- with readers working within the Property industries
- within International Law topic(s)
Çalışma hayatının günümüz dünyasında geniş bir yer tutmasıyla birlikte iş kazalarıyla da sıklıkla karşılaşılmaktadır. İş kazalarının meydana gelmesinde çalışma koşulları, iş güvenliği önlemleri ve insan kaynaklı etkenler gibi çeşitli faktörler rol oynayabilmektedir. Bu faktörlerden biri de yargı kararlarında sıklıkla tartışma konusu yapılan bünyesel faktörlerdir. Bu bilgi notunda, yargı kararlarında karşımıza çıkan bünyesel faktörler incelenecektir.
Given the significant role of working life in today’s world, workplace accidents are encountered frequently. Various factors may contribute to the occurrence of such accidents. One of these factors is the physical factors of workers, which are frequently discussed in judicial decisions. This information note examines the physical factors of workers encountered in court rulings and their effect on workplace accidents.
1. İş Kazası Kavramı
İş kazası kavramı, iş hukuku ve sosyal güvenlik hukuku mevzuatında tanımlanmıştır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na göre iş kazası, kanunda sayılan hâllerden birinin gerçekleşmesi sonucunda sigortalıyı bedenen ya da ruhen zarara uğratan olaydır. Bir olayın iş kazası sayılabilmesi için; zararlandırıcı bir olayın meydana gelmesi, zarara uğrayan kişinin sigortalı olması, olayın kanunda belirtilen hâl ve durumlardan birinde gerçekleşmesi, sigortalının bedensel veya ruhsal zarara uğraması ve olay ile ortaya çıkan zarar arasında uygun nedensellik bağının bulunması şartları aranmıştır.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda ise iş kazası, “işyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen ve ölüme ya da bedensel veya ruhsal engelliliğe yol açan olay” olarak tanımlanmıştır. 5510 sayılı Kanun’daki iş kazası tanımına kıyasla daha dar bir kapsam taşımaktadır. Uygulamada ise bir olayın iş kazası sayılabilmesi için zarara uğrayan kişinin 5510 sayılı Kanun anlamında sigortalı olması ve olayın Kanun’un 13. maddesinde sayılan hâllerden birinde meydana gelmesi gerektiğini kabul edilmektedir.
Neticede iş kazası, işçinin işini yürüttüğü sırada veya işin yürütümüyle bağlantılı olarak meydana gelen ve işçinin bedensel ya da ruhsal bütünlüğüne zarar veren olaylar olarak tanımlanmaktadır. İş kazasının meydana gelmesinde çoğu zaman tek bir neden değil, birden fazla faktör birlikte rol oynamaktadır. Bu faktörler genel olarak işyerinden kaynaklanan nedenler, çevresel koşullar ve işçinin kişisel özelliklerinden kaynaklanan nedenler şeklinde sınıflandırılmaktadır. İşçinin bireysel özelliklerini ifade eden bünyesel faktörlerden bahsedilecektir.
2. Yargı Kararlarında En Sık Karşılaşılan Bünyesel Faktörler
Bünyesel faktörler, işçinin doğuştan sahip olduğu ya da sonradan ortaya çıkan fizyolojik veya patolojik özelliklerdir. Bu tür faktörlerin varlığı, tek başına iş kazasının meydana gelmesinde belirleyici bir unsur olarak kabul edilmemektedir. Somut olayın özellikleri ve çalışma koşulları çerçevesinde değerlendirilmesi gereken bir unsur olarak ele alınmaktadır.
Uygulamada iş kazasında en sık karşılaşılan bünyesel faktörler arasında kalp krizi, beyin kanaması ve epilepsi nöbeti gibi ani sağlık olayları yer almaktadır. Bu durumlarda kazanın tamamen işçinin bünyesel özelliklerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ya da işyeri koşullarının söz konusu sağlık olayını tetikleyip tetiklemediği hususu işverenin hukuki sorumluluğunun belirlenmesinde önemlidir. Söz konusu olayların değerlendirilmesinde hem tıbbi bulgular hem de çalışma koşulları birlikte incelenmekte ve kazanın meydana geliş şekli bütüncül bir değerlendirmeye tabi tutulmaktadır.
a. Kalp Krizi
İş kazalarında en sık karşılaşılan bünyesel faktörlerden biri işçinin işyerinde geçirdiği kalp krizidir. Kalp krizi olaylarında kazanın yalnızca işyeri koşullarından kaynaklandığını söylemek her zaman mümkün değildir. Zira kalp krizinin meydana gelmesinde kişinin genetik özellikleri, yaşı, yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları ve daha önce mevcut olan kalp damar hastalıkları gibi bireysel faktörler önemli rol oynayabilmektedir. Bu nedenle kalp krizi vakalarının değerlendirilmesinde yalnızca olayın işyerinde meydana gelmiş olması tek başına yeterli görülmemekte; olayın oluşumunda işyeri koşullarının etkisinin bulunup bulunmadığı ayrıca araştırılmaktadır.
b. Beyin Kanaması
Bünyesel faktörler kapsamında değerlendirilen bir diğer önemli sağlık olayı beyin kanamasıdır. Beyin kanaması da tıpkı kalp krizi gibi çoğu zaman kişinin sağlık durumu ve bireysel özellikleri ile yakından ilişkili bir rahatsızlıktır. Yüksek tansiyon, damar hastalıkları, genetik yatkınlık ve yaş gibi faktörler beyin kanaması riskini artırabilmektedir. Bu nedenle işyerinde meydana gelen beyin kanaması vakalarında kazanın yalnızca işyeri koşullarından kaynaklandığını söylemek her zaman mümkün değildir.
Bazı durumlarda işyeri koşullarının bu tür kalp krizi, beyin kanaması gibi sağlık sorunlarını tetikleyebileceği de kabul edilmektedir. Özellikle yoğun fiziksel efor, aşırı stres veya ağır çalışma koşulları, bünyesinde böyle bir risk bulunan kişiler açısından beyin kanamasını tetikleyebilecek unsurlar arasında değerlendirilmektedir. Bu nedenle işyerinde meydana gelen beyin kanaması olaylarının değerlendirilmesinde, işçinin sağlık geçmişi ile çalışma koşulları [1] arasındaki ilişki değerlendirilmekte ve sağlık uzmanlarının da görüşlerine başvurulmaktadır.
c. Epilepsi
Bünyesel faktör olarak ele alınan bir diğer rahatsızlık ise epilepsidir. Epilepsi, ani nöbetlerle ortaya çıkan ve kişinin bilinç kaybı yaşamasına neden olabilen bir hastalıktır. Bu durum özellikle tehlikeli veya dikkat gerektiren işlerde çalışan kişiler bakımından önemli riskler doğurabilmektedir. Epilepsi nöbeti sırasında kişinin kontrolünü kaybetmesi, yüksekten düşme, makineye temas etme veya araç kullanırken kaza yapma gibi durumlara yol açabilmektedir.
İşçinin bu rahatsızlığının önceden mevcut olup olmadığı ve işveren tarafından bilinip bilinmediği önem arz etmektedir. Eğer işçinin epilepsi hastalığı işe giriş muayenesi sırasında tespit edilebilecek nitelikte ise işverenin bu durumu dikkate alarak işçiyi uygun işlerde görevlendirmesi ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alması gerekmektedir. Buna karşılık işçinin rahatsızlığının önceden bilinmemesi veya tespit edilememesi hâlinde, olayın değerlendirilmesi somut olayın özelliklerine göre yapılmaktadır.
Kazanın meydana gelmesinde işçinin rahatsızlığının mı yoksa işyeri koşullarının mı daha etkili olduğu hususu dikkatli bir değerlendirme gerektirmektedir. Bu değerlendirme yapılırken işçinin sağlık geçmişi, işin niteliği, çalışma ortamı ve işveren tarafından alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemleri birlikte ele alınmaktadır.
3. Kararlarda Bünyesel Faktörlerin İş Kazalarına Etkisi
İş kazalarında bünyesel faktörlerin kusur oranına etkisi, uygulamada büyük ölçüde yargı kararları aracılığıyla şekillenmektedir. Yargıtay içtihatlarında, işçinin bünyesel özelliklerinin kazanın meydana gelmesinde etkili olduğu durumlarda yerleşik yaklaşım, işçinin bünyesel faktörlerinin tek başına işverenin sorumluluğunu ortadan kaldıran bir unsur olarak kabul edilemeyeceği yönündedir [2].
İş kazasının meydana gelmesinde işçinin bireysel özelliklerinin rol oynadığı ileri sürülse dahi öncelikle işverenin iş sağlığı ve güvenliği bakımından öngörülen yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği araştırılmaktadır. Bu kapsamda işverenin gerekli iş güvenliği önlemlerini alıp almadığı, işçiye uygun çalışma ortamı sağlayıp sağlamadığı ve işçinin sağlık durumunu dikkate alarak gerekli tedbirleri alıp almadığı hususları öncelikli olarak incelenmektedir. İşverenin bu yükümlülüklerini yerine getirmediğinin tespiti hâlinde, işçinin bünyesel faktörlerinden söz edilerek işverenin sorumluluktan kurtulması mümkün görülmemektedir.
Yargıtay uygulamasında önem taşıyan bir diğer husus ise işverenin işçinin bünyesel özelliklerini bilmesi veya bilmesinin beklenmesi gereken durumların varlığıdır. Eğer işveren, işçinin sağlık durumunu veya bireysel risk faktörlerini bilmesine ya da bilmesi gerekmesine rağmen gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almamışsa, bu durum işverenin sorumluluğunu artıran bir unsur olarak değerlendirilmektedir [3]. Bu çerçevede özellikle işe giriş sağlık muayeneleri ve periyodik sağlık kontrolleri büyük önem taşımakta; işverenin bu yükümlülükleri yerine getirip getirmediği sorumluluğun belirlenmesinde belirleyici bir rol oynamaktadır.
Bu yaklaşım, iş hukukunun temelini oluşturan işçinin korunması ilkesi ile de uyumludur. Zira iş kazalarının önlenmesi bakımından asli sorumluluk işverene yüklenmekte; işçinin bireysel özellikleri ise ancak somut olayın özellikleri çerçevesinde yardımcı bir değerlendirme ölçütü olarak dikkate alınmaktadır. Bu nedenle bünyesel faktörler, iş kazalarının değerlendirilmesinde tek başına belirleyici bir unsur olarak kabul edilmemekte; kazanın meydana gelmesine etki eden unsurlardan yalnızca biri olarak ele alınmaktadır.
Sonuç olarak;
1 - Çalışanın sahip olduğu kalp krizi, beyin kanaması, epilepsi gibi bünyesel faktörler, iş kazasının meydana gelmesinde etkili olabilmekte ise de işverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini ve sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.
2 - İşverenin sorumluluğu bakımından belirleyici olan husus; işçinin sağlık durumu ve bireysel riskleri karşısında gerekli önlemlerin alınıp alınmadığı, işçinin sağlık durumuna uygun işte çalıştırılıp çalıştırılmadığı ve işverenin öngörülebilir riskleri bertaraf edecek ölçüde dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğidir.
3 - Yargı kararlarında bünyesel faktörler, iş kazasının tek ve asli nedeni olarak değil; işyeri koşulları, çalışma şekli, alınan önlemler ve olayın oluş biçimi ile birlikte değerlendirilen, kusur ve uygun nedensellik bağı incelemesinde dikkate alınan tamamlayıcı bir unsur olarak ele alınmaktadır.
Footnotes
1. Çalışma koşullarının da değerlendirilmiş olduğuna ilişkin karar bkz. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 14.01.2025 tarihli ve 2024/1448 E., 2025/589 K. sayılı kararı.
2. Bünyesel faktörlerin varlığının tek başına davanın reddi sonucunu doğurmayacağı; işverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerinin, çalışma koşullarının, işçinin sağlık durumuna uygun işte çalıştırılıp çalıştırılmadığının ve olay anındaki çalışma şartlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin bkz. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 11.10.2022 tarihli ve 2021/7286 E., 2022/12164 K. sayılı kararı; Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 18.10.2022 tarihli ve 2021/9250 E., 2022/12632 K. sayılı kararı.
3. Ayrıntılı değerlendirmeler için bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20/03/2013 tarihli ve 2012/1121 E.,2013/386 K. sayılı kararı.
The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.
[View Source]