- within Insolvency/Bankruptcy/Re-Structuring, Environment and Real Estate and Construction topic(s)
Denizcilik sektörü, küresel ticaretin en kritik damarlarından biri olarak 2026 yılı itibarıyla daha korumacı ve uluslararası standartlarla daha uyumlu bir hukuk zeminine oturmuştur. Bu değişimin en önemli yapı taşlarından biri, Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 32489 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan tarihi iptal kararıdır. Esenyel Partners olarak, bu gelişmeyi sadece hukuki bir metin değişikliği olarak değil, deniz çalışanlarının sosyal haklarının anayasal güvenceye alınması olarak değerlendirmekteyiz.
AYM Kararının Hukuki Temelleri ve İptal Gerekçesi
Anayasa Mahkemesi (AYM), 854 sayılı deniz iş Kanunu’nun yıllık izin haklarını düzenleyen 40 maddesinin yedinci fıkrasının Anayasa’nın 50. maddesine aykırı olduğuna hükmetmiştir. İptal edilen bu düzenleme, gemi adamının hizmet akdinin Kanun’un 14. Maddesinin II, III ve IV bentleri uyarınca sona ermesi hâlinde kullanılmayan yıllık izin ücretinin ödeneceği öngörülmekteydi. Bu düzenleme nedeniyle 14. Maddenin I. Bendi kapsamında feshedilen sözleşmelerde gemi adamının hak ettiği ancak kullanmadığı yıllık izin ücretinin ödenmemesi sonucu doğmaktaydı.
Yüksek Mahkeme, yıllık iznin sadece bir dinlenme süresi değil, aynı zamanda iş akdi sonunda parasal değere dönüşen ekonomik bir değer olduğunu vurgulamıştır. Dolayısıyla, yıllık ücretli izni kullanmadan hizmet akdi sona eren her denizci için bu bedelin ödenmemesi, anayasal dinlenme hakkı ve mülkiyet hakkının ölçüsüzce ihlali olarak kabul edilmiştir.
İş Kanunu ve Basın İş Kanunu ile Sağlanan Hukuki Paralellik
Hukuk sistemimizde adalet ve eşitlik ilkeleri gereği, benzer iş ilişkilerinin benzer haklarla korunması esastır. İş kanunu ve basın iş kanunu kapsamındaki hizmet ilişkilerinde, işçinin kusuru ne olursa olsun birikmiş izin ücretleri kendisine ödenmektedir. Deniz İş Kanunu içinde yer alan eski kısıtlayıcı hüküm, deniz çalışanlarını diğer sektör çalışanlarına göre dezavantajlı bir konuma itmekteydi.
AYM kararı ile bu eşitsizlik ortadan kaldırılmış ve deniz iş kanunu hükümleri modern iş hukukunun genel ilkeleriyle uyumlu hâle getirilmiştir. 2026 yılında yerleşik hâle gelen bu içtihat sayesinde, gemi adamının sözleşmesi feshedildiğinde, feshin “haklı” veya “haksız” olmasına bakılmaksızın yıllık izin ücretini talep etmesi mutlak bir yasal hak hâline gelmiştir.
2026 Güncelinde Deniz İş Hukuku ve MLC Uygulamaları
Günümüzde deniz iş hukuku sadece ulusal kanunlarla değil, MLC 2006 gibi uluslararası sözleşmelerle de şekillenmektedir. 2026 yılındaki güncel uygulamalarda, yıllık izin alacakları işçinin en temel güvencesi olarak kabul edilmektedir. İlgili fıkrasının iptali sonrası yürürlüğe giren süreçte, maddenin yeni yorumu uyarınca işverenler artık maddesinin 7 fıkrası hükmüne dayanarak ödemeden kaçınamamaktadır.
Esenyel Partners çatısı altında yürüttüğümüz uyuşmazlık çözümlerinde, 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde kullanılmayan yıllık izin ücretini işverenden talep eden her gemi adamının davasının anayasal zeminle desteklendiğini görmekteyiz. Maddesinin içeriğinde yapılan bu köklü değişiklik, denizcilik sektöründeki iş barışını da olumlu yönde etkilemiştir.
Esenyel Partners’ın Değerlendirmesi ve İşverenler İçin Tavsiyeler
2026 yılı itibarıyla denizcilik şirketlerinin (donatanların), fesih süreçlerini ve bordro yönetimlerini bu iptal kararı ışığında revize etmeleri yasal bir zorunluluktur. Yıllık ücretli izin alacakları, artık feshin haklılığına bir “ceza” olarak eklenemez. Şirketlerin, çalışanları ile imzaladıkları hizmet akitlerinde yer alan ve maddenin eski hâline atıfta bulunan geçersiz maddeleri temizlemeleri, olası idari para cezalarının önüne geçecektir.
Fıkrası iptal edilen bu düzenlemenin ardından, deniz iş kanunu kapsamında 6 aylık kıdemini dolduran her gemi adamlarının yıllık ücretli izin hakkı anayasal bir dokunulmazlık kazanmıştır. Bu yeni dönemde, hem işverenlerin hem de çalışanların hak kaybına uğramaması için güncel mevzuat takibi hayati önem taşımaktadır.
The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.
[View Source]