- within Privacy topic(s)
- in United States
- within Privacy, Cannabis & Hemp and Technology topic(s)
Kişisel Verileri Koruma Kurumu’nun (“Kurum”) Mesai Takibi Amacıyla Biyometrik Veri İşlenmesi Hakkında İlke Kararı (“Karar”), 02.06.2026 tarihli ve 33268 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
Karar, çalışanların mesai takibinde biyometrik tanımlama sistemlerinin kullanımına ilişkin artan uygulamalar ve bu bağlamda Kurum’a intikal eden şikayetler doğrultusunda yayımlanmıştır. Kararda, işyerlerinde mesai ve devam kontrolünün sağlanması amacıyla biyometrik veri işlenmesinin hukuki sınırları değerlendirilmiş ve uygulamaya yön verecek önemli tespitlerde bulunulmuştur.
1. Biyometrik Verilerin İşlenmesine İlişkin Hukuki Çerçeve
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun (“Kanun”) altıncı maddesi uyarınca biyometrik veriler özel nitelikli kişisel veri niteliğindedir. Bu verilerin işlenmesi, Kanun’da öngörülen özel nitelikli kişisel veri işleme şartlarının varlığına bağlı olup, veri sorumluları bakımından daha sıkı yükümlülükler ve koruma tedbirleri öngörülmüştür. Ayrıca bu verilerin işlenmesi sırasında Kurul’un 31.01.2018 tarih ve 2018/10 sayılı kararı ile belirlenen yeterli önemlerin de alınması gerekmektedir.
4857 sayılı İş Kanunu bakımından ise, her ne kadar işverenin çalışanların çalışma sürelerini izleme ve belgeleme yükümlülüğüne ilişkin hukuki çerçeve çizilmiş ise de bu yükümlülüğün biyometrik tanımlama sistemleri kullanılarak yerine getirilmesine ilişkin açık bir yasal düzenleme öngörülmemiştir. Bu çerçevede Kurul, işverenlerin çalışanların mesai takibini biyometrik veri işleyerek gerçekleştirmelerini zorunlu kılan veya buna açıkça izin veren bir kanuni düzenlemenin mevcut olmadığı değerlendirmesinde bulunmuştur.
Nitekim uygulamada biyometrik veri işleme faaliyetlerinin ağırlıklı olarak Kanun’un altıncı maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi kapsamında ilgili kişilerin açık rızasına dayanılarak gerçekleştirildiği görülmektedir.
2. Açık Rızanın Yeterli Hukuki Dayanak Oluşturmadığına İlişkin Tespit
Kurul, mesai takibi amacıyla biyometrik verilen işlenmesinde çalışanlardan alınan açık rızanın niteliği ve geçerliliğine ilişkin çeşitli değerlendirmelerde bulunmuştur.
Bu bağlamda Kurul;
- İşçi ve işveren arasında yapısal bir güç dengesizliği bulunduğunu,
- Çalışanın rıza vermemesi veya verdiği rızayı geri çekmesi halinde olumsuz sonuçlarla karşılaşabileceği yönünde haklı endişeler taşıyabileceğini,
- Bu nedenle iş ilişkilerinde verilen açık rızanın her zaman özgür iradeye dayandığının kabul edilemeyeceğini
ortaya koymuştur.
Karar’da ayrıca, biyometrik sistemlerin sürekliliğinin açık rızanın geri alınması halinde sekteye uğrayacak olması nedeniyle, yalnızca açık rızaya dayanılarak gerçekleştirilen biyometrik veri işleme faaliyetlerinin kural olarak yeterli hukuki zemin oluşturmayacağı belirtilmiştir. Karar’a göre yalnızca açık rızanın geçerliliği değil, aynı zamanda mesai takibi amacıyla biyometrik veri işlenmesinin Kanun’un genel ilkeleri bakımından da ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. Nitekim Kurul, Karar’da Anayasa Mahkemesi’nin parmak izi sistemiyle mesai takibine ilişkin kararına da atıfta bulunmuştur. Anılan kararda, biyometrik veri işlenmesine ilişkin temel esasları belirleyen açık bir kanuni düzenleme bulunmadığından müdahalenin kanunilik şartını karşılamadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Kurul bu değerlendirmeler ışığında, işçi-işveren ilişkisindeki yapısal güç dengesizliği nedeniyle açık rızanın mesai takibi amacıyla biyometrik veri işlenmesi bakımından tek başına yeterli bir hukuki dayanak oluşturamayacağını belirtmiştir.
3. Ölçülülük İlkesine Yapılan Vurgu
Kurul kararının temel dayanaklarından birini Kanun’un dördüncü maddesinde düzenlenen genel ilkeler, özellikle de kişisel verilerin"işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma" ilkesi oluşturmaktadır.
Bu kapsamda Kurul;
- mesai takibi amacıyla biyometrik veri işlenmesinin gerekli olup olmadığını,
- veri işleme faaliyetinin amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olup olmadığını,
- aynı sonuca daha az müdahaleci yöntemlerle ulaşılıp ulaşılamayacağını,
değerlendirmiş ve şifreli kart sistemler, PIN tabanlı giriş sistemleri, imza föyleri ve devam çizelgeleri gibi alternatif yöntemlere dikkat çekmiştir.
Kurul, aynı sonuca ulaşılmasını sağlayan daha az müdahaleci alternatif yöntemlerin mevcut olduğu durumlarda biyometrik veri işlenmesinin ölçülülük ilkesini karşılamayacağını ifade etmiştir.
4. Sonuç
Kurul tarafından yapılan değerlendirme neticesinde;
- Mevcut mevzuatta mesai takibi amacıyla biyometrik veri işlenmesini açıkça öngören veya bu uygulamaya açıkça izin veren bir düzenleme bulunmadığı,
- İşçi-işveren ilişkisindeki güç dengesizliği nedeniyle açık rızanın tek başına yeterli hukuki dayanak oluşturmadığı,
- Daha az müdahaleci alternatif yöntemlerin bulunması nedeniyle biyometrik veri işlenmesinin ölçülülük ilkesini karşılamadığı,
- İlgili kişinin açık rızasının bulunmasının, tek başına biyometrik veri işleme faaliyetini hukuka uygun hale getirmeye yeterli olmayabileceği,
sonuçlarına ulaşılmıştır.
Bu doğrultulda Karar, mesai takibi amacıyla biyometrik veri kullanan veya bu yönde bir uygulama planlayan işverenler bakımından önemli sonuçlar doğurmaktadır. Bu kapsamda işverenlerin mevcut uygulamalarını gözden geçirmeleri ve mümkün olduğu ölçüde daha az müdahaleci alternatif devam kontrol yöntemlerini değerlendirmeleri önem taşımaktadır.
Konuya ilişkin herhangi bir sorunuz olması halinde her zaman bizimle iletişime geçebilirsiniz.
The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.