- with readers working within the Media & Information and Retail & Leisure industries
Özet: İşverenler tarafından 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununa göre çalışanlara ödenen sendikal tazminatının vergilendirilmesi konusunda uygulamada Vergi İdaresinin görüşünün aksine veya lehine görüşler ve yargı kararları bulunmaktadır. Bu çalışmamızda, işverenler tarafından çalışanlara ödenen sendikal tazminatının gelir vergisinden istisna olup olmadığı konusu incelenmiştir.
Anahtar kelimeler: Ücret, vergi tevkifatı, 6356 sayılı Kanun, sendikal tazminatı, vergiden istisna tazminatlar.
1. Giriş
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununa göre ücret; işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar (hizmet karşılığının mal olarak verilmesi) ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen (konut, araç sağlanması vb.) menfaatlerdir. Ücretin; ödenek, tazminat, kasa tazminatı (mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık ilişkisi niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması ücretin niteliğini değiştirmez.
Ücret gelirlerinin vergilendirilmesinde, işveren tarafından yapılan maaş ödemesinin yanı sıra aynı dönemde yapılan ve ücret olarak değerlendirilen prim, ikramiye, huzur hakkı, mesai ücreti, döner sermaye ücreti, ek ders ücreti gibi ödemeler de dikkate alınmak suretiyle kümülatif matrah esas alınarak vergilendirme yapılmaktadır. Yine işverenler tarafından çalışanlara ödenen tazminat ve yardımlarda gelir vergisinden istisna değilse ücret matrahına dahil edilmektedir. İlgili dönemlerde uygulanan indirim ve istisnalar bu ödemelerin toplamına bir kez uygulanmaktadır.
2. Gelir Vergisinden İstisna Edilen Tazminat Ve Yardımlar
İşverenler tarafından çalışanlara yapılan ücret ve ücret kapsamındaki ödemeler üzerinden, 193 sayılı GVK’nın 61, 62, 63, 94, 103 ve 104. madde hükümlerine göre yapılan gelir vergisi kesintileri ilgili vergi dairesine muhtasar ve prim hizmet beyannamesi ile beyan edilerek ödenmektedir.
Ancak, işverenler tarafından hizmet erbabına yapılan ücret ve ücret kapsamındaki birçok ödeme ya tamamen vergiden istisna edilmiştir ya da belli bir tutara kadar vergiden istisna edilmiştir. Ücret istisnaları GVK’nın 23. maddesinde ve kendi özel kanunlarında belirtilmiştir. Çalışanlara ödenen tazminat yardımlardan vergiden istisna olanlarda Gelir Vergisi Kanunu’nun 25. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, gelir vergisinden istisna edilen tazminat ve yardımlar şöyledir;
- Ölüm, engellilik ve hastalık sebebiyle verilen tazminat ve yardımlar ile 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu uyarınca ödenen işsizlik ödeneği ve 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa göre ödenen işe başlatmama tazminatı,
- Muhtaç olanlara belli bir süre için veya hayat kaydıyla yapılan yardımlar (Asker ailelerine yapılan yardımlarla hayır derneklerinin ve yardım sandıklarının yardımları mutlak olarak bu istisnaya girerler),
- Kanunla kurulan emekli sandıkları ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20. maddesinde belirtilen sandıklar tarafından, kendilerine zat aylığı bağlananlara aylıkları dışında, kanunları veya statüleri gereğince verilen emekli, dul, yetim ve evlilik ikramiyeleri veya iade olunan mevduatı ve sürelerini doldurmamış bulunanlarla dul ve yetimlerine toptan ödenen tazminatlar (506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20. maddesinde belirtilen sandıklar tarafından ödenen tazminat, yardım ve toptan ödemeler en yüksek Devlet memuruna çalışılan süreye bağlı olarak ödenen tutardan fazla ise aradaki fark ücret olarak vergiye tâbi tutulur. Bu mukayesede gerek muhtelif sandıklardan gerek aynı sandıktan muhtelif zamanlarda yapılan ikramiye, tazminat ve toptan ödemeler topluca dikkate alınır.),
- Hizmet erbabına ödenen çocuk zamları (Bu zamlar devletçe verilen miktarları aştığı takdirde, fazlası vergiye tabi tutulur.),
- Evlenme ve doğum münasebetiyle hizmet erbabına yapılan yardımlar (Bu istisna hizmet erbabının iki aylığına veya buna tekabül eden gündeliklerinin tutarına kadar olan yardım kısmına uygulanır.),
- Sosyal sigorta kurumları tarafından sigortalılara yapılan ödemeler,
- 25/8/1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanunu ve 20/4/1967 tarihli ve 854 sayılı Deniz İş Kanununa göre ödenmesi gereken kıdem tazminatlarının tamamı ile 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanuna göre ödenen kıdem tazminatlarının hizmet erbabının 24 aylığını aşmayan miktarları (Hizmet ifa etmeksizin ödenen ücretler tazminat sayılmaz.),
Hizmet erbabının tabi olduğu mevzuata göre yukarıda belirtilen istisna tutarının hesabında dikkate alınmak şartıyla, hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra; karşılıklı sonlandırma sözleşmesi veya ikale sözleşmesi kapsamında ödenen tazminatlar, iş kaybı tazminatları, iş sonu tazminatları, iş güvencesi tazminatları gibi çeşitli adlar altında yapılan ödemeler ve yardımlar (Bu bendin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.),
- Genel olarak nafakalar (Alanlar için),
- Yardım sandıkları tarafından statüleri gereğince kendi üyelerine ölüm, engellilik, hastalık, doğum, evlenme gibi sebeplerle yapılan yardımlar,
- Yabancı ülkelerde bulunan sosyal güvenlik kurumları tarafından ödenen emekli, dul, yetim ve evlenme ikramiyeleri veya iade olunan mevduat, sürelerini doldurmamış bulunanlarla, dul ve yetimlerine toptan ödenen tazminat ve yardımlar.
3. 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununa Göre Ödenen Sendikal Tazminat
6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun “Sendika özgürlüğünün güvencesi” başlıklı 25. maddesinde yer alan hükümlere göre;
- İşçilerin işe alınmaları; belli bir sendikaya girmeleri veya girmemeleri, belli bir sendikadaki üyeliği sürdürmeleri veya üyelikten çekilmeleri veya herhangi bir sendikaya üye olmaları veya olmamaları şartına bağlı tutulamaz.
- İşveren, bir sendikaya üye olan işçilerle sendika üyesi olmayan işçiler veya ayrı sendikalara üye olan işçiler arasında, çalışma şartları veya çalıştırmaya son verilmesi bakımından herhangi bir ayrım yapamaz. Ücret, ikramiye, prim ve paraya ilişkin sosyal yardım konularında toplu iş sözleşmesi hükümleri saklıdır.
- İşçiler, sendikaya üye olmaları veya olmamaları, iş saatleri dışında veya işverenin izni ile iş saatleri içinde işçi kuruluşlarının faaliyetlerine katılmaları veya sendikal faaliyette bulunmalarından dolayı işten çıkarılamaz veya farklı işleme tabi tutulamaz.
- İşverenin yukarıdaki fıkralara aykırı hareket etmesi hâlinde işçinin bir yıllık ücret tutarından az olmamak üzere sendikal tazminata hükmedilir.
- Sendikal bir nedenle iş sözleşmesinin feshi hâlinde işçi, 4857 sayılı Kanunun 20 ve 21 inci madde hükümlerine göre dava açma hakkına sahiptir. İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğinin tespit edilmesi hâlinde, 4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesine göre işçinin başvurusu, işverenin işe başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın sendikal tazminata karar verilir. Ancak işçinin işe başlatılmaması hâlinde, ayrıca 4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen tazminata hükmedilmez. İşçinin 4857 sayılı Kanunun yukarıdaki hükümlerine göre dava açmaması ayrıca sendikal tazminat talebini engellemez.
- İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiği iddiası ile açılacak davada, feshin nedenini ispat yükümlülüğü işverene aittir. Feshin işverenin ileri sürdüğü nedene dayanmadığını iddia eden işçi, feshin sendikal nedene dayandığını ispatla yükümlüdür.
- Fesih dışında işverenin sendikal ayrımcılık yaptığı iddiasını işçi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak işçi sendikal ayrımcılık yapıldığını güçlü biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren davranışının nedenini ispat etmekle yükümlü olur.
- Yukarıdaki hükümlere aykırı olan toplu iş sözleşmesi ve iş sözleşmesi hükümleri geçersizdir.
- İşçinin iş kanunları ve diğer kanunlara göre sahip olduğu hakları saklıdır.
Yukarıda yer alan hükümlere göre sendikal tazminat, işe başlamama koşuluna bağlı değildir. İşçinin 4857 sayılı Kanunun yukarıdaki hükümlerine göre dava açmaması ayrıca sendikal tazminat talebini engellemez. Bu hükümlere göre, sendikal tazminat ile işe başlatmama tazminatının birbirinden farklı ve bağımsız iki tazminat olduğu ortaya çıkmaktadır.
4857 sayılı Kanunun 21. maddesine göre işçinin başvurusu, işverenin işe başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın sendikal tazminata karar verilir. Ancak, işçinin işe başlatılmaması hâlinde, ayrıca 4857 sayılı Kanunun 21. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen tazminata hükmedilmez. Ayrıca, sendikal tazminatta zaman aşımı süresi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesi uyarınca 10 yıldır.
4. Sendikal Tazminatın Vergiden İstisna Olduğuna İlişkin Gelir İdaresinin Görüşleri
Bu konuda vergi uzmanlarının farklı görüşleri ve yargı kararları mevcut bulunmaktadır. Görüşlerin çoğunda, Gelir Vergisi Kanunu’nun 25. maddesinde yer alan istisnalar arasında sendikal tazminat bulunmadığından ve çeşitli Yargıtay Kararlarında da söz konusu tazminattan vergi kesilmesi gerektiğine hükmedildiğinden, sendikal tazminattan gelir vergisi kesilmesi gerektiği belirtilmektedir.
Konu hakkında Gelir İdaresine yapılan bir özelge başvurusunda, sendikal tazminattan gelir vergisi kesintisi yapılıp yapılmayacağı hususunda bilgi talep edilmesi üzerine verilen cevapta; Gelir Vergisi Kanununun 61. maddesindeki ücretin tanımı, 25. maddesindeki vergiden istisna edilen tazminat ve yardımlardan bahsedilmiş ve 94/1. maddesindeki numaralı bendine göre de hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61. maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104. maddelere göre gelir vergisi tevkifatı yapılması gerektiği açıklanmıştır. Özelgenin devamında aşağıdaki açıklamalar yapılmıştır.
Öte yandan, 4857 sayılı İş Kanununun "Geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları" başlıklı 21 inci maddesinde "İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur.
Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğine karar verdiğinde, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirler. Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir.
…Bu maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri sözleşmeler ile hiçbir suretle değiştirilemez; aksi yönde sözleşme hükümleri geçersizdir." hükmü yer almıştır.
Diğer taraftan, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun "Sendika özgürlüğünün güvencesi" başlıklı 25. maddesinde; "… (4) İşverenin fesih dışında yukarıdaki fıkralara aykırı hareket etmesi hâlinde işçinin bir yıllık ücret tutarından az olmamak üzere sendikal tazminata hükmedilir.
(5) Sendikal bir nedenle iş sözleşmesinin feshi hâlinde işçi, 4857 sayılı Kanunun 18, 20 ve 21 inci madde hükümlerine göre dava açma hakkına sahiptir. İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğinin tespit edilmesi hâlinde, 4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesine göre işçinin başvurusu, işverenin işe başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın sendikal tazminata karar verilir. Ancak işçinin işe başlatılmaması hâlinde, ayrıca 4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen tazminata hükmedilmez. İşçinin 4857 sayılı Kanunun yukarıdaki hükümlerine göre dava açmaması ayrıca sendikal tazminat talebini engellemez." hükmüne yer verilmiştir.
Bu hükümlere göre, 6356 sayılı Kanunun 25/4-5 maddesi kapsamında ödenen sendikal tazminatın, iş sözleşmesinin sendikal nedenlerle iptal edilmesi üzerine mahkeme tarafından işlemin iptaline karar verilmesi sonucu, işveren tarafından işe başlatılmayan işçilere ödenen bir tazminat olması ve 4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesinde yer alan işe başlatmama tazminatının sendikal tazminat alanlara ödenmediği göz önüne alındığında, söz konusu tazminatın işe başlatmama tazminatı ile aynı mahiyette bir ödeme olduğunun kabulü gerekmektedir.
Buna göre, ödenmesi öngörülen sendikal tazminatın işe başlatmama tazminatı tutarına tekabül eden kısmının Gelir Vergisi Kanununun 25/1 inci bendi uyarınca işe başlatmama tazminatı olarak dikkate alınması ve bu çerçevede söz konusu tutarın gelir vergisinden istisna edilmesi, bu tutarı aşan kısmın ise gelir vergisine tabi tutulması gerekmektedir (İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının 31.12.2015 tarih ve 62030549-120[25-2015/442]-109343 31 sayılı özelgesi).
Yine Gelir İdaresinin sendikal tazminat ödemesi ile ilgili olarak vermiş olduğu bir görüşünde ise; “…Buna göre, 6356 sayılı Kanunun 25/4-5 maddesi kapsamında ödenen sendikal tazminatın, iş sözleşmesinin sendikal nedenlerle iptal edilmesi üzerine mahkeme tarafından işlemin iptaline karar verilmesi sonucu, işveren tarafından işe başlatılmayan işçilere ödenen bir tazminat olması ve 4857 sayılı Kanunun 21. maddesinde yer alan işe başlatmama tazminatının sendikal tazminat alanlara ödenmediği göz önüne alındığında, söz konusu tazminatın işe başlatmama tazminatı ile aynı mahiyette bir ödeme olduğunun kabulü gerekmektedir.” denilmiştir (Kamil Özkan, İş Mevzuatına Göre Ödenen Tazminatların Vergilendirilmesi, Pegem Akademi, Eylül 2025 (Gelir İdaresi Başkanlığının 11.12.2019 tarih ve 173293 sayılı yazısı).
Gelir İdaresinin bu görüşlerine göre; ödenmesi öngörülen sendikal tazminatın işe başlatmama tazminatı tutarına tekabül eden kısmının Gelir Vergisi Kanununun 25/1. maddesi uyarınca işe başlatmama tazminatı olarak dikkate alınması ve bu çerçevede söz konusu tutarın gelir vergisinden istisna edilmesi, bu tutarı aşan kısmın ise gelir vergisine tabi tutulması gerekmektedir.
Bu durumda, işe başlatmama tazminatı en fazla hizmet erbabının 8 aylık ücreti kadar ödenebildiğinden, sendika tazminatı ödemesinin de 8 aylık ücret ödemesine isabet eden kısmının vergiden istisna edilmesi gerekir. Ayrıca, sendikal tazminat tutarından damga vergisi kesintisi yapılacak ancak 5510 sayılı Kanunun 80. madde kapsamında tanımlandığı şekilde ücret niteliğinde olmadığından, çalışana ödenen sendikal tazminat bedelleri üzerinden sosyal sigorta prim kesintisi yapılmayacaktır.
Gelir İdaresince verilen bir diğer özelgede ise; 6356 sayılı Kanunun 25/4-5 maddesi kapsamında ödenen sendikal tazminatın, iş sözleşmesinin sendikal nedenlerle iptal edilmesi üzerine mahkeme tarafından işlemin iptaline karar verilmesi sonucu, işveren tarafından işe başlatılmayan işçilere ödenen bir tazminat olması ve 4857 sayılı Kanunun 21'inci maddesinde yer alan işe başlatmama tazminatının sendikal tazminat alanlara ödenmediği göz önüne alındığında, söz konusu tazminatın işe başlatmama tazminatı ile aynı mahiyette bir ödeme olduğunun kabulü gerekmektedir.
Buna göre, ödenmesi öngörülen sendikal tazminatın işe başlatmama tazminatı tutarına tekabül eden kısmının Gelir Vergisi Kanununun 25'inci maddesinin 1'inci bendi uyarınca işe başlatmama tazminatı olarak dikkate alınması ve bu çerçevede söz konusu tutarın gelir vergisinden istisna edilmesi, bu tutarı aşan kısmın ise gelir vergisine tabi tutulması gerekmektedir (İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının 13.04.2018 Tarih ve 62030549-120[25-2018/421]-E.375482 Sayılı Özelgesi).
5. Sendikal Tazminatın Tamamının Vergiden İstisna Olduğuna İlişkin Bir Yargıtay Kararının Analizi
Sendikal tazminatının gelir vergisine tabi olduğu yönünde verilen kararların aksine söz konusu tazminatın tamamının gelir vergisinden istisna edilmesi gerektiği yönünde kararlar da mevcuttur.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 4.4.2023 tarih ve E. 2023/6357, K. 2023/4909 sayılı Kararında,
sendikal tazminatın tamamının gelir vergisinden istisna olduğu yönünde hüküm vermiştir. İşe başlatmama tazminatı gelir vergisi istisnaları arasında gösterilmiştir. İşe başlatmama tazminatından sadece damga vergisi kesilebilir. Sendikal tazminat iş güvencesi tazminatı niteliğindedir ve bu nedenle sendikal tazminatın tamamının gelir vergisinden muaf tutulması gerekir.
Söz konusu Yargıtay Kararında;
- 6356 Sayılı Kanunun "Sendika özgürlüğünün güvencesi" kenar başlıklı 25. maddesindeki yukarıda bahsettiğimiz hükümlerine yer verilmiş,
- Gelir Vergisi Kanunu'nun bu madde kapsamında yazılı tazminat ve yardımların gelir vergisinden müstesna olduğunu belirten 25. maddesinin yedinci fıkrasında yer alan: "b) Hizmet erbabının tabi olduğu mevzuata göre bu bendin (a) alt bendinde belirtilen istisna tutarının hesabında dikkate alınmak şartıyla, hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra; karşılıklı sonlandırma sözleşmesi veya ikale sözleşmesi kapsamında ödenen tazminatlar, iş kaybı tazminatları, iş sonu tazminatları, iş güvencesi tazminatları gibi çeşitli adlar altında yapılan ödemeler ve yardımlar (Bu bendin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir." hükmüne değinilmiş,
- Daha sonra 193 sayılı Kanun'un 61. maddesinde yer alan ücretin tanımına atıf yapılmış,
- Aynı konuda Danıştay 4. Dairesinin 18.03.2019 tarihli ve 2015/4655 Esas, 2019/2084 Karar sayılı ilâmına atıf yapılmıştır.
Anılan Kararın Değerlendirme bölümünde ise:
- 16.06.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5904 sayılı Kanun ile 193 sayılı Kanun'da değişiklik yapılmış ve işe başlatmama tazminatı gelir vergisi istisnaları arasında gösterilmiştir. Buna göre işe başlatmama tazminatından sadece damga vergisi kesilmesiyle yetinilmelidir.
- Uyuşmazlığa konu dava dosyalarında davacıların iş sözleşmelerinin feshi üzerine açtıkları işe iade davalarında feshin sendikal nedene dayandığı kabul edilerek işe iadelerine karar verildiği, davalı işverence işe başlatılmamaları üzerine işçilik alacaklarının tahsili için dava açtıkları, yapılan yargılamalar sonucunda sendikal tazminat alacağının gelir vergisi kesintisi yapılarak hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır.
- 6356 sayılı Kanun'un 25. maddesi kapsamında iş sözleşmesi sendikal nedenle feshedilen işçiye bir yıllık ücreti tutarından az olmamak üzere sendikal tazminat ödeneceği düzenlenmiştir. Aynı maddenin devamında işçinin başvurusu, işverenin işe başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın sendikal tazminata karar verileceği, ancak işçinin işe başlatılmaması hâlinde, ayrıca 4857 Sayılı Kanun'un 21. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen tazminata hükmedilemeyeceği belirtilmiştir. Bu düzenleme dikkate alındığında sendikal tazminatın da iş güvencesi tazminatı niteliğinde olduğunun kabulü gereklidir.
- Bu durumda 193 sayılı Kanunun 25. maddesi uyarınca sendikal tazminatın iş güvencesi tazminatı kapsamında değerlendirilmesi ve buna göre gelir vergisinden muaf tutulması gerektiği anlaşılmaktadır.
- Yapılan bu açıklamalara göre sendikal tazminatın gelir vergisinden muaf olup olmadığının değerlendirilmesi bakımından sendikal tazminatın tamamının gelir vergisinden muaf olduğunun kabulüyle uyuşmazlığın giderilmesi gerekir.
Sonuç olarak, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından 4.4.2023 tarihinde oybirliği ile verilen Kararda ilgili uyuşmazlığın, işe iade davası sonucunda hüküm altına alınan sendikal tazminat tutarının tamamının gelir vergisinden muaf olduğu yönünde giderilmesine hükmedilmiştir. Ancak, Gelir İdaresinin yukarıda yer alan görüşlerinde; işe başlatmama tazminatı ile sendikal tazminatın aynı mahiyette olduğu belirtilmiş ve bu nedenle sendikal tazminatın işe başlatmama tazminatına denk gelen kısmının vergiden istisna edilmesi gerektiği kalan kısmın ise vergiye tabi tutulması gerektiği belirtilmiştir.
6. Sendikal Tazminatında Gelir Vergisi Kesintisi Yapılması Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararları
İşverenler tarafından 6356 sayılı Kanuna göre çalışanlara ödenen sendikal tazminat üzerinden gelir vergisi kesintisi yapılması gerektiği yönünde yargı kararları mevcut bulunmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.05.2004 tarih ve E. 2004/9-255, K.2004/290 sayılı Kararında “Direnme kararında, "uygulamada Kıdem Tazminatından gelir vergisi düşülmediği ve lehe yorum ilkesi uyarınca Sendikal Tazminatında gelir vergisinden istisna tutulması gerektiği", belirtilmiş ise de; Kıdem Tazminatı Gelir Vergisi Kanunu'nun 25.maddesinin yedinci bendinde açıkça gelir vergisinden istisna edilmiş olup, sendikal tazminat yönünden bu konuda yasal bir düzenleme bulunmadığından, az yukarıda açıklanan ilkeler gereğince, genişletici yoruma gidilmesi mümkün değildir. Bu durumda; bilirkişi raporunda 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 31'nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca hesaplanan tazminat miktarından, gelir vergisinin indirilmesi zorunludur.” vurgulamaları yapılarak, sendikal tazminatın gelir vergisine tabi olduğu belirtilmiştir.
Yine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından verilen 28.03.2015 tarih ve E.2015/14318, K.2016/7407 sayılı Kararında; “İhbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, sendikal tazminat, ayrımcılık tazminatı, iş güvencesi tazminatı gibi ücret niteliğinde olmayan tazminat alacaklarında net tutar bulunurken, 5510 sayılı yasanın 80. maddesi uyarınca % 14 oranında sosyal güvenlik primi ve % 1 oranında işsizlik sigortası kesintisi yapılmaz, sadece vergi kesintisi (gelir vergisi ve damga vergisi) yapılır. Kıdem tazminatından ise ... işçi payı, ... işsizlik sigortası ve gelir vergisi kesintisi yapılmaz. Sadece damga vergisi kesilir. Ancak gazetecilerin 24 aylık kıdem süresini aşan kısım için hesaplanan kıdem tazminatı tutarı üzerinden gelir vergisi kesilmelidir. Gemi adamlarının hem tazminat niteliğindeki hem de ücret niteliğindeki alacaklarından ise gelir vergisi kesilmez. Bütün işçilik alacakları damga vergisine tabidir. Prim, ikramiye, ücret, boşta geçen süre ücreti gibi ücret niteliğindeki alacaklarda ise net tutar bulunurken, hem vergi kesintilerinin (gelir vergisi ve damga vergisi) hem de 5510 sayılı yasada düzenlenen prim (... primi işçi payı) ve işsizlik sigortası (...işsizlik sigortası primi) kesintisinin yapılması gerekir. Somut olayda; davacının sendikal tazminatı alacağından gelir vergisi kesintisi yapılmadan davacı lehine fazla alacağa hükmedilmesi hatalıdır.” benzer bir sonucuna ulaşılarak, açık bir biçimde sendikal tazminat üzerinden gelir vergisi kesintisi yapılması gerektiğini belirtilmiştir.
7. Sonuç
6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 25. maddesine göre işçinin sendikal bir nedenle ayırımcı bir davranışa maruz kalınması durumunda işverenin işçiye en az bir yıllık ücreti tutarından az olmamak üzere sendikal tazminata hükmedilmektedir.
Sendikal bir nedenle iş sözleşmesinin feshi hâlinde işçi, 4857 sayılı Kanunun 20 ve 21 inci madde hükümlerine göre dava açma hakkına sahiptir. İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğinin tespit edilmesi hâlinde, 4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesine göre işçinin başvurusu, işverenin işe başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın sendikal tazminata karar verilir. Ancak işçinin işe başlatılmaması hâlinde, ayrıca 4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen tazminata hükmedilmez.
193 sayılı GVK’nın 94/1.maddesine göre, işverenler tarafından hizmet erbabına ödenen ücretler ile ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.
Konuya ilişkin olarak lehte ve aleyhte birçok yargı kararı olmakla beraber, Gelir İdaresinin görüşlerine göre; işverenler tarafından çalışanlara ödenen sendikal tazminatın işe başlatmama tazminatı tutarına tekabül eden kısmının (8 aylık ücret ödemesine isabet eden kısmının) vergiden istisna edilmesi gerekir. Bu tazminatın GVK’nın 25/1. maddesi uyarınca işe başlatmama tazminatı olarak dikkate alınması ve bu çerçevede işe başlatmama tazminatı tutarına tekabül eden kısmının vergisinden istisna edilmesi, bu tutarı aşan kısmın ise gelir vergisine tabi tutulması gerekmektedir.
*Bu yazıda yapılan açıklamalar, tamamıyla yazarına ait olup, hiçbir şekilde yazarın çalıştığı kurumunu bağlamaz, kurumunun görüşü olarak kullanılamaz ve değerlendirilemez.
Footnotes
1 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 25, 61, 62, 63, 94, 103 ve 104. Maddeleri
2 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 25. Maddesi
3 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 20 ve 21. Maddeleri
4 Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 4.4.2023 Tarih ve E. 2023/6357, K. 2023/4909 Sayılı Kararı
5 Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.05.2004 Tarih ve E. 2004/9-255, K.2004/290 Sayılı Kararı
6 Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 28.03.2015 Tarih ve E.2015/14318, K.2016/7407 Sayılı Kararı
7 Kamil Özkan, İş Mevzuatına Göre Ödenen Tazminatların Vergilendirilmesi, Pegem Akademi, Eylül 2025 (Gelir İdaresi Başkanlığının 11.12.2019 Tarih ve 173293 Sayılı Yazısı)
8 İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının 31.12.2015 Tarih ve 62030549-120[25-2015/442]-109343 31 Sayılı Özelgesi
9 İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının 13.04.2018 Tarih ve 62030549-120[25-2018/421]-E.375482 Sayılı Özelgesi
The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.
[View Source]