ARTICLE
4 February 2026

Konkordato Mühletinin Rehinli Alacaklılar Bakımından Sonuçları

E
Egemenoglu

Contributor

Egemenoglu is one of the largest full-service law firms in Turkey, advising market-leading clients since 1968. Egemenoğlu who is proud to hold many national and international clients from different sectors, is appreciated by both his clients and the Turkish legal market with his fast, practical, rigorous and solution-oriented work in a wide range of fields of expertise. Egemenoğlu has been considered worthy of various rankings by the world’s most leading and esteemed rating institutions and legal guides. We have been ranked as Recognized in “Project and Finance” and “Mergers and Acquisitions” areas by IFLR 1000. We also take place among the top- tier law firms of Turkey at the rankings of Legal 500, at which world’s best law firms are regarded, in “Employment Law” and “Real Estate / Construction” areas. Also our firm is regarded as significant by Chambers& Partners in “Employment Law” area as well.
Kon¬kor¬da¬to, vadesi gelmiş borçlarını ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesi bulunan borçlunun, kanunda öngörülen şartlarla mahkemenin denetimi ve gözetimi altında, alacaklıları ile anlaşmak suretiyle borçlarını tasfiye ...
Turkey Insolvency/Bankruptcy/Re-Structuring
Egemenoglu are most popular:
  • within Insolvency/Bankruptcy/Re-Structuring and Transport topic(s)

Giriş

Kon­kor­da­to, vadesi gelmiş borçlarını ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesi bulunan borçlunun, kanunda öngörülen şartlarla mahkemenin denetimi ve gözetimi altında, alacaklıları ile anlaşmak suretiyle borçlarını tasfiye etmesine veya işletmesinin mali durumumun düzeltilmesine imkân veren cebri icra hukuku müessesidir.1

Konkordato mü­hle­ti (ge­çici ve ke­sin mühlet sü­re­ci) içerisinde borçluyu yeniden yapılandırma amacıyla borçluya karşı mühlet kararı itibariyle takip yapılması yasak olup mevcut takiplerin de durması yönünde karar verilir.

İcra İflas Kanunu m. 294'ün 1. fıkrası uyarınca "Mühlet içinde borçlu aleyhine 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur, ihtiyatî tedbir ve ihtiyatî haciz kararları uygulanmaz, bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez."

Ancak bu madde de belirtilen genel takip yasağının istisnaları bulunmaktadır. Biz bu makalede de bu istisnalardan bir olan rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip konusunu işleyeceğiz.

Rehinli Malın Satış Yasağı ve İstisnaları

Rehin hakkı, alacaklıya, borç ödenmediği takdirde rehin konusu malı veya hakkı sattırarak alacağını öncelikli olarak tahsil etme imkânı tanıyan sınırlı ayni bir haktır. Konkordato süreciyle birlikte borçlunun malvarlığı üzerinde çeşitli kısıtlamalar getirilmiş olsa da, mühlet süresi boyunca rehinle teminat altına alınmış alacaklar bakımından bazı istisnalar geçerlidir. Bu kapsamda, rehinli alacaklılar, mühlet içinde dahi rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatabilir veya daha önce başlamış olan takiplere devam edebilirler. Ancak bu takip sürecinde rehinli malın satışı yapılamaz ve mal üzerinde muhafaza tedbiri alınamaz.

İİK m. 295/1 hükmü, şu şekildedir:

"Mühlet sırasında rehinle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez."

Görüldüğü üzere, alacağını rehinle teminat almış alacaklıların takip prosedürüne devam edilebilme imkânı mevcut olsa da fiili icra aşamasında rehinli mal üzerinde el koyma, depolama, muhafaza veya açık artırma yoluyla satış işlemleri durdurulmuştur.

Söz konusu kısıtlama, yeniden yapılandırma süreci boyunca borçlunun işletmesinin faaliyetlerini kesintisiz sürdürebilmesi, mali dengesini yeniden tesis edebilmesi ve piyasa koşullarına uyum sağlayarak ekonomik varlığını koruyabilmesi amacıyla bir koruma mekanizması olarak işlev görmektedir. Bu koruma, aynı zamanda konkordato projesinin hedeflediği iyileşmenin gerçekleşmesini, alacaklıların menfaatlerinin makul ölçüde korunmasını ve borçlunun sürdürülebilir bir ödeme planı çerçevesinde yükümlülüklerini yerine getirebilmesini temin etmeye yöneliktir.

Söz konusu rehinli mala ilişkin satış yasağının istisnası aynı maddenin 2. fıkrasında düzenlenmiştir. Bu hükme göre "Şu kadar ki, rehinli malın konkordato projesine göre işletme tarafından kullanılması öngörülmüyor veya kıymeti düşecek ya da muhafazası, masraflı olacak ise 297'nci maddenin ikinci fıkrasındaki usule göre satışına izin verilebilir. Satış gelirinden rehinli alacaklıya rehin bedeli kadar ödeme yapılır."

Söz konusu kanun hükmüne göre rehinli mal, konkordato projesinde işletme tarafından kullanılmayacaksa, rehinli malın değeri zamanla düşecekse (kıymet kaybı riski varsa), rehinli malın korunması yüksek masraf doğuruyorsa mahkeme izni ile satış kararı verilebilir. Kullanılmayacak olan ve işletme açısından işlevini yitirmiş rehinli depo, açık alanda korumasız şekilde bekletilen ve paslanma, parçalanma gibi nedenlerle zamanla ciddi kıymet kaybı riski taşıyan rehinli makine, satış yasağının istisnası olarak örnek gösterilebilir.

Konkordato Tasdikinden Sonra Rehinli Malın Satışının Ertelenmesi

Konkordato sürecinde temel amaç, borçlunun faaliyetlerini sürdürebilmesini sağlamak ve alacaklıların alacaklarını belirli bir plan dâhilinde ve adil şekilde tahsil etmelerine imkân tanımaktır. Konkordato projesinin tasdik edilmesi durumunda, rehinli alacaklıların öncelikli alacak hakkı korunmakla birlikte, borçlunun ekonomik varlığının korunması adına da bazı istisnai durumlarda rehinli malın satışın ertelenmesi mümkündür.

İİK m. 307'ye göre, borçlunun talebi üzerine, konkordatonun tasdiki kararında rehinli malın muhafaza altına alınması ve satışının bir yılı geçmemek üzere ertelenmesi karara bağlanabilir. Ancak bu erteleme, bazı sıkı şartlara bağlanmıştır:

1- Rehinle temin edilen alacak konkordato talebinden önce doğmuş olmalıdır.

2- Rehinle temin edilen alacağın konkordato talep tarihine kadar ödenmemiş faizi bulunmamalıdır.

3- Borçlu rehinli malın, işletmenin faaliyeti için zorunlu olduğunu ve paraya çevrilmesi durumunda ekonomik varlığının tehlikeye düşeceğini yaklaşık olarak ispat etmiş olmalıdır.

Bu düzenleme, konkordato kurumunun temel işlevlerinden biri olan borçlunun faaliyetlerini sürdürebilmesine imkân tanıma amacını somutlaştırmaktadır. Ancak koruma, süreyle ve sıkı şartlarla sınırlandırıldığından alacaklının teminat hakkı tamamen ortadan kaldırılmamış, sadece ertelenmiş olur.

Üçüncü Kişinin Rehin Vermesi Durumunda Hukuki Durum

İİK'nın 295. ve 307. maddelerinde, rehin veren kişinin kim olduğuna bakılmaksızın rehinli malın satışı yasaklanmış veya satışının ertelenmesi düzenlenmiştir. Kanun hükümleri incelendiğinde görülür ki rehin verenin konkordato borçlusu olup olmaması ya da rehnin kendi borcu için mi yoksa başkasının borcu için mi tesis edildiği önem arz etmemekte; esas olarak rehinli malın konkordato projesi kapsamında işletme faaliyetlerinde kullanılıp kullanılmadığı dikkate alınmaktadır. Bu nedenle, hem 294. maddede düzenlenen muhafaza ve satış yasağının hem de 307. maddede öngörülen satışın ertelenmesi hükmünün, rehinli mal üçüncü kişiye ait olsa dahi uygulanması gerekmektedir.

Nitekim, doktrinde de bu görüş benimsenmekte olup, rehinli malın satılmasına karar verilmesi durumunda borçlunun bu rehinli maldan verimli bir şekilde yararlanması mümkün olmayabilir. Bu sebeple, eğer 307. maddede düzenlenen diğer şartlar da gerçekleşmişse, üçüncü kişiye ait rehinli malın satışının ertelenmesi mümkün olmalıdır. Aynı sonuca, aynı gerekçelerle mühlet aşamasında rehinli malın satılmasına ilişkin yasak hakkında da varılmalı; mühlet kararıyla birlikte konkordato borçlusu lehine gösterilen üçüncü kişiye ait rehinli malların paraya çevrilmesi mümkün olmamalıdır.2

Sonuç

Rehinli malın konkordato mühleti içinde paraya çevrilmesi yasağı (İİK m. 295) hukukî açıdan dikkatli dengeler gözeten bir düzenlemedir. Teminat işlevi ile yeniden yapılandırma hedefi arasında doğru orantılı bir çözüm sunar. Kural olarak rehinli mal satışına ve muhafazasına izin verilmeyerek, borçlunun işletmesinin devamı amaçlanmaktadır. Ancak bu sınırlama, alacaklının teminat hakkını tamamen ortadan kaldırmamakta; yalnızca borçlunun ekonomik yapısının korunması için süreli ve denetimli bir erteleme mekanizması öngörmektedir.

Bu çerçevede, rehinli malın konkordato projesi kapsamında işletme faaliyetleri için zorunlu olduğu durumlarda satış yasağı devreye girerken, malın kullanılmayacak olması, kıymet kaybı riski veya yüksek muhafaza maliyeti gibi hâllerde ise istisnaen satışa izin verilebilmektedir. Dolayısıyla, İİK m. 295, hem borçlunun yeniden yapılanmasını hem de alacaklının menfaatini dengeleyen fonksiyonel bir düzenlemedir.

Benzer şekilde, konkordatonun tasdikinden sonra İİK m. 307 kapsamında rehinli malın satışının bir yıla kadar ertelenebilmesine imkân tanınması da aynı hassas denge anlayışının bir uzantısıdır. Bu hükümle, borçlunun ekonomik faaliyetini sürdürmesi ve konkordato projesinin başarıya ulaşması desteklenirken, rehinli alacaklının teminatı da mutlak biçimde değil, kontrollü bir şekilde sınırlandırılmaktadır. Rehinli malın işletme için hayati önemde olduğu durumlarda, tasdik kararına rağmen satışın ertelenmesi, yeniden yapılandırmanın işlevselliğini artırmakta ve alacaklılar açısından da uzun vadeli menfaatlerin korunmasına hizmet etmektedir.

Footnotes

1. Atalı, Murat, İbrahim Ermenek, Ersin Erdoğan. İcra ve İflas Hukuku. Ankara: Yetkin Basım Yayım ve Dağıtım, 2022

2. Köroğlu, Anıl. "Rehinli Malın Konkordato Mühleti İçinde Paraya Çevrilmesi Yasağı (İİK M 295)". İstanbul Hukuk Mecmuası 78, no. 1 (Mart 2020): 139-60.

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More