ARTICLE
24 December 2025

Anayasa Mahkemesinin 22.07.2025 Tarihli Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 1. Maddesinin İptaline İlişkin Kararı Hakkında

TA
Tunca Attorney Partnership

Contributor

Established by Sidar Tunca in 2006, Tunca Attorney Partnership provides service with more than 70 employees to the clients operating in various national and international sectors. Tunca Attorney Partnership, having a trustworthy business network in Turkey, notably in Ankara, İstanbul and İzmir, offers consultancy service for international companies which are leaders in their sectors in almost every continent including especially Europe, Asia and the Middle East.

Tunca family continues to stand for the sophistication and preventive law service with its mission to educate young and idealist lawyers and provide occupation, and to create an understanding which contributes to an egalitarian, accessible and fair judicial system.

01.12.2025 tarihli Resmî Gazete'de, Anayasa Mahkemesi'nin 22.07.2025 tarihli ve 2024/24 Esas, 2025/164 Karar sayılı kararı ("Karar") yayımlanmıştır.
Turkey Real Estate and Construction
Sümeyya Erol’s articles from Tunca Attorney Partnership are most popular:
  • within Real Estate and Construction topic(s)
Tunca Attorney Partnership are most popular:
  • within Real Estate and Construction, Finance and Banking and Insurance topic(s)

GİRİŞ

01.12.2025 tarihli Resmî Gazete'de, Anayasa Mahkemesi'nin 22.07.2025 tarihli ve 2024/24 Esas, 2025/164 Karar sayılı kararı (“Karar”) yayımlanmıştır.

Söz konusu Karar ile, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 1. maddesi, Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı ile 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkına aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmiştir.

A. İptale Konu Düzenleme

İptal edilen 3095 sayılı Kanun'un 1. maddesi şu şekildedir:

Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu'na göre faiz ödenmesi gereken hâllerde miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık yüzde on iki oranı üzerinden yapılır.
Cumhurbaşkanı, bu oranı aylık olarak belirlemeye, yüzde onuna kadar indirmeye veya bir katına kadar artırmaya yetkilidir.

Bu hüküm uyarınca, 20.05.2024 tarihli ve 8465 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 01.06.2024 tarihinden itibaren  geçerli olmak üzere kanuni faiz oranı yıllık %24  olarak belirlenmiş ve söz konusu oran sözleşmeyle ayrıca bir oran belirlenmemiş olan tüm borç ilişkileri bakımından uygulanmıştır.

B. Anayasa'ya Aykırılık İncelemesinin Kapsamı ve Gerekçesi

Başvuruda özetle; faizin, alacaklının alacağını zamanında kullanamamasının karşılığı olduğu, özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde kanuni faiz oranı ile enflasyon oranı arasında ciddi farklar oluştuğu, bu nedenle mevcut düzenlemenin paranın değer kaybını telafi etmeye elverişli olmadığı ve alacaklıyı yeterince korumadığı gibi paranın değer kaybının önlenmesi bakımından da herhangi bir güvenceye yer verilmediği ileri sürülmüştür.

Mezkûr hükmün Anayasa'ya aykırılığı iddiasıyla yapılan başvuruda; düzenlemede öngörülen kanuni faiz oranının, sözleşmeden doğan borç ilişkilerinin yanı sıra haksız fiil, sebepsiz zenginleşme ve kamu hukukundan kaynaklanan borç ilişkileri bakımından da uygulanabilir nitelikte olduğu ileri sürülmüş; ancak Anayasa'ya aykırılık incelemesi, sözleşmeden kaynaklanmayan borç ilişkileriyle sınırlı olarak gerçekleştirilmiştir

1. Mülkiyet Hakkı Yönünden

Mahkeme; mülkiyet hakkının, ekonomik değer ifade eden ve parayla ölçülebilen tüm malvarlığı değerlerini kapsadığını, para alacaklarının ve bu alacaklara bağlı faizlerin de Anayasa'nın 35. maddesi kapsamında “mülk” teşkil ettiğini vurgulamıştır.

Paranın ekonomik bir değer olarak çeşitli ticari, sınai ve zirai faaliyetlerde kazanç sağlama potansiyeline sahip olduğu; yüksek enflasyonist dönemlerde ise alacaklının, alacağına geç kavuşması nedeniyle paranın reel değerinde hissedilir bir aşınmaya maruz kaldığı ifade edilmiştir. Bu durumun, mülkiyetin gerçek değerinde azalmaya yol açtığı değerlendirilmiştir.

Mahkeme'ye göre, alacağın hak kazanıldığı tarih ile fiilî ödeme tarihi arasında meydana gelen değer kaybını telafi edecek ölçüde bir faiz mekanizması, mülkiyet hakkının etkin korunmasının zorunlu bir unsurudur. Buna karşılık; enflasyon, döviz kuru, mevduat faizi ve kamu borçlanma araçlarının getirilerinin, kanuni faiz oranlarının çok üzerinde seyrettiği dönemlerde, mevcut düzenleme borçlu lehine, alacaklı aleyhine dengesiz bir sonuç doğurmaktadır. Bu durumun, özellikle yüksek enflasyonist ortamlarda alacaklının, alacağına geç kavuşması nedeniyle paranın reel değerinde makul sınırları aşan bir ekonomik kayba uğramasına yol açtığı; söz konusu kaybın kamu düzeni ile kişi ve toplum güvenliğini zedeleyici nitelik taşıdığı belirtilmiştir.

2. Etkili Başvuru Hakkı Yönünden

Anayasa Mahkemesi, etkili başvuru hakkının; bir temel hakkın ihlal edildiğini ileri süren kişilere, iddialarını makul, erişilebilir ve sonuç almaya elverişli idari veya yargısal yollarla ileri sürebilme imkânı tanıdığını hatırlatmıştır. Bu çerçevede, mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak devletin bu hakkın etkin biçimde korunması için gerekli koşulları sağlama yükümlülüğünün ne ölçüde yerine getirildiğinin değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Mahkeme, alacağın enflasyon karşısında uğradığı değer kaybını telafi edebilecek etkili bir hukuki mekanizmanın bulunmamasının, mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının da ihlaline yol açtığını tespit etmiş; mevcut sistemde alacaklının paranın değer kaybını telafi edebilmesine imkân tanıyan etkin bir hukuk yolunun bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.

Bu bağlamda, hak edildiği hâlde alınamayan bir miktar paranın değerinde oluşacak aşınmayı telafi etmek amacıyla uygulanan faiz oranının veya faiz oranının belirlenmesine yönelik oluşturulan mekanizmaların, paranın değerinde meydana gelen aşınmayı telafi edebilecek nitelikte olması; bu suretle para alacağının enflasyon etkisiyle yitirilen değerinin belli ölçüde karşılanmasını sağlayacak mekanizmaların hukuk sisteminde öngörülmesi gerektiğine işaret edilmiştir.

Anlatılanlar ve mezkûr madde hükmü birlikte değerlendirildiğinde, anılan düzenlemede enflasyon karşısında paranın değerinde meydana gelen aşınmayı telafi edebilecek herhangi bir mekanizmaya yer verilmediği; bu yönüyle alacağın enflasyon karşısında değer kaybının önlenmesine imkân tanıyan etkili bir hukuk yolunun da mevcut olmadığı, dolayısıyla söz konusu hükmün mülkiyet hakkı ile mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkını ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır

C. Sonuç ve Değerlendirme

Anayasa Mahkemesi, 3095 sayılı Kanun'un 1. maddesinde öngörülen kanuni faiz oranının, yüksek enflasyon koşullarında alacaklının mülkiyet hakkını etkin biçimde korumakta yetersiz kaldığını, paranın değerinde meydana gelen aşınmayı telafi edecek mekanizmalar içermediğini ve bu nedenle mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini tespit ederek anılan hükmün iptaline karar vermiştir. Ayrıca iptal hükmünün, Karar'ın Resmî Gazete'de yayımlandığı 01.12.2025 tarihinden itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmek suretiyle, yasama organı ve idareye, faiz rejiminin enflasyon karşısında alacaklıyı koruyacak şekilde yeniden düzenlenebilmesi amacıyla geçiş süresi tanınmıştır.

Anayasa Mahkemesinin munzam zarara ilişkin Caner Şafak(B. No: 2024/41763) başvuru nolu kararında ifade edildiği üzere, 6098 sayılı Kanun'un 122. maddeleri kapsamında munzam zarar davasının alacakların enflasyon karşısında değer kaybının tazmin edilmesini güvence altına almadığı ve bu yöndeki içtihadın etkili bir hukuk yolunun bulunduğu yönünde gelişme göstermediğine yönelik pilot kararıyla birlikte değerlendirildiğinde, iptal hükmünün yasama organınca munzam zararı ortadan kaldıracak şekilde yeniden ele alınacağı düşünülmektedir.

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

[View Source]

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More