ÖZET
Bu çalışmada, 7201 sayılı Tebligat Kanunu (“TK”) ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik (“Yönetmelik”) hükümleri çerçevesinde usulsüz tebligat kavramı, Yargıtay’ın güncel içtihatları doğrultusunda incelenmiştir. Tebligatın, hukuki dinlenilme hakkı ve adil yargılanma hakkının ayrılmaz bir parçası olduğu; usul süz tebligatın ise savunma hakkını doğrudan etkileyen, sürelerin başlangıcını değiştiren ve yargılamanın seyrini zedeleyen sonuçlar doğurduğu ortaya konulmuştur. Çalışmada özellikle; muhatabın adres araştırması yapılmak sızın doğrudan 21/2’ye göre tebligat yapılması, şirketlere yapılan tebligatlarda yetkili kişiye ulaşılamaması halinde izlenmesi gereken usul, mernis adresine yapılan tebligatlar, komşuya haber verilmemesi, tebliğ mazbatasındaki ek siklikler gibi Yargıtay kararlarına yansıyan usulsüzlük halleri değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, usulsüz tebligatın mutlak butlan değil öğrenme tarihine bağlanan nispi bir sonuç doğurduğu ancak uygulamada ciddi hak kayıpları na yol açabildiği vurgulanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Usulsüz Tebligat, Tebli gat Kanunu, Hukuki Dinlenilme Hakkı, Yargıtay İçtihatları, Savunma Hakkı, Sürelerin Başlangıcı.
GİRİŞ
Tebligat, yargılamanın ve icra takiplerinin sağlıklı şekilde yürütülebilmesi için tarafların ya pılan işlemlerden haberdar edilmesini sağlayan temel bir usul işlemidir. Hukuki dinlenilme hakkı ve savunma hakkı ancak usulüne uygun bir tebli gat ile fiilen ve efektif şekilde kullanılabilecektir. Bu yönüyle tebligat, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının hukuk uygulamasındaki görünümüdür.
Usulsüz tebligat ise, kanunda öngörülen şekil ve usul şartlarına uyulmaksızın yapılan ve bu nedenle hukuki sonuç doğurması tartışmalı hale gelen teb ligattır. Özellikle icra takiplerinde ödeme emrinin usulsüz tebliği, borçlunun itiraz süresini; dava dos yalarında ise kararın usulsüz tebliği, kanun yolu sürelerini doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle usulsüz tebligat, salt teknik bir usul meselesi değil maddi hukuki sonuçları olan kritik bir kurumdur.
Bu çalışmada, usulsüz tebligatın hukuki ni teliği, Yargıtay’ın güncel kararları çerçevesinde hangi hallerin usulsüz kabul edildiği ve usulsüz tebligatın hukuki sonuçları incelenecektir.
1. USULSÜZ TEBLİGAT KAVRAMI VE HUKUKİ NİTELİĞİ
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi uyarınca, tebliğ usulsüz yapılmış olsa dahi mu hatap tebliği öğrenmiş ise tebligat geçerli sayılır ve öğrenme tarihi tebliğ tarihi kabul edilir. Bu hüküm, usulsüz tebligatın mutlak butlanla sakat olmadığını, nispi nitelikte bir geçersizlik reji mine tabi olduğunu göstermektedir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre usulsüz tebligat, “ka nunda öngörülen şekil şartlarına uyulmaksızın yapılan tebligat”tır. Ancak her şekil eksikliği usulsüzlük sonucunu doğurmaz; eksikliğin savunma hakkı nı etkileyecek nitelikte olması gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun karar larında da vurgulandığı üzere, tebligat hü kümleri şekli nitelikte olmakla birlikte huku ki dinlenilme ve adil yargılanma hakkının bir yansıması olarak kamu düzeniyle yakından ilgilidir. Bu nedenle tebligat işlemlerinde ka nunda öngörülen prosedüre sıkı sıkıya bağlı kalınması zorunludur.
2. YARGITAY KARARLARI IŞIĞINDA USULSÜZ TEBLİGAT HALLERİ
a. Adres Araştırması Yapılmaksızın 21/2’ye Göre Tebligat
TK’nın 21/2. maddesi uyarınca, muhatabın adres kayıt sistemindeki adresine yapılan tebligatlarda belirli şartlar altında kapıya yapıştırma suretiyle tebligat mümkündür. Ancak Yargıtay, doğrudan bu yönteme baş vurulmasını hukuka aykırı bulmaktadır.
Yargıtay 12. HD. K.2017/1346 T. 7.2.2017 E.2016/9795,
“7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. mad desi gereğince tebligat yapılabilmesi için, tebliği çıkaran mercice tebligat çıkarılan adresin mu hatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğu belirtilerek bu adrese Kanun’un 21/2. maddesi ne göre tebligat yapılacağına dair tebliğ evrakı üzerine kayıt düşülmesi zorunludur. Tebligatı çıkaran mercii tarafından söz konusu şerh ve rilmeden dağıtıcı tarafından 21/2. maddeye göre tebliğ işlemi yapılamaz.”
Yargıtay’ın güncel kararlarında, muhatabın bilinen en son adresine normal tebligat çıkarılma dan ve adres araştırması yapılmadan doğrudan 21/2’ye göre tebligat yapılmasının usulsüz olduğu açıkça ifade edilmiştir. Bu yaklaşım, 21/2’nin istis nai bir düzenleme olduğu ve genişletici yorumla namayacağı ilkesine dayanmaktadır.
b. Komşuya Haber Verilmemesi
TK’nın 21. maddesi uyarınca, kapıya yapış tırma suretiyle yapılan tebligatlarda kom şuya haber verilmesi zorunludur. Yargıtay, tebliğ mazbatasında komşuya haber veril diğine ilişkin açık bir şerh bulunmamasını usulsüzlük sebebi saymaktadır.
Yargıtay Kararı - 12. HD., E. 2014/22429 K. 2015/276 T. 12.1.2015
“Somut olayda, örnek 7 numaralı ödeme em rinin, borçluya 06.5.2014 tarihinde gösterilen adreste kimse bulunmaması, adresin kapalı olması sebebiyle muhatabın en yakın komşu sundan sorulmuş, isim vermeyen komşunun sözlü beyanında muhatabın geçici olarak çar şıya gittiğinin beyan edilmesi üzerine tebliğ zarfı.....Muhtarı’na teslim edilerek 2 nolu ha ber kağıdı muhatabın kapısına yapıştırılarak isim vermeyen en yakın komşuya haber ve rilmiştir” şerhiyle Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Görüldüğü üzere şikayetçi borçlu adına çı kartılan tebligatta, beyanı alınan ve haber bı rakılan komşunun kim olduğuna dair hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Tebliğ tutanağında komşunun isimden imtina ettiğine ilişkin şerh mevcut ise de bu şerh, yapılan tebligatı usulüne uygun hale getirmez.
Yargıtay’a göre, “komşuya haber verildi” şek linde soyut bir ifade yeterli olmayıp komşunun adı ve soyadının yazılması gerekir. Görüldüğü üzere komşu tarafından isim verilmekten imtina edilmiş olduğunun şerh olarak düşülmesi de ye terli olmayıp komşunun isminin işlenmesi bir zo runluluk olarak tanımlanmıştır. Bu durumda isim vermekten imtina eden komşu haricinde başka komşular bulunması gerekecek ve isimleri tebli gat mazbatasının üstüne şerh olarak düşülecektir. Aksi halde tebligatın şekli şartı eksik sayılmakta ve usulsüz tebligat olarak nitelendirilmektedir.
c. Şirketlere Yapılan Tebligatlarda Yetki li Kişi Sorunu
Tüzel kişilere yapılacak tebligatlarda ön celikle temsil ve ilzama yetkili kişiye ula şılması gerekir. Yargıtay, şirket çalışanına yapılan tebligatlarda, yetkili kişiye ulaşı lamadığına dair açıklama bulunmamasını usulsüzlük nedeni kabul etmektedir.
Yargıtay, 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/10271, K. 2012/13410, T. 16.10.2012:
“Davalılar, tüzel kişiliği haiz ticari şirket olup Tebligat Yasası’nın 12-13, Tebligat Tü züğünün 17-18. maddeleri tüzel kişilere ya pılacak tebligat usulünü düzenlemiştir. Anı lan madde hükümlerine göre tebligatın tüzel kişinin yetkili temsilcisine yapılması, yetkili temsilcinin herhangi bir sebeple orada bulun maması veya evrakı bizzat alamayacak bir halde olması durumunda tebliğin tüzel kişi nin memur ve müstahdemlerinden birine ya pılması gerekir. Tebligat yetkili temsilci yerine Kanunda belirtilen sıralı kişilere yapılmışsa bunun nedenlerinin tebligat mazbatasına açıkça yazılması gerekir. Olayımızda, hüküm davalı şirketlerin yetkili temsilcilerinin orada olup olmadığı veya tebligatı alacak durumda olup olmadıkları belirtilmeksizin çalışana yapılmıştır. Bu durumda yapılan tebliğ işlemi usulsüz olup hükmün davalılara yöntemine uygun şekilde tebliğ edilerek temyiz süresinin beklenilmesi ve ondan sonra temyiz inceleme si yapılmak üzere dosyanın mahalline GERİ ÇEVRİLMESİNE, 16.10.2012 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.”
Özellikle tebliğ mazbatasında “yetkili bulu namadı” ibaresi yer almaksızın doğrudan perso nele tebligat yapılması halinde, Yargıtay tebligatı geçersiz saymaktadır. Bu yaklaşım, tüzel kişilerin savunma hakkının korunmasına yöneliktir.
d. Tebliğ Mazbatasındaki Eksiklikler
Yargıtay kararlarında, tebliğ mazbatasının kanunda öngörülen unsurları taşımasının zorunlu olduğu belirtilmektedir. Tebliğ ta rihi, teslim alan kişinin kimliği, imzası ve sıfatı gibi unsurların eksikliği usulsüzlük sonucunu doğurmaktadır.
Yargıtay, 12. Hukuk Dairesi, E. 2018/2747, K. 2018/5580, T. 31.05.2018
“Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin, Tebliğ mazbatasında bulunması gereken bilgiler ve tanzimi başlıklı 35/1. madde sinde ise; “Tebliğ bir mazbata ile belgelendirilir. Bu mazbatanın .....e) Tebliğ tarihini.... içermesi gerekir” düzenlemesi yer almaktadır…Somut olayda, borçlu şirkete tebliğ edilen, şikayet ko nusu icra emrini içerir tebliğ mazbatasında tebliğin ne zaman yapıldığı belirtilmediğinden, anılan tebliğ yukarıda anılan düzenlemelere göre usulsüzdür.”
Yargıtay’a göre, tebliğ mazbatası resmî belge niteliğindedir ve içeriği açık, denetlenebilir ve tereddütsüz olmalıdır. Bu nedenle Tebligat Ka nunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin, Tebliğ mazbatasında bulunması gereken bilgi ler ve tanzimi başlıklı 35/1. maddesi uyarınca öngörülen şekil şartı unsurlarından herhangi birisinin eksik veya çelişkili olması, tebligatın geçerliliğini ortadan kaldıracak ve usulsüz teb ligat niteliğine kavuşturacaktır.
3. USULSÜZ TEBLİGATIN HUKUKİ SONUÇLARI
Usulsüz tebligatın en önemli sonucu, sürele rin öğrenme tarihinden itibaren işlemeye baş lamasıdır. TK m.32 uyarınca muhatap, tebligatı fiilen öğrendiğini ispat ederse süre bu tarihten itibaren başlar.
Yargıtay uygulamasında, borçlunun icra dos yasını incelemesi, ödeme yapması veya dosyada işlem yapması öğrenme tarihi olarak kabul edile bilmektedir. Ancak öğrenme tarihi somut olayın özelliklerine göre belirlenmektedir.
Usulsüz tebligat, kesinleşme sürecini de etki ler. Usulsüz tebliğ edilen bir karar şeklen kesin leşmiş görünse dahi kanun yolu süresi öğrenme tarihinden itibaren işlemeye başlayacaktır. Bu du rum, özellikle icra edilebilirlik bakımından büyük önem taşır.
Bununla birlikte, usulsüz tebligatın iptal davasına konu edilmesi zorunlu değildir. Tebli gatın usulsüzlüğü her aşamada ileri sürülebilir ve mahkemece re’sen gözetilebilir. Bu çerçeve de adil yargılanma hakkı, herhangi bir sebeple hakkında işlem yapıldığını bilmeyen davalı veya borçlular açısından yargılamanın her aşamasın da sağlanmış olacaktır.
SONUÇ
Tebligat, yargılamanın teknik bir unsuru gibi görünmekle birlikte, savunma hakkının ve adil yargılanma ilkesinin güvencesidir. Usulsüz tebligat ise, sürelerin başlangıcını değiştiren, kesinleşmeyi etkileyen ve kimi zaman yargılamanın tüm seyrini değiştirebilen ciddi sonuçlar doğurmaktadır.
Yargıtay’ın güncel içtihatları, tebligat hüküm lerinin şekli değil hak koruyucu bir anlayışla yo rumlanması gerektiğini ortaya koymaktadır. Özel likle 21/2 uygulaması, şirketlere yapılan tebligatlar ve tebliğ mazbatasındaki eksiklikler bakımından yüksek hassasiyet gösterildiği görülmektedir.
Uygulamada sıkça karşılaşılan hatalar dik kate alındığında, tebligat işlemlerinin hem icra müdürlükleri hem de mahkemeler nezdinde titizlikle yürütülmesi gerektiği açıktır. Aksi halde, şeklen yapılmış görünen bir tebligat dahi hukuki sonuç doğurmayacak ve ciddi hak kayıplarına yol açacaktır.
Sonuç olarak, usulsüz tebligat, yalnızca usul hukuku meselesi değil doğrudan temel haklarla bağlantılı bir kurumdur. Bu nedenle hem uygula yıcıların hem de avukatların Yargıtay içtihatlarını yakından takip etmeleri büyük önem taşımaktadır.
The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.
[View Source]