt ve piyasaya sunulduktan sonra izleme sisteminin kurulması gibi ek adımlar da gerekebilecektir.

Yapay Zeka Yasası, bireysel yapay zeka sistemlerinin risk temelli olarak sınıflandırılmasının yanı sıra, geniş veri setleri üzerinden eğitilen, çok sayıda farklı görevi yetkin şekilde yerine getirebilen ve çeşitli alt uygulamalara entegre edilebilecek şekilde uyarlanabilen yapay zeka modelleri olan genel amaçlı yapay zeka (“GPAI”) modelleri için de ayrı bir düzenleyici rejim öngörmektedir.

Tüm GPAI modeli sağlayıcılarının, modelin tasarımı, eğitim süreci ve yetkinliklerine ilişkin ayrıntılı teknik dokümantasyon hazırlanması ve AB telif hakkı kurallarına uyum dahil olmak üzere temel şeffaflık yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekmektedir. Yüksek etkili yetkinliklere sahip olduğu değerlendirilen GPAI modelleri, mevcut düzenleme kapsamında eğitimleri için kullanılan toplam işlem gücü belirli bir eşiği aşan modeller olarak tanımlanmaktadır. Bu modeller sistemik risk oluşturduğu kabul edilen modeller arasında yer almakta ve çekişmeli (adversarial) testler yoluyla kapsamlı model değerlendirmesi, sistemik risklerin incelenmesi ve azaltılmasına yönelik stratejiler, önemli olayların gecikmeksizin bildirilmesi ve güçlendirilmiş siber güvenlik tedbirleri dahil olmak üzere ilave gerekliliklere tabi tutulmaktadır.

Uygulama Takvimi

Yapay Zeka Yasası’nın tüm hükümleri aynı anda yürürlüğe girmemektedir. İlgili düzenlemeler, kademeli bir takvim doğrultusunda uygulanmaya başlanmakta, şirketlere ilgili yapay zeka sisteminin kategorisine, ilgili ekonomik aktörün rolüne ve uygulanabilir risk seviyesine göre farklı hazırlık süreleri tanınmaktadır. Bu kademeli uygulama, düzenlemelerin karmaşıklığı ve sektörün yeterli yönetişim yapılarını geliştirme ihtiyacını yansıtan bilinçli bir tercihtir.

Kademeli yaklaşım, özellikle yüksek riskli alanlarda faaliyet gösteren kuruluşlar bakımından önemlidir. Kabul edilemez yapay zeka uygulamalarına ilişkin yasaklar ve yapay zeka okuryazarlığı gereklilikleri dahil olmak üzere bazı temel hükümler halihazırda yürürlükte olmakla birlikte, yüksek riskli yapay zeka sistemlerine ilişkin en kapsamlı yükümlülükler sonraki aşamalarda uygulanmaya başlayacaktır. Bu nedenle şirketlerin uyum hazırlıklarına gecikmeksizin başlamaları; geçiş döneminden yararlanarak iç yönetişim çerçeveleri oluşturmaları, yapay zeka sistemi envanterleri ve denetimleri gerçekleştirmeleri ve tam düzenleyici uyum için gerekli teknik ve dokümantasyon altyapısını kurmaları tavsiye edilmektedir. 2 Ağustos 2026 genel uygulama tarihinin artık yaklaşmış olması nedeniyle, kalan hazırlık süresi önemli ölçüde daralmıştır. Buna paralel olarak, Avrupa Komisyonu yasaklı uygulamalar ve yapay zeka sistemi tanımına ilişkin yorumlayıcı rehber ilkeler yayımlamış; şirketlerin yeni çerçeveye hazırlanmalarına yardımcı olmak amacıyla AI Pact ve AI Act Service Desk gibi destek mekanizmalarını hayata geçirmiştir.

Tarih

Önemli Aşama

1 Ağustos 2024

Yapay Zeka Yasası yürürlüğe girmiştir.

2 Şubat 2025

Yasaklı yapay zeka uygulamalarına ve yapay zeka okuryazarlığına ilişkin kurallar uygulanabilir hale gelmiştir.

2 Şubat 2025

Genel amaçlı yapay zeka modellerine ilişkin kurallar uygulanmaya başlamıştır.

2 Şubat 2026

Yapay Zeka Yasası’nın kalan hükümlerinin büyük bölümü uygulanabilir hale gelecektir. Bu kapsamda, daha sonraki tarihlerde yürürlüğe girecek belirli yüksek riskli yapay zeka yükümlülükleri hariç olmak üzere, şeffaflık yükümlülükleri ve genel uyum çerçevesi uygulanmaya başlayacaktır.

2 Aralık 2027

İstihdam, eğitim, biyometrik kimlik tespiti, kritik altyapı, göç ve kolluk faaliyetleri gibi hassas alanlarda kullanılan sistemler dahil olmak üzere, belirli bağımsız yüksek riskli yapay zeka sistemleri için son uygulama tarihi.

2 Ağustos 2028

AB uyum mevzuatı kapsamındaki ürünlere entegre edilen yüksek riskli yapay zeka sistemlerine ilişkin kurallar uygulanabilir hale gelecektir

Yükümlüklere Uyulmaması Halinde Uygulanacak Yaptırımlar

Yapay Zeka Yasası, ihlalin niteliğine ve ağırlığına göre değişen kademeli bir idari para cezası sistemi öngörmektedir. Bu cezalar, tutarları itibarıyla GDPR kapsamındaki yaptırımlarla benzer seviyededir. Bu da AB’nin yapay zeka düzenlemelerini GDPR’da olduğu gibi sıkı şekilde uygulamayı hedeflediğini göstermektedir. Ceza rejimi, AB pazarıyla yeterli bağlantının bulunması halinde, şirketlerin nerede yerleşik olduğuna bakılmaksızın uygulanabilecektir.

İhlal Türü

Azami Ceza

Yasaklı yapay zeka uygulamalarının ihlali

35 milyon Avro veya şirketin yıllık küresel cirosunun

%7’sine kadar (hangisi daha yüksekse)

Yapay Zeka Yasası kapsamındaki diğer belirli yükümlülüklere aykırılık

15 milyon Avro veya toplam şirketin yıllık küresel cirosunun %3’üne kadar (hangisi daha yüksekse)

Yetkili makamlara yanlış, eksik veya yanıltıcı bilgi verilmesi

7,5 milyon Avro veya şirketin yıllık küresel cirosunun

%1’ine kadar (hangisi daha yüksekse)

Yapay Zeka Yasası Kimleri Etkilemektedir?

Yapay Zeka Yasası’nın kişi ve yer bakımından kapsamı, kuruluşun yapay zeka değer zincirinde üstlendiği rol ile ilgili yapay zeka sistemi, modeli veya çıktısının AB pazarıyla bağlantı düzeyi olmak üzere iki temel unsur çerçevesinde belirlenmektedir. Düzenleme, işlevsel bir yaklaşım benimseyerek yalnızca AB’de fiziksel olarak yerleşik olan kuruluşları değil, yapay zeka faaliyetleri Avrupa pazarıyla esaslı bağlantı taşıyan üçüncü ülke merkezli kuruluşları da kapsamına almaktadır.

Bu çerçevede Yapay Zeka Yasası esas olarak iki aktör kategorisini hedeflemektedir. İlk olarak sağlayıcılar; bir yapay zekâ sistemini geliştiren veya geliştirilmesini yaptıran ve bunu bedelli ya da bedelsiz olarak kendi adı veya ticari markası altında piyasaya arz eden ya da hizmete sunan kuruluşlar olarak tanımlanmaktadır. Sağlayıcı nitelendirmesi, yapay zekâ sistemi veya GPAI modeli AB pazarında sunulduğu sürece, şirketin coğrafi konumundan bağımsız olarak uygulanmaktadır. Uygulayıcılar ise yapay zeka sistemlerini kendi yetkileri altında, mesleki veya ticari faaliyetleri kapsamında kullanan kuruluşlar olarak tanımlanmaktadır. Bu çerçevede belirtilmesi gereken en önemli noktalardan biri de ithalatçı, kullanıcı işletme veya dağıtımcıların bir yapay zeka sistemini kendi markası altında piyasaya sunması, sistem üzerinde esaslı değişiklik yapması veya sistemi ilk sağlayıcının öngörmediği yüksek riskli bir kullanım amacı için yeniden konumlandırması halinde, bu kuruluşun bizzat sağlayıcı olarak yeniden sınıflandırılacağı ve sağlayıcılara ilişkin tüm yükümlülüklere tabi olacağıdır.

Uygulayıcıların Yapay Zeka Yasası kapsamındaki yükümlülükleri, sağlayıcıların yükümlülüklere kıyasla daha sınırlı olmakla birlikte önemini korumaktadır. Bu yükümlülükler; sistemlerin uygun şekilde kullanılması, insan gözetiminin sağlanması, etkilenen kişilere karşı şeffaflık yükümlülüklerinin yerine getirilmesi ve yüksek riskli sistemler bakımından temel haklar etki değerlendirmesi yapılması gibi hususları kapsamaktadır. Adayların değerlendirilmesi, müşterilerin kredi değerliliğinin ölçülmesi, dolandırıcılığın tespiti, otomatik belge analizi veya iç operasyonel karar alma süreçleri için yapay zeka araçlarının kullanılması, tipik uygulayıcı senaryoları arasında yer almaktadır.

Yapay Zeka Yasası, yapay zeka sistemleri tarafından üretilen çıktıların AB içinde kullanılması halinde, AB dışında yerleşik sağlayıcıları ve uygulayıcıları da kapsamına almaktadır. Ayrıca, yapay zeka sistemleri ve GPAI modelleri sağlayan AB dışı sağlayıcıların, uyum süreçlerinde irtibat noktası olarak hareket etmek üzere AB’de yerleşik bir yetkili temsilci ataması gerekmektedir. İthalatçılar, dağıtımcılar ve ürün imalatçıları dahil olmak üzere tedarik zincirindeki diğer aktörler de yapay zeka sistemlerinin veya yapay zeka destekli ürünlerin Avrupa pazarında sunulmasına dahil oldukları ölçüde düzenleme kapsamına girebilmektedir

Türk Şirketleri Neden Dikkate Almalı?

Yapay Zeka Yasası, AB pazarıyla yeterli bir bağlantının kurulabildiği her durumda AB dışındaki şirketlere de uygulanabilmektedir. Pratikte bu bağlantı, AB dışındaki bir kuruluşun bir yapay zeka sistemini veya GPAI modelini AB pazarına sunması, bir yapay zeka sistemini AB içinde hizmete sunması veya çıktıları AB’de bulunan gerçek ya da tüzel kişiler tarafından kullanılan bir yapay zeka sistemini uygulaması halinde ortaya çıkmaktadır. Düzenlemenin ülke dışı uygulama alanı dikkate alındığında, bir şirketin merkezinin AB dışında bulunması tek başına uyum yükümlülüklerinden muafiyet sağlamamaktadır.

Uygulamada, bir Türk şirketi; yapay zeka temelli ürün veya hizmetler geliştirerek bunları AB’deki müşterilere pazarlaması, yapay zeka destekli ürünleri Avrupa pazarlarına ihraç etmesi veya çıktıları AB’de yerleşik gerçek kişiler ya da işletmeler tarafından kullanılan yapay zeka sistemleri işletmesi halinde Yapay Zeka Yasası’nın düzenleme kapsamına girebilir. Bu hususlar, özellikle Yapay Zeka Yasası’nın yüksek riskli olarak tanımladığı sektörlerde faaliyet gösteren şirketler bakımından önem taşımaktadır. Bu sektörler arasında insan kaynakları teknolojileri, finansal hizmetler ve kredi skorlama, sigorta risk değerlendirmesi, eğitim ve mesleki eğitim, sağlık hizmetleri ve klinik teşhis, biyometrik kimlik tespit sistemleri, kritik altyapı yönetimi, hukuk teknolojileri ve makine, tıbbi cihaz, otomotiv bileşenleri, havacılık sistemleri, insansız hava araçları ve robotik alanlarını içeren endüstriyel üretim yer almaktadır. Bir Türk şirketinin Yapay Zeka Yasası’ndan nasıl etkileneceği, yapay zeka değer zincirindeki somut rolüne bağlıdır. Aşağıdaki tablo, uyum yükümlülüklerinin doğabileceği bazı örnek senaryoları göstermektedir.

Rol

Türk şirketleri bakımından olası senaryo

Neden Önemli?

Sağlayıcı

Bir Türk yazılım şirketinin, yapay zeka tabanlı bir İK aracı geliştirmesi ve bunu AB’deki müşterilere sunması

Şirket, özellikle sistem yüksek riskli ise, temel sağlayıcı yükümlülüklerine tabi olabilir.

Uygulayıcı

Bir Türk şirketinin, AB’de bulunan iş adaylarını veya müşterilerini değerlendirmek için bir yapay zeka aracı kullanması

Risk kategorisine ve AB bağlantısına bağlı olarak kullanıma ilişkin yükümlülükler doğabilir.

İthalatçı / dağıtımcı

Bir Türk grup şirketinin veya iş ortağının, yapay zeka destekli ürünlerin AB’de sunulması sürecine dahil olması

Tedarik zinciri yükümlülükleri ve dokümantasyon gereklilikleri gündeme gelebilir.

Ürün imalatçısı

Bir Türk imalatçının, AB’ye ihraç edilen makine, tıbbi cihaz, otomotiv ürünleri, dronlar veya robotik ürünlere yapay zeka entegre etmesi

Ürün güvenliği, uygunluk değerlendirmesi ve CE işaretine ilişkin hususlar gündeme gelebilir.

Uyum yükümlülüklerinin kapsamı, ilgili yapay zeka sisteminin yüksek riskli olarak sınıflandırıldığı durumlarda daha belirgin hale gelmektedir. Bu gibi durumlarda şirketlerin risk yönetimi, veri yönetişimi, teknik dokümantasyon, kayıt tutma, şeffaflık, insan gözetimi, doğruluk, dayanıklılık ve siber güvenliği kapsayan geniş bir gereklilikler setini yerine getirmesi gerekmektedir. Ayrıca belirli durumlarda, şirketlerin sistemi AB pazarına sunmadan önce uygunluk değerlendirmesini başarıyla tamamlaması ve CE işaretini kullanabilecek durumda olması da gerekebilir. Ayrıca Yapay Zeka Yasası uyarınca yapay zeka sistemlerinin geliştirilmesi, uygulanması veya gözetiminde rol alan şirketler, personellerinin yeterli düzeyde yapay zeka okuryazarlığına sahip olmasını sağlamakla yükümlüdür. Yapay zeka okuryazarlığı, yapay zeka teknolojisinin riskleri fark etmeye, çıktıları eleştirel şekilde değerlendirmeye ve sorumlu biçimde hareket etmeye yetecek ölçüde anlaşılmasını ifade etmektedir.

Yapay Zeka Yasası ile getirilen yükümlülüklere uymamanın sonuçları idari para cezasıyla sınırlı değildir. AB pazarını hedefleyen şirketler; pazara erişimin aksaması, müşteri ilişkilerinin zedelenmesi, sözleşmesel taahhütlerin ihlali, ürünlerin piyasaya sunulmasında gecikmeler ve AB’de yerleşik iş ortaklarıyla devam eden işlerin kaybedilmesi gibi önemli ticari sonuçlarla karşılaşabilir. Ayrıca, Yapay Zeka Yasası’nın, kusurlu yapay zeka destekli ürünlere ilişkin ilave sorumluluk kuralları getirecek yeni Ürün Sorumluluğu Direktifi ile tamamlanması beklenmektedir. Bu durum, proaktif uyumun önemini daha da artırmaktadır. Bu alanda değerlendirme yapan uzmanlar ayrıca, Yapay Zeka Yasası’ndan kaynaklanan uyum yükünün çoğunlukla küçük işletmeler üzerinde orantısız biçimde yoğunlaştığını belirtmektedir. Dolayısıyla, Avrupa pazarındaki varlığını korumak veya genişletmek isteyen Türk KOBİ’leri bakımından erken ve dikkatli şekilde planlanmış bir hazırlık süreci yürütülmesi özellikle önem taşımaktadır.

Rekabet Hukuku ve Daha Geniş Düzenleyici Çerçeve ile Kesişim

Yapay Zeka Yasası diğer düzenlemelerden bağımsız şekilde işlememektedir. Dijital Piyasalar Yasası (“DMA”), Dijital Hizmetler Yasası (“DSA”), Veri Yasası ve Veri Yönetişimi Yasası’nı da içeren daha geniş bir AB dijital düzenleme çerçevesinin parçasını oluşturmaktadır. AB pazarında faaliyet gösteren veya bu pazara ihracat yapan şirketler, yapay zeka sistemlerinin ve ilgili ürünlerinin aynı anda birden fazla düzenleme kapsamındaki gerekliliklere tabi olabileceğini dikkate almalıdır. Dolayısıyla, şirketlerin, farklı düzenlemelerden kaynaklanan yükümlülükleri bir arada ve koordineli şekilde ele alması gerekmektedir.

Yapay Zeka Yasası ile AB rekabet hukuku arasındaki etkileşim de giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Yapay Zeka Yasası’nın AB rekabet kurallarının uygulanmasına halel getirmeksizin uygulanacağını açıkça belirtilmiş olmakla birlikte, rekabet hukuku uygulaması bakımından üç temel açıdan önemli sonuçlar doğurmaktadır. İlk olarak, usul yetkileri bakımından, Yapay Zeka Yasası kapsamında kurulan piyasa gözetim otoritelerinin, denetim faaliyetleri sırasında tespit ettikleri ve AB rekabet hukukunun uygulanması bakımından önem taşıyabilecek bilgileri içeren yıllık raporları ulusal rekabet otoritelerine ve Avrupa Komisyonu’na sunmaları gerekmektedir. Bu raporlama mekanizması, rekabet otoritelerinin erişebileceği bilgi kanallarını fiilen genişletmekte; bu otoritelere, önceden bir rekabet hukuku ihlalinden şüphelenmeleri gerekmeksizin, yüksek riskli yapay zeka sistemlerine ilişkin teknik dokümantasyon, veri setleri ve işletim kayıtları gibi bilgilere dolaylı erişim imkanı sağlamaktadır. İkinci olarak, algoritmik anlaşmalar bakımından rekabet otoriteleri, yapay zeka destekli fiyatlama algoritmaları ve öneri sistemlerinin rakipler arasında örtülü koordinasyonu kolaylaştırma riskine giderek daha fazla odaklanmaktadır. Bu risk, örtüşen veri setleri üzerinde eğitilmiş ortak yapay zeka araçlarının kullanılması yoluyla ortaya çıkabileceği gibi, benzer fiyat optimizasyon modellerinin paralel şekilde uygulanması ve bunun piyasa davranışlarında yakınsamaya yol açması yoluyla da ortaya çıkabilir. Üçüncü olarak, rekabet otoriteleri; GPU’lar gibi özel hesaplama donanımları, bulut altyapısı, büyük ölçekli eğitim verileri ve teknik uzmanlık dahil olmak üzere kritik yapay zeka girdilerinin az sayıda hakim teknoloji şirketinin elinde yoğunlaşmasını yakından izlemektedir. Avrupa Komisyonu, büyük teknoloji şirketleri ile yapay zeka geliştiricileri arasındaki stratejik ortaklıkları ve yatırım ilişkilerini incelemeye hazır olduğunu halihazırda ortaya koymuştur. Bu durum özellikle, söz konusu ilişkilerin temel kaynaklara ayrıcalıklı erişim sağlaması veya yerleşik teşebbüslerin pazar güçlerini komşu yapay zeka pazarlarına genişletmesine imkan tanıması halinde gündeme gelebilecektir.

Son gelişmeler, bu kesişim alanının hızla aktif bir uygulama alanı haline geldiğini göstermektedir. Rekabet otoriteleri yalnızca yapay zekayı düzenlemekle kalmamakta; aynı zamanda kendi inceleme ve soruşturma süreçlerine de yapay zekayı dahil etmektedir. Bu kapsamda otoriteler, büyük hacimli piyasa verilerini taramak, şüpheli fiyatlama örüntülerini tespit etmek ve olası ihaleye fesat karıştırma veya gun jumping ihlallerini belirlemek amacıyla gelişmiş analitik araçlardan yararlanmaktadır. Avrupa Komisyonu, halihazırda, kamuya açık şirket iletişimlerinin yapay zeka destekli araçlarla taranması sonucunda elde edilen bulguları, habersiz yerinde incelemeleri gerekçelendirmek için kullanmıştır. Ayrıca, Avrupa Rekabet Ağı bünyesindeki çeşitli ulusal otoriteler de benzer tarama teknolojilerini kullanmaya başlamıştır. Buna ek olarak, Nisan 2026’da yayımlanan taslak AB Birleşme/Devralma Kılavuzu, algoritmik araçların karmaşık pazarlarda dahi rakiplerin birbirlerinin davranışlarını izlemesine olanak tanıyabileceğini kabul ederek, yapay zekâyı ve algoritmik fiyatlandırmayı esasa ilişkin birleşme değerlendirmesine açıkça dahil etmektedir.

Türk şirketleri bakımından, yukarıda açıklanan rekabet hukuku gelişmelerinin pratikteki sonuçlarının dikkatle değerlendirilmesi gerekmektedir. AB pazarıyla bağlantılı olarak yapay zeka destekli fiyatlama araçları veya öneri sistemleri kullanan şirketler, algoritmik davranışlarının koordinasyon etkileri doğurup doğuramayacağını veya rakiplerle bilgi değişiminin kolaylaştırılması şeklinde algılanıp algılanamayacağını                                    değerlendirmelidir. Yapay zeka ile bağlantılı amaçlarla büyük teknoloji şirketleriyle ortaklık, lisans veya veri paylaşımı anlaşmaları yapan işletmelerin ise bu tür düzenlemelerin AB birleşme kontrolü kuralları veya hakim durumun kötüye kullanılması yasağı kapsamında incelemeye konu olup olamayacağını değerlendirmesi gerekmektedir. Hakim durumdaki sağlayıcılar tarafından sunulan üçüncü taraf yapay zeka platformlarından veya bulut tabanlı yapay zeka hizmetlerinden yararlanan Türk şirketleri de DMA’nın yapay zeka ve bulut bilişim hizmetlerine uygulanmasına ilişkin gelişmeleri takip etmelidir. Zira bu hizmetlerin gelecekte temel platform hizmetleri olarak belirlenmesi, Türk şirketlerinin AB’deki temel yapay zeka altyapısına erişim şartlarını etkileyebilecek ilave uyum gereklilikleri doğurabilecektir. Pratik düzeyde alınabilecek tedbirler arasında, ticari açıdan hassas işlevlerde kullanılan yapay zeka araçlarının dönemsel olarak denetlenmesi, yapay zeka tedarikçilerinin, modellerinin hangi verilerle eğitildiğini anlayacak şekilde bir değerlendirmeden geçirilmesi ve algoritmik sonuçlara ilişkin sorumluluğu düzenleyen sözleşmesel güvencelere yer verilmesi sayılabilir. Şirketler ayrıca, rekabet hukuku ve tüketicinin korunması kuralları kapsamındaki sorumluluğun ilgili kararların çalışanlar tarafından mı yoksa algoritmalar tarafından mı alındığından bağımsız olarak kendilerine ait olduğunu ve otoritelerin tespit teknolojilerini giderek daha fazla kullanmasının sorunlu davranışların geçmişe kıyasla çok daha hızlı tespit edilmesine yol açabileceğini dikkate almalıdır.

Sonuç

Yapay Zeka Yasası, Avrupa pazarıyla bağlantılı yapay zeka sistemleri bakımından ilk kapsamlı yönetişim çerçevesini oluşturan, dönüm noktası niteliğinde bir düzenlemedir. Yasanın önemi yalnızca getirdiği maddi yükümlülüklerden değil, aynı zamanda AB dışına uzanan uygulama alanından da kaynaklanmaktadır. Böylece, Türkiye’de yerleşik şirketler de dahil olmak üzere AB dışındaki şirketler, yapay zeka faaliyetlerinin AB pazarıyla kesiştiği durumlarda düzenleme kapsamına girebilmektedir.

Türk şirketleri bakımından bu gelişme, AB pazarıyla herhangi bir bağlantısı bulunan tüm yapay zeka temelli ürün, hizmet ve iç kullanım araçlarının kapsamlı şekilde gözden geçirilmesini gerektirmektedir. Erken aksiyon alınması, özellikle Yapay Zeka Yasasıkapsamında yüksek riskli olarak belirlenen istihdam, eğitim, finansal hizmetler, sigorta, sağlık hizmetleri, biyometrik sistemler, kritik altyapı, endüstriyel üretim, tıbbi cihazlar, otomotiv, havacılık, insansız hava araçları ve robotik gibi sektörlerde faaliyet gösteren şirketler bakımından önem taşımaktadır.

Başta yüksek riskli yapay zeka sistemlerine uygulananlar olmak üzere en kapsamlı uyum yükümlülükleri, kademeli uygulama süreci kapsamında 2027 ve 2028 yıllarında uygulanmaya başlayacaktır. Türk şirketlerinin kalan geçiş süresinden yararlanarak yapay zeka sistemlerine ilişkin kapsamlı bir envanter çalışması yürütmesi, bu sistemlerin Yapay Zeka Yasası kapsamındaki sınıflandırmasını belirlemesi, sağlayıcı, uygulayıcı veya diğer ilgili aktör olarak rollerini değerlendirmesi ve gerekli yönetişim, dokümantasyon, sözleşmesel ve teknik uyum altyapısını oluşturması gerekmektedir. Uygulanabilir olduğu ölçüde, şirketlerin AB’de bir yetkili temsilci atamayı ve Yapay Zeka Yasası’na uyumu GDPR gibi mevcut çerçevelerle birlikte daha geniş düzenleyici stratejilerine entegre etmeyi de değerlendirmesi gerekmektedir.

Proaktif bir hazırlık yapılması yalnızca yüksek idari para cezası riskini azaltmak için değil, aynı zamanda AB pazarına erişimin devamlılığını güvence altına almak, Avrupalı iş ortaklarıyla ticari ilişkileri korumak, ürünlerin sorunsuz şekilde pazara sunulmasını sağlamak ve giderek daha yoğun şekilde düzenlenen küresel yapay zeka ortamında uzun vadeli rekabet gücünü korumak bakımından da önemlidir.

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More