ARTICLE
27 January 2026

NDC 3.0 Eleştiriler Ve Değerlendirmeler

K
Kesikli Law Firm

Contributor

Kesikli is an internationally recognized law firm that is regularly rated as one of the leading law firms in Turkey by the independent legal guide Legal500. Kesikli has made a name for itself as an international boutique law firm that exceeds its clients’ various needs with a personalized touch. Kesikli serves a diverse client base, from global corporations to small, entrepreneurial companies and individuals in a range of transactional, litigious, and regulatory matters. Through its involvement as counsel to investors, contractors, project developers, trading companies, and private individuals, Kesikli established a trustworthy reputation as the provider of tailored legal solutions in the areas of Corporate and Commercial Law, Energy Law, Real Estate and Construction Law, Intellectual Property, Employment Law, Litigation, Arbitration and Private Client Solutions on contentious and non-contentious matters.
Türkiye'nin COP30 süreci kapsamında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve...
Turkey Environment
Zeynep Emiroglu’s articles from Kesikli Law Firm are most popular:
  • within Environment topic(s)
  • with readers working within the Pharmaceuticals & BioTech industries
Kesikli Law Firm are most popular:
  • within Environment, Antitrust/Competition Law and Privacy topic(s)

COP31'e Giderken Türkiye'nin NDC 3.0 Belgesi: Eleştiriler ve Değerlendirmeler

Türkiye'nin COP30 süreci kapsamında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'ne sunduğu İkinci Ulusal Katkı Beyanı ("NDC 3.0"), yalnızca teknik bir hedef belgesi değil; Türkiye'nin kalkınma, enerji güvenliği, sanayi politikaları ve uluslararası konumlanışıyla doğrudan bağlantılı stratejik bir politika belgesi niteliği taşımaktadır. Bu yönüyle NDC 3.0, iklim politikalarının ötesine geçen çok katmanlı bir çerçeve sunmakta ve farklı politika alanları arasındaki tutarlılığı test eden bir referans metin olarak değerlendirilmektedir.

Bu kapsamda belge, akademik çevreler, uluslararası değerlendirme kuruluşları, politika analiz merkezleri ve çevre alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları tarafından ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır. Yapılan değerlendirmeler; hedeflerin iddia düzeyi, metodolojik kurgusu, uygulama araçlarıyla ilişkisi, yönetişim kapasitesi ve uzun vadeli güvenilirliği başlıklarında yoğunlaşmaktadır. Yazımız, söz konusu değerlendirmeleri bir araya getirerek, NDC 3.0 belgesine yönelik eleştirileri sistematik ve bütüncül bir çerçevede sunmayı amaçlamaktadır.

Hedef Yapısı ve Mutlak Emisyon Azaltımı Tartışması

NDC 3.0'a yönelik eleştirilerin merkezinde, belgenin mutlak sera gazı emisyonlarında açık bir azalma öngörmemesi yer almaktadır. Akademik ve teknik değerlendirmelerde, 2035 yılı için sunulan hedefin esas olarak işlerin olağan seyri ("BAU") senaryosuna kıyasla tanımlandığı; bu nedenle mevcut emisyon seviyeleri esas alındığında orta vadede emisyon artışının devam etmesinin mümkün olduğu ifade edilmektedir. Bu yaklaşımın, Paris Anlaşması çerçevesinde giderek ağırlık kazanan mutlak emisyon azaltımı anlayışıyla uyumlu olmadığı yönünde eleştiriler dile getirilmektedir.

Yüzde bazlı azaltım anlatısının, hedeflerin fiili iklim etkisini değerlendirmeyi güçleştirdiği; ulusal ve uluslararası kamuoyunda hedeflerin gerçek iddia düzeyine ilişkin belirsizlik yarattığı belirtilmektedir. Bu durumun, NDC 3.0'ın yalnızca teknik değil, aynı zamanda politika iletişimi ve uluslararası güvenilirlik boyutunda da tartışmalara konu olmasına yol açtığı ifade edilmektedir.

Ara Dönem Hedefler, Emisyon Zirvesi ve Net Sıfır Uyumu

Bir diğer temel eleştiri alanı, 2030–2035 dönemine ilişkin açık bir emisyon zirvesi tanımının bulunmamasıdır. Akademik analizlerde, 2053 net sıfır hedefi ile uyumlu bir ara dönem azaltım patikasının ortaya konulmamasının, belgenin izlenebilirliğini ve hesap verebilirliğini zayıflattığı vurgulanmaktadır. Ara hedeflerin eksikliği, hangi sektörlerin ne ölçüde ve hangi zaman diliminde dönüşüme tabi tutulacağına ilişkin belirsizlikleri artırmaktadır.

Bu durumun yalnızca teknik bir boşluk değil, aynı zamanda politika sinyallerinin zayıflığı anlamına geldiği belirtilmektedir. Uzun vadeli hedeflerin, kısa ve orta vadeli uygulama adımlarıyla desteklenmemesi halinde, hedef beyanlarının güvenilirliğinin sorgulanabilir hale geleceği yönünde değerlendirmeler yapılmaktadır.

Uluslararası Değerlendirme Kuruluşlarının Yaklaşımı

Uluslararası değerlendirme kuruluşları tarafından yayımlanan analizler, Türkiye'nin mevcut NDC hedeflerinin Paris Anlaşması'nın 1,5°C hedefiyle uyumlu olmadığına işaret etmektedir. Climate Action Tracker, Türkiye'nin hedeflerini 'yetersiz' veya 'kritik düzeyde yetersiz' kategorilerinde değerlendirmekte; Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından yayımlanan Emissions Gap raporlarında ise mevcut ulusal katkı beyanlarının küresel sıcaklık artışını sınırlamak için yetersiz kaldığı vurgulanmaktadır.

Bu değerlendirmeler, Türkiye'nin küresel iklim yönetişimi içindeki konumunun yalnızca hedef beyanları üzerinden değil, bu hedeflerin uygulanabilirliği ve finansman mekanizmalarıyla desteklenip desteklenmediği üzerinden de değerlendirildiğini ortaya koymaktadır.

Metodoloji, BAU Varsayımları ve Politika Uyum Sorunu

Politika analiz kuruluşları ve sivil toplum değerlendirmelerinde, NDC 3.0'ın metodolojik kurgusunun büyük ölçüde BAU varsayımlarına dayandığı ifade edilmektedir. Bu çerçevede Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı ("TEPAV"), hedeflerin mutlak emisyon seyrini açık biçimde ortaya koymamasının politika yapıcılar ve yatırımcılar açısından öngörülebilirliği azalttığını; NDC hedefleri ile emisyon ticaret sistemi, enerji dönüşüm politikaları ve sanayi stratejileri arasındaki ilişkinin yeterince net kurulmadığını vurgulamaktadır. 1

Benzer değerlendirmeler, hedeflerin uygulanabilir ve ölçülebilir politika araçlarıyla desteklenmemesi halinde, uzun vadeli iklim hedeflerinin ekonomik ve kurumsal karşılığının zayıflayabileceğine işaret etmektedir. Bu durum, politika tutarlılığı ve uygulama kapasitesi başlıklarını NDC 3.0 tartışmalarının merkezine yerleştirmektedir.

Fosil Yakıtlardan Çıkış ve Enerji Politikaları

İklimhaber.org 2 ve İklim Ağı 3 değerlendirmelerinde, NDC 3.0'ın kömür başta olmak üzere fosil yakıtlardan çıkışa ilişkin açık, takvime bağlanmış ve bağlayıcı bir yol haritası sunmadığı belirtilmektedir. Bu durumun, mevcut enerji ve maden politikalarıyla birlikte ele alındığında fosil yakıt bağımlılığının sürdürülmesi riskini artırdığı ifade edilmektedir.

Ayrıca, fosil yakıt teşviklerinin sürdürülmesi ile iklim hedefleri arasındaki uyumsuzluğun, politika güvenilirliği açısından ciddi bir sorun alanı oluşturduğu; yenilenebilir enerji yatırımlarının ise doğa koruma ilkeleri ve yerel katılım mekanizmalarıyla uyumlu biçimde planlanmasının önem taşıdığı vurgulanmaktadır.

Sivil Toplum Kuruluşlarının Değerlendirmeleri

Çevre ve iklim alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları tarafından yapılan değerlendirmelerde, NDC 3.0'ın mutlak emisyon azaltımı içermemesi, bağlayıcı ara hedefler ve kömürden çıkış takvimi sunmaması ortak eleştiri başlıkları arasında yer almaktadır. Bu kapsamda Greenpeace Türkiye, WWF-Türkiye, Avrupa İklim Eylem Ağı Türkiye, Hukuk, Doğa ve Toplum Vakfı, TEMA Vakfı, İklim Ağı ve TEPAV; iklim politikalarının yalnızca emisyon azaltımı perspektifiyle değil, ekonomik öngörülebilirlik, doğa koruma, gıda güvenliği ve afet riskleriyle birlikte bütüncül biçimde ele alınması gerektiğini vurgulamaktadır.

Sivil toplum değerlendirmelerinde ayrıca, iklim politikalarının toplumsal etkilerinin ve adil geçiş 4 boyutunun yeterince ele alınmadığı; bu durumun, iklim politikalarının toplumsal kabulünü zayıflatabileceği yönünde değerlendirmeler de yer almaktadır.

Genel Değerlendirme

Bütüncül olarak değerlendirildiğinde, akademik çevreler, uluslararası değerlendirme kuruluşları ve sivil toplum örgütlerinin eleştirileri, NDC 3.0 belgesinin mevcut haliyle iddia düzeyi, metodolojik şeffaflık, politika tutarlılığı ve uygulanabilirlik bakımından önemli tartışmalar barındırdığını ortaya koymaktadır. Ara dönem emisyon seyrinin netleştirilmesi, fosil yakıtlardan çıkışa ilişkin bağlayıcı politika sinyallerinin verilmesi ve hedefler ile uygulama araçları arasındaki ilişkinin güçlendirilmesinin, Türkiye'nin uluslararası iklim rejimi içindeki konumu ve güvenilirliği açısından belirleyici olacağı değerlendirilmektedir.

Bu çerçevede, Türkiye'nin COP31'e ev sahipliği yapacak olması, NDC 3.0 belgesine yönelik değerlendirmelerin önemini daha da artırmaktadır. COP31 ev sahipliği, Türkiye'nin uluslararası iklim rejimi içindeki konumunu güçlendirme ve iklim politikalarına ilişkin güvenilirliğini pekiştirme potansiyeli taşımakla birlikte, aynı zamanda ulusal hedefler ile fiili politika uygulamaları arasındaki uyumun daha yakından izleneceği bir dönemi de beraberinde getirmektedir.

Bu bağlamda, COP31 süreci yalnızca diplomatik bir görünürlük alanı olarak değil; ara dönem emisyon seyrinin netleştirilmesi, fosil yakıtlardan çıkışa ilişkin açık ve bağlayıcı politika sinyallerinin verilmesi ve NDC hedeflerinin uygulanabilir politika araçlarıyla desteklenmesi açısından da kritik bir eşik olarak değerlendirilmektedir. Akademik çevreler ve sivil toplum tarafından dile getirilen eleştirilerin bu süreçte dikkate alınması, Türkiye'nin uluslararası iklim rejimi içinde güvenilir, öngörülebilir ve sorumluluk üstlenen bir aktör olarak konumlanması açısından belirleyici olacaktır.

Footnotes

1) https://www.tepav.org.tr/tr/yayin/s/2130

2) https://www.iklimhaber.org/turkiyenin-yeni-iklim-hedefi-ile-emisyonlar-artmaya-devam-edecek/

3) https://iklimagi.org/hedef-varsa-hayat-var/

4) https://lemonchiffon-goldfinch-775441.hostingersite.com/iklim-agindan-2025-iklim-karnesi/

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

[View Source]

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More