ÖZET
Bu makale, yurt dışı merkezli şirketlerin Türkiye'deki faaliyetlerini hizmet ilişkisi altında yerel şirketler aracılığıyla yürütmesi halinde ortaya çıkan hukuki sorumluluk rejimini incelemektedir. Özellikle dijital platformlar bakımından yaygın olan bu modelde, yerel şirketlerin hukuki statüsü yalnızca sözleşmesel düzenlemelerle değil fiili faaliyet, uygulamada tüketici algısı ve ticari organizasyonun yapısı da dikkate alınarak değerlendirilmektedir. İşbu makalede, yerel şirketin temsilci, aracı hizmet sağlayıcı veya doğrudan hizmet sağlayıcı olarak nitelendirilmesi ihtimâlleri tüketici hukuku ve elektronik ticaret mevzuatı çerçevesinde ele alınmakta; Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları ışığında "organik bağ" kavramının platform sorumluluğuna etkisi analiz edilmektedir.
Anahtar Kelimeler: Dijital Platformlar, Organik Bağ, Aracı Hizmet Sağlayıcı, Tüketici Hukuku, Platform Sorumluluğu.
GİRİŞ
Dijital platform ekonomisinin hızla gelişmesi, hizmetlerin ulusal sınırların ötesinde sunulmasını mümkün kılmış ve özellikle çevrim içi ulaşım, rezervasyon ve içerik platformları bakımından küresel ölçekte yeni ticari modeller ortaya çıkarmıştır. Bu platformların önemli bir kısmı faaliyetlerini; doğrudan yabancı merkezli şirketler üzerinden yürütmek yerine, yerel uygulamalara adaptasyon ve yerel pazarın gerekliliklerine hakimiyet bakımından daha avantajlı görülebildiğinden ilgili ülkelerde kurulan yerel şirketler aracılığıyla hizmet akdi altında organize edebilmektedir. Bu modelde çoğu zaman yabancı şirket içerik üretimi, marka yönetimi ve platform altyapısını sağlarken yerel şirket operasyonel süreçlerin yürütülmesinde rol almaktadır.
Her ne kadar çoğu örnekte bu yapı hizmet ilişkisi olarak kurgulanmış olsa da hem doktrine hem de yargı kararlarına bakıldığında, hizmet sunan tarafın hukuki sorumluluğu değerlendirilirken sözleşme metinlerinden ziyade fiili faaliyetlerin ve ekonomik organizasyonun dikkate alındığı yönünde güçlü bir yaklaşım ortaya çıkmaktadır.
Özellikle tüketici hukukunun koruyucu yapısı ve elektronik ticaret mevzuatının getirdiği yükümlülükler dikkate alındığında yabancı merkezli bir platformun Türkiye'deki faaliyetlerini yerel bir şirket üzerinden yürütmesi durumunda bu yerel yapının hukuki statüsü önem kazanmaktadır. Bu noktada yerel şirketin temsilci, aracı hizmet sağlayıcı veya doğrudan hizmet sağlayıcı olarak nitelendirilmesi ihtimâlleri gündeme gelmektedir. Bu nitelendirme yalnızca sözleşmesel sorumluluğun kapsamını değil aynı zamanda tüketici davalarında taraf sıfatını, idari yaptırımları ve rekabet hukuku bakımından ortaya çıkabilecek sonuçları da doğrudan etkilemektedir.
Bu kapsamda işbu çalışmada öncelikle platform ekonomisinde yerel şirket kullanımının yarattığı hukuki sorunlar ele alınacak; ardından fiili faaliyet ve organik bağ kavramlarının yargı kararlarındaki yeri incelenecektir. Devamında tüketici hukuku ve elektronik ticaret mevzuatı bakımından doğabilecek sorumluluklar değerlendirilerek Yargıtay ve bölge adliye mahkemesi kararları ışığında konuya ilişkin içtihat analizi yapılacaktır.
1. DİJİTAL PLATFORM EKONOMİSİNDE YEREL ŞİRKET KULLANIMI VE HUKUKİ YAPI
Dijital platform ekonomisi, mal ve hizmetlerin çevrim içi ortamda sunulmasını sağlayan ve farklı ülkelerde bulunan kullanıcıları aynı sistem içerisinde buluşturan bir ticari organizasyon modelidir1 . Bu modelde platform sahibi şirket, genellikle merkezi bir teknoloji altyapısı ve marka üzerinden faaliyet gösterirken operasyonel süreçlerin önemli bir kısmı farklı ülkelerde kurulan yerel şirketler aracılığıyla yürütülmektedir. Özellikle ulaşım, rezervasyon ve içerik platformları bakımından bu organizasyon modeli günümüzde oldukça yaygındır.
Uluslararası ölçekte faaliyet gösteren dijital platformların birçok ülkede doğrudan faaliyet yürütmek yerine yerel şirketler üzerinden operasyonlarını organize etmesinin başlıca sebepleri arasında vergisel planlama, operasyonel maliyetlerin azaltılması ve yerel düzenlemelere uyumun kolaylaştırılması yer almaktadır. Bu kapsamda yerel şirketler kimi zaman müşteri hizmetleri, çağrı merkezi faaliyetleri, satış destek hizmetleri, teknik destek ve pazarlama gibi fonksiyonları üstlenmekte; sözleşmesel düzlemde bu ilişki genellikle hizmet sözleşmesi, alt yüklenicilik veya destek hizmeti sağlanması şeklinde kurgulanmaktadır.
Bununla birlikte dijital platformların faaliyet modeli, klasik ticari organizasyonlardan önemli ölçüde farklılık göstermektedir. Platformlar çoğu zaman merkezi bir marka ve teknoloji altyapısı üzerinden faaliyet gösterirken, kullanıcılar bakımından platform ile yerel şirket arasında açık bir ayrım bulunmayabilmekte; bir marka çatısı altında tek görünür muhatap üzerinden işlemler sürdürülebilmektedir. Tüketici çoğu durumda hizmeti hangi tüzel kişiden aldığını net şekilde ayırt edememekte; platform markası ile yerel yapı arasında fiili bir bütünlük algısı oluşmaktadır. Bu durum, özellikle tüketici hukukunun koruyucu yapısı dikkate alındığında hukuki sorumluluğun belirlenmesi bakımından önemli tartışmalar doğurmaktadır.
Bu doğrultuda dijital platformların Türkiye'deki faaliyetlerinde ortaya çıkan temel hukuki sorunlardan biri de yurt dışı merkezli dijital platformlara yerel süreçleri bakımından destek sunan yerel şirketlerin hukuki statüsünün nasıl nitelendirileceğidir. Sözleşmesel düzenlemelerde yerel şirketler çoğu zaman yalnızca destek hizmetleri sağlayan bağımsız bir hizmet sağlayıcı olarak tanımlanmakta ve platform ile tüketici arasındaki hukuki ilişki tamamen yabancı merkezli şirket üzerinden yürütülecek şekilde kurgulanmaktadır. Ancak uygulamada yerel şirketin yalnızca yabancı şirkete hizmet vermenin ötesine geçecek şekilde tüketici işlemlerine taraf olması söz konusu olabilmektedir. Bu gibi durumlar karşısında doktrinde2 giderek ağırlık kazanan yaklaşım, platform faaliyetlerinin değerlendirilmesinde ticari organizasyonun fiili işleyişinin ve taraflar arasındaki ekonomik ilişkinin dikkate alınması gerektiği yönündedir. Bu yaklaşım doğrultusunda yerel şirketin yalnızca bağımsız bir hizmet sağlayıcı mı yoksa platformun Türkiye'deki operasyonel uzantısı mı olduğu sorusu önem kazanmaktadır.
a. Dijital Platform Yapılarında Organik Bağ Kavramı ve Tespiti
Dijital platform ekonomisinde faaliyetlerin farklı ülkelerde kurulu şirketler aracılığıyla yürütülmesi, bu şirketler arasındaki ilişkinin hukuki niteliğinin belirlenmesini önemli bir mesele hâline getirmektedir. Özellikle de yerel yapının, platformdan bağımsız bir hizmet sağlayıcı mı yoksa platformun Türkiye'deki uzantısı mı olduğu sorusu gündeme gelmektedir. Bu noktada doktrin ve yargı uygulamasında sıklıkla başvurulan kavramlardan biri "organik bağ"'dır.
Organik bağ kavramı, farklı tüzel kişiliklere sahip şirketler arasında hukuken ayrı görünmekle birlikte, fiilen, ekonomik ve organizasyonel bütünlük oluşturan ilişkileri ifade etmek amacıyla kullanılmaktadır3 . Bu yaklaşımda şirketler arasındaki ilişkinin yalnızca şekli unsurlar üzerinden değil faali yetlerin yürütülme biçimi ve ekonomik gerçeklik dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Organik bağın varlığı değerlendirilirken temel ölçüt, şirketler arasındaki ilişkinin bağımsız ticari faaliyet sınırlarını aşarak fiili bir ekonomik bütünlük oluşturup oluşturmadığının tespitidir4. Şirketler arasındaki sermaye ve ortaklık ilişkileri, yönetim kadrolarının örtüşmesi veya şirketlerin aynı ticari organizasyon içerisinde hareket etmesi organik bağın varlığına işaret edebilmektedir. Bunun yanında faaliyetlerin tek bir marka altında yürütülmesi, şirketlerin aynı ticari strateji doğrultusunda hareket etmesi ve operasyonel süreçlerin birbirine bağlı şekilde organize edilmesi de önemli göstergeler arasında yer almaktadır.
Eğer tüketici bakımından hizmeti sunan taraf ile yerel şirket arasında açık bir ayrım bulunmuyorsa ve yerel şirket platformun faaliyetlerinin önemli bir bölümünü fiilen yürütüyorsa, yerel şirketin yalnızca bağımsız bir hizmet sağlayıcı olarak kabul edilmesi güçleşmektedir. Bu durumda yerel şirket, platformun faaliyetlerinin yürütülmesinde aktif rol alan bir yapı olarak değerlendirilmekte ve platform ile sorumluluk doğurabilecek bir konuma gelebilmektedir.
Organik bağ incelemesinde dikkate alınan bir diğer önemli unsur da faaliyetlerin fiili yürütülme biçimidir. Yerel şirketin müşteri hizmetlerini yürütmesi, tüketici şikâyetlerini karşılaması, satış veya pazarlama faaliyetlerinde aktif rol alması ya da platform faaliyetlerinin operasyonel kısmını yönetmesi gibi durumlar, şirketler arasındaki ilişkinin yalnızca teknik destek hizmetiyle sınırlı olmadığını gösterebilmektedir. Bu tür durumlarda yerel şirketin platform faaliyetleri bakımından fiilen temsilci veya operasyonel uzantı konumunda olduğu değerlendirilebilmektedir.
b. Dijital Platformlarda Hizmet Sağlayıcı ve Aracı Hizmet Sağlayıcı Ayrımı
Dijital platformun ürün veya hizmetlerini sunuş biçimi bakımından yerel şirketlerle çalışma ilişkisi özelinde değerlendirme yapılırken, platformun faaliyetinin hukuki niteliğinin doğru şekilde tespit edilmesi de büyük önem teşkil etmektedir. Özellikle elektronik ticaret ve tüketici hukuku bakımından platformun doğrudan hizmet sağlayıcı mı yoksa aracı hizmet sağlayıcı mı olduğu sorusu, sorumluluk rejiminin kapsamını belirleyen temel unsurlardan biridir.
Aracı hizmet sağlayıcı, başkalarına ait ekonomik ve ticari faaliyetlerin elektronik ortamda yapılmasına imkân sağlayan gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlanmaktadır. Bu modelde platform, hizmetin veya ürünün doğrudan sağlayıcısı olmayıp yalnızca tarafların bir araya gelmesini sağlayan teknik bir altyapı sunmaktadır. Bu nedenle aracı hizmet sağlayıcıların sorumluluğu çoğu zaman sınırlı kabul edilmekte; platformun sunduğu hizmetten doğan yükümlülükler esas olarak hizmeti fiilen sunan kişi veya işletmeye yüklenmektedir5 .
Buna karşılık platformun yalnızca teknik bir aracılık faaliyeti yürütmediği, aksine hizmetin sunumunda aktif rol aldığı durumlarda platformun hukuki statüsü değişebilmektedir. Özellikle platformun hizmetin içeriğini belirlemesi, fiyatlandırma üzerinde etkili olması, ödeme süreçlerini yönetmesi veya hizmetin organizasyonunu doğrudan kontrol etmesi gibi durumlarda platformun yalnızca aracı hizmet sağlayıcı olarak değerlendirilmesi güçleşmektedir. Bu tür durumlarda platformun doğrudan hizmet sağlayıcı olarak kabul edilmesi ve buna bağlı olarak tüketici hukukundan doğan sorumlulukların platform bakımından da gündeme gelmesi mümkündür.
Yurt dışında yerleşik platformların yerel şirketlerle yürüttüğü hizmet ilişkilerinin hukuki statüsü ve yerel şirketlerin bu kapsamdaki sorumluluğu da platform sahibi yabancı şirketin bu hukuki statüsüne göre farklılık gösterebilecek ve bir üst başlık altında incelenen organik bağ kavramının varlığına göre, söz konusu sorumluluklar yerel şirketlere de sirayet edebilecektir.
2. DİJİTAL PLATFORM FAALİYETLERİNDE TÜKETİCİ ALGISI VE SORUMLULUĞUN BELİRLENMESİ
Tüketici hukukunun temel amacı, tüketicinin ekonomik bakımdan zayıf konumda olması nedeniyle korunmasını sağlamak olduğundan, dijital platformların hukuki sorumluluğunun belirlenmesinde yalnızca şirketler arasındaki sözleşmesel ilişki değil aynı zamanda tüketicinin hizmeti kimden aldığına ilişkin algısı da önemli bir ölçüt olarak kabul edilmektedir.
Platform ekonomisinde faaliyetler çoğu zaman tek bir marka ve dijital arayüz üzerinden yürütülmektedir. Kullanıcılar platforma ait internet sitesi veya mobil uygulama aracılığıyla hizmet satın almakta, ödeme işlemlerini aynı sistem üzerinden gerçekleştirmekte ve hizmete ilişkin destek taleplerini yine platformun sunduğu iletişim kanalları üzerinden iletmektedir. Bu durum, hizmetin hangi tüzel kişi tarafından sunulduğunun çoğu zaman açık şekilde ayırt edilememesine yol açmaktadır. Dolayısıyla platform ile yerel şirket arasında yapılan sözleşmelerde hizmetin yabancı bir şirket tarafından sunulduğunun belirtilmesi, tüketici bakımından hukuki ilişkinin tarafını belirlemek için yeterli görülmeyebilmektedir.
Bu nedenle, tüketici hukukunda sorumluluğun belirlenmesinde "tüketicinin makul beklentisi" önemli bir kriter olarak ortaya çıkmaktadır. Eğer ortalama bir tüketici, platform üzerinden satın aldığı hizmet bakımından yerel şirketi muhatap olarak görmekte veya marka ile yerel yapı arasında açık bir ayrım yapılmadığı için hizmetin yerel şirket tarafından sağlandığını düşünmekteyse, yerel şirketin söz konusu hukuki ilişkide tamamen sorumluluktan muaf tutulması güçleşmektedir. Bu durumda yerel şirketin platform faaliyetlerinin yürütülmesinde aktif rol üstlenmesi de dikkate alınarak sorumluluğun geniş yorumlanması gündeme gelebilmektedir.
Tüketici hukukunun koruyucu yaklaşımı gereği, hizmetin sunumuna katılan birden fazla aktörün bulunduğu durumlarda müteselsil sorumluluk gündeme gelebilmektedir. Bu durumda tüketici, uğradığı zararın giderilmesini hizmetin sunumunda rol alan taraflardan herhangi birinden talep edebilmekte; taraflar arasındaki iç ilişki ise ancak rücu mekanizması çerçevesinde çözülebilmektedir. Dolayısıyla platform ile yerel şirket arasında yapılan sözleşmelerde sorumluluğun sınırlandırılmış olması, tüketiciye karşı ileri sürülebilecek dış sorumluluğu ortadan kaldırmayabilmektedir.
3. DİJİTAL PLATFORM FAALİYETLERİNİN İDARİ VE REGÜLASYON BOYUTU
Dijital platformların Türkiye'de faaliyet göstermesi yalnızca özel hukuk ilişkileri bakımından değil aynı zamanda kamu hukuku ve idari düzenlemeler bakımından da çeşitli yükümlülükler doğurmaktadır. Özellikle elektronik ticaret, tüketici hukuku ve ticari faaliyetlerin düzenlenmesine ilişkin mevzuat kapsamında platformların belirli bilgilendirme ve şeffaflık yükümlülüklerine tabi olduğu görülmektedir. Bu çerçevede yabancı merkezli bir platformun Türkiye'de faaliyetlerini yerel bir şirket aracılığıyla yürütmesi durumunda, söz konusu yerel yapının hukuki statüsü idari sorumluluk bakımından da önem kazanmaktadır.
6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili ikincil düzenlemeler uyarınca çevrim içi ortamda ticari faaliyet yürüten platformların belirli kayıt ve bilgilendirme yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekmektedir. Bu kapsamda hizmet sağlayıcıların ve aracı hizmet sağlayıcıların kimlik bilgilerini açık şekilde belirtmeleri, kullanıcıların kolaylıkla ulaşabileceği iletişim kanallarını sunmaları ve ticari faaliyetlerin şeffaf bir şekilde yürütülmesini sağlamaları zorunludur. Bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde idari para cezaları ve faaliyet kısıtlamaları gündeme gelebilmektedir.
Benzer şekilde tüketici mevzuatı da dijital platformların faaliyetlerini doğrudan ilgilendiren çeşitli düzenlemeler içermektedir. Özellikle mesafeli sözleşmeler kapsamında tüketicilere sunulması gereken ön bilgilendirme yükümlülükleri, cayma hakkına ilişkin düzenlemeler vetüketici taleplerine cevap verilmesine ilişkin yükümlülükler platform faaliyetleri bakımından önem taşımaktadır. Platformun doğrudan hizmet sağlayıcı olarak kabul edilmesi durumunda bu yükümlülükler platform bakımından doğrudan uygulanabilir hâle gelmektedir.
Yabancı merkezli platformların faaliyetlerini yerel bir şirket aracılığıyla yürütmesi halinde idari sorumluluk bakımından ortaya çıkan temel sorunlardan biri, Türkiye'de muhatap bulundurma yükümlülüğünün nasıl yerine getirileceğidir. Eğer platform faaliyetleri fiilen yerel şirket üzerinden yürütülüyor ve tüketiciler bakımından yerel yapı platformun Türkiye'deki temsilcisi olarak algılanıyorsa, idari otoriteler tarafından yerel şirketin platform faaliyetlerinden doğan yükümlülükler bakımından sorumlu tutulması ihtimâli ortaya çıkabilmektedir.
Uygulamada idari denetimlerin özellikle ticari uygulamaların şeffaflığı, tüketicinin doğru bilgilendirilmesi ve platform faaliyetlerinin hukuka uygun şekilde yürütülmesi konularına odaklandığı görülmektedir. Bu çerçevede platformların yerel şirket yapıları üzerinden faaliyet yürütmesine rağmen hukuki sorumluluktan kaçınmaya yönelik bir organizasyon kurduklarının tespit edilmesi halinde, söz konusu durumun kanuna karşı hile veya haksız ticari uygulama olarak değerlendirilmesi mümkün olabilmektedir.
Dolayısıyla dijital platformların Türkiye'de faaliyet yürütürken yalnızca sözleşmesel yapılarını değil aynı zamanda faaliyetlerinin fiili organizasyonunu da mevzuata uygun şekilde yapılandırmaları önem taşımaktadır. Aksi halde platform faaliyetlerinin yerel şirketler aracılığıyla yürütülmesi, hukuki sorumluluğun ortadan kalkmasını sağlamamakta hem özel hukuk hem de idari hukuk bakımından çeşitli risklerin ortaya çıkmasına yol açabilmektedir.
SONUÇ
Dijital platform ekonomisinin gelişmesi, hizmetlerin farklı ülkelerde kurulan yerel şirketler aracılığıyla yürütüldüğü yeni organizasyon modellerini ortaya çıkarmıştır. Bu çalışmada incelendiği üzere, yabancı merkezli bir platformun Türkiye'de yerel bir şirket üzerinden faaliyet yürütmesi halinde ortaya çıkan hukuki sorumluluk yalnızca taraflar arasındaki sözleşmelerle belirlenmemektedir. Platform ile yerel şirket arasındaki ilişkinin değerlendirilmesinde fiili faaliyet, ekonomik organizasyon ve tüketici ile kurulan ilişkinin niteliği belirleyici rol oynamaktadır.
Bu çerçevede organik bağ kavramı, farklı tüzel kişiliklere sahip şirketlerin gerçekte tek bir ekonomik organizasyon içinde faaliyet göstermesi durumunda sorumluluğun belirlenmesinde önemli bir ölçüt olarak ortaya çıkmaktadır. Ayrıca platformun aracı hizmet sağlayıcı mı yoksa doğrudan hizmet sağlayıcı mı olduğu sorusu, tüketici hukukundan doğan yükümlülüklerin kapsamını doğrudan etkilemektedir. Platform faaliyetlerinin fiili niteliği ve tüketici algısı birlikte değerlendirildiğinde, platform ile yerel şirketin birlikte sorumlu tutulması ihtimâli gündeme gelebilmektedir.
Sonuç olarak, yabancı merkezli dijital platformların Türkiye'de yerel şirketler aracılığıyla yürüttüğü faaliyetlerin hukuki değerlendirmesi yapılırken sözleşmesel düzenlemelerden ziyade faaliyetlerin fiili organizasyonu ve ekonomik gerçeklik esas alınmalıdır. Bu nedenle platformların faaliyetlerini hukuki açıdan sürdürülebilir bir zemine oturtabilmeleri için organizasyon yapılarını ve sorumluluk ilişkilerini mevzuata uygun şekilde yapılandırmaları önem taşımaktadır.
Footnotes
1 Dilek Veysikarani/ Sibel Örk Özel, "Dijitalleşme Sürecinde Platform Ekonomisinin Analizi", Çukurova Üniversitesi İİBF Dergisi, Cilt:29 Sayı:1, Haziran 2025, s:2; Kenney, M., & Zysman, J. (2016). The rise of the platform economy. Issues in Science and Technology, 32(3), 61–69.
2 Simge Arslantaş, Platform Çalışması ve Platform Çalışanlarının Hukuki Statüsü, İzmir Ekonomi Üniversitesi, Özel Hukuk Yüksek Lisans Programı Tezi, İzmir 2024, s. 135; Hazal Tolu Yılmaz, Dijital Platform Çalışanlarının Hukuki Statüsü (İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Bakımından), İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2023, s. 265; Çağla Şahin, Bireysel İş Hukukunda Konum Tabanlı Dijital Platform Çalışanlarının Hukuki Statüsü, Bursa Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksel Lisan Programı Tezi, Bursa 2025, s. 64.
3 Nuri Çelik, Nurşen Caniklioğlu, Talat Canbolat ve Ercüment Özkaraca, İş Hukuku Dersleri, Yenilenmiş 36. Bası, Beta Yayıncılık, İstanbul, 2023, s. 516; Nurşen Caniklioğlu, "İş İlişkisinin Sona Ermesi ve Kıdem Tazminatı", Yargıtay'ın İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Kararlarının Değerlendirilmesi 2017, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul, 2019, s. 208
4 Yargıtay 6. HD, E. 2024/287, K. 2024/2934, T. 25.09.2024; Yargıtay 6. HD, E. 2024/355, K. 2024/2887, T. 24.09.2024; Yargıtay 11. HD, E. 2019/4266, K. 2019/6723, T. 30.10.2019; İstanbul BAM 12. HD, E. 2020/398, K. 2023/1583, T. 19.10.2023; Yargıtay 13. HD, E. 2017/6142, K. 2017/8267, T. 18.09.2017.
5 İlhan Kara, Tüketici Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara, 2023, s. 1145; Erman Ekingen, "Avrupa Birliği Rekabet Hukuku Açısından Avrupa İçin Dijital Tek Pazar Stratejisinin Son Adımı: Dijital Pazarlar Yasası Taslağı," Legal Hukuk Dergisi 20, no. 232, 2022, s. 1209; Musa Furkan Şahin, "Mesafeli Sözleşmelerde Aracı Hizmet Sağlayıcı Kavramı", Bilişim Hukuku Dergisi 6, No: 1, 2024, s. 141-151.
The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.