- within Insolvency/Bankruptcy/Re-Structuring and Transport topic(s)
1. GİRİŞ
Hukuk düzeni, kişilerin mülkiyet hakkını ve borç ilişkilerinden doğan alacak haklarını birlikte koruma altına alır. Mülkiyet hakkı, sahibine eşyası üzerinde en geniş yetkileri tanırken; alacak hakkı, alacaklının borçluya karşı edim talebinde bulunabilmesini sağlar. Ancak borçlunun malvarlığında gerçekleştirdiği bazı işlemler, alacaklının bu hakkını fiilen kullanmasını imkânsız kılabilir. İşte bu noktada istihkak ve tasarrufun iptali kurumları devreye girmektedir.
İstihkak davası, borçlunun malvarlığına haciz koyan alacaklıya karşı üçüncü kişilerin mülkiyet hakkını ileri sürmesiyle ortaya çıkarken; tasarrufun iptali davası, alacaklının borçlu tarafından alacaklıdan mal kaçırma amacıyla yapılan bazı işlemlerin kendi alacağı yönünden geçersiz sayılmasını talep etmesine imkân verir. Dolayısıyla tasarrufun iptali, alacaklı hakkının korunması bakımından mülkiyetin mutlaklığı ilkesine önemli bir sınır oluşturur.
İcra ve İflas Kanunu'nun 280. Maddesinde düzenlenen tasarrufun iptali davası, kesin veya geçici aciz vesikasına sahip alacaklının, kanunda öngörülen sebeplere istinatla kabili iptal olduğunu iddia ettiği tasarrufi işlemin, sadece kendisi açısından ve aciz vesikasına bağlanmış alacağı ve ferileri nispetinde iptal edilmesini talep ederek borçlu ile lehine tasarrufi işlemin yapıldığı üçüncü kişiye karşı açtığı, 5 yıllık hak düşürücü süreye ve basit yargılama usulüne tabi olan şahsi nitelikte bir davadır. Anılan hükmün 4.fıkrasında ise borçlunun, ticari işletmesini veya iş yerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya önemli bir kısmını devretmesi halinde tasarrufun iptali davası açılabileceği düzenlenmiştir.
2. Zarar Verme Kastıyla Yapılan Tasarrufların İptali (İİK m.280/3)
Borçlunun alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tasarruflar, borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilebilir1.Bu şartın gerçekleşmiş olması için, tasarruftan yararlanan üçüncü kişinin, gereken dikkati gösterdiği takdirde, borçlunun durumunu ve işlemin mahiyetini anlayabilecek durumda olması yeterlidir. Başka bir ifadeyle, üçüncü kişi, küçük bir soruşturma, dikkat veya gözlem ile borçlunun durumunu bilebilecek durumda ise, bu şart gerçekleşmiş kabul edilmelidir.2 Alacaklının, söz konusu madde kapsamında açacağı tasarrufun iptali davası ise aşağıda belirtilen unsurlardan meydana gelmektedir.
- Ticari İşletmenin Devri
Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir (Türk Ticaret Kanunu m. 11). TTK m. 11'in üçüncü fıkrası uyarınca ticari işletme, içerdiği malvarlığı unsurların devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün hâlinde devredilebilir ve diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Aksi öngörülmemişse, devir sözleşmesinin duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet hakların ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını içerdiği kabul olunur. Yine bu hükme göre; devir sözleşmesiyle ticari işletmeyi bir bütün hâlinde konu alan diğer sözleşmeler yazılı olarak yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan edilir.
İİK 280/3 anlamında ticari işletme devrinin söz konusu olup olmadığının anlaşılabilmesi için; borçlunun, satış tarihindeki aktif ve pasifleri, tasarrufun iptali davasına konu taşınmazların satış tarihinde ticari işletmenin malvarlığının ne kadarı teşkil ettiği, ödenmiş sermayesinin ne kadar olduğunun belirlenmesi gerekir.3
- Borçlunun Alacaklıları Izrar Kastı ve Kötüniyet Karinesi
Bir ticari işletmenin veya iş yerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya önemli bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden üçüncü kişinin, borçlunun alacaklılarına ızrar kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde alacaklılarına zarar verme (ızrar) kastıyla hareket ettiği kabul edilir (kötüniyet karinesi). Devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel yazılı olarak alacaklıya bildirilmesi ve ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhalarla ilan ile Ticaret Sicili Gazetesi veya münasip vasıtalarla ilan yapılması halinde söz konusu karine çürütülebilir.
İİK m.280 üçüncü fıkra hükmünde, kanun koyucu alacaklı yararına iki açıdan aksi kabili ispat bir karine getirmiş; bir taraftan borçlunun alacaklılarını zarar verme kastı ile hareket ettiğini ve diğer taraftan da üçüncü kişinin bu kastı bildiğini kabul etmek suretiyle alacaklıyı ispat külfetinden kurtarmıştır.
- Davacı Alacaklının İspat Yükü
İİK m.280 üçüncü fıkra hükmünde kanun koyucu, yukarıda bahsi geçen karine ile davacı alacaklıyı borçlunun ızrar kastının varlığını ve üçüncü kişinin bu kastı bildiğini ispat külfetinden kurtarmıştır.
İİK m.280 üçüncü fıkraya dayanarak tasarrufi işlemin iptali davasını alacaklı, sadece borçlunun ticari işletmesini veya iş yerindeki ticari malların tamamını ya da önemli bir kısmını üçüncü kişiye devrettiğini, sattığını yahut üçüncü kişinin borçlunun işyerindeki ticari malların bir kısmını devraldıktan sonra borçlunun işyerini işgal ettiğini ispat eder. Ticari işletme devrinin ispatında TTK m.11 üçüncü fıkra kapsamında yapılan tescil ve ilandan istifade edilebilir.
Yargıtay, alacaklı tarafından 3.kişinin istihkak iddiasının kaldırılması istemine ilişkin dosyada, borcun doğumundan sonra davalılar (borçlu ve üçüncü kişi) arasında işyeri devrinin muvazaalı olması halinde iptale tabi olup, TBK 202 uyarınca davalı 3.kişinin devraldığı işletmenin borçlarından devreden borçlu ile birlikte sorumlu olacağından bahisle davalı 3.kişinin istihkak iddiasının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini içtihat etmiştir4.
- İİK m.280 üçüncü fıkra hükmünde Öngörülen Kötüniyet Karinesinin Çürütülmesi
Borçlunun sözü edilen tasarrufi işlemleri yaparken alacaklılarına zarar verme kastını taşımadığının kabul edilebilmesi;
devir, satış veya terk tarihinden en az 3 ay önce
- durumun iptal davasını açan alacaklıya yazılı olarak bildirildiğinin veya
- ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesi ile
- bu mümkün olmadığı takdirde, bütün alacaklıların öğrenmelerini temin edecek şekilde uygun vasıtalar ile ilan olunduğunun,
ispat edilmesiyle mümkün olur (m.280/3, cüm.2).5 Görüldüğü üzere karinenin aksini ispat ancak ticari işletme devrinden evvel alınacak bazı tedbirlerle mümkündür.
3.Sonuç
İcra ve İflas Kanunu'nun m.280/f.3 kapsamında zarar verme kastıyla yapılan tasarrufların iptali, borçlunun malvarlığını alacaklılarına zarar verecek şekilde tasarruf etmesi halinde, belirli şartlar ve süreler dahilinde alacaklılarca açılabilen bir iptal davasıdır. Bu davalarda, borçlunun mali durumu, zarar verme kastı, işlemin diğer tarafının bu durumu bilip bilmediği, iptal talebinde bulunanın elinde aciz vesikasının bulunması ve yasal sürelerin gözetilmesi temel unsurlardır. Ayrıca, iptal edilebilecek tasarrufların kapsamı sınırlı olmayıp, hâkimin takdirine bağlıdır.6 Ayrıca taslak İcra İflas Kanunu'nda söz konusu karinenin kaldırılması öngörülmektedir.
KAYNAKÇA:
- T.Muşul, Tasarrufun İptali Davaları, Ankara 2017, s.378.
- M.BERKİN, N. İflas Hukuku, s:511
- İlgili Yargıtay İçtihatları (Yargıtay 17. HD. 15.3.2011, E.2010/10070, K.2011/2289, YHGK. 30.5.2007, E. 2007/295, K. 2007/319, Yargıtay 17. HD., 31.1.2011, E.2010/5030, K.2011/594, Yargıtay 15.HD. 4.10.2005 T. 4505/5179, 21.HD. 21.2.2005 T. 11573/1442,HGK, 2017/2773, 2021/987,17. HD., 2016/14657, 2019/5472)
Footnotes
1 Yargıtay 15.HD. 4.10.2005 T. 4505/5179, 21.HD. 21.2.2005 T. 11573/1442
2 BERKİN, N. İflas Hukuku, s:511
3 Yargıtay 17. HD., 31.1.2011, E.2010/5030, K.2011/594
4 Yargıtay 17. HD. 15.3.2011, E.2010/10070, K.2011/2289
5 YHGK. 30.5.2007, E. 2007/295, K. 2007/319
6 HGK, 2017/2773, 2021/987; 17. HD., 2016/14657, 2019/5472
The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.