ARTICLE
14 July 2026

Brezilya–Türkiye Sığır Koridoru 2027/28 Görünümü: Üç Kriz Aynı Anda Geldiğinde

Brezilya ve Türkiye arasındaki sığır eti ticareti koridoru, 2027/28 döneminde üç büyük krizin eşzamanlı etkisiyle nasıl bir görünüm sergileyecek? Bu analiz, küresel tarım ticaretindeki kritik bir bağlantı noktasının karşı karşıya olduğu zorlukları ve potansiyel senaryoları inceliyor.
Turkey International Law
Esenyel Partners are most popular:
  • within Criminal Law, Environment and Privacy topic(s)

Brezilya–Türkiye sığır koridoru serisinin bu üçüncü makalesi, 2027 ve 2028 yıllarına yani geleceğe bakıyor ve hâlihazırda ciddi baskı altında olan ticaret ilişkisi ile aşırı bir iklim olayı olan El Niño ve 2028’den önce normalleşmesi beklenmeyen gübre piyasası karşılaşınca olacakları değerlendiriyor.

Bu serideki ilk makale, devlet kotaları ve tek alıcı olan ESK (Et ve Süt Kurumu) tarafından yönetilen, Türk ithalatçıların yapısal olarak Brezilya sığırına bağımlı olduğu ticaret koridorunu açıklamıştı. İkinci makale ise Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının ve Rusya ve Çin’in gübre ithalatını azaltmasının, bu öngörülebilir sektörü nasıl istikrarsız ve kâr marjları daralmış bir hâle getirdiğini göstermişti. Bu üçüncü makale ise, iklim değişikliğinin ilave karmaşıklığını ele alıyor ve bunun yaratabileceği katlayıcı etkiyi inceliyor.

Güney Salınımı İklim Olayı (El Niño)

Nisan 2026’da FAO (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü) ve Dünya Meteoroloji Örgütü, aşırı sıcakların küresel gıda güvenliği açısından belirleyici tehdit hâline geldiğini ve bir milyardan fazla insanın geçim kaynağını tehdit ettiğini ortaya koyan, dönüm noktası niteliğinde ortak bir uyarı yayımladı. Parametreler oldukça net: Tarımsal verimlilik 30°C’nin üzerinde düşmeye başlarken hayvanlar da 25°C’nin üzerinde ısı stresine giriyor. Brezilya’da El Niño iklim olayı etkisini asimetrik gösteriyor: Güney’de aşırı yağış ve taşkınlar yaşanırken Kuzey ve Kuzeydoğu’da azalan yağışa bağlı kuraklık ve mera alanlarının bozulması görülüyor. Her iki durum da Brezilya tarımına zarar veriyor.

2015/2016 sezonunda yaşanan aşırı El Niño olayı için ilk kez kullanılan Godzilla tabiri, mevcut seyrin benzer bir yapıda ilerlemesi nedeniyle bilimsel ortamda ve medyada yer alan tartışmalara yeniden girdi. Yeni gelişen El Niño’nun, bu tanımı hak edip etmeyeceği 2026 sonlarına doğru netleşecek. Ancak hâlihazırda açık olan husus şu: El Niño olayı ister orta şiddette ister aşırı düzeyde olsun, en ağır tarımsal sonuçları 2027’de ortaya çıkacak.

Mevcut Gübre Piyasası 2022’den Daha Sıkı

İkinci makalede açıklanan Hürmüz Boğazı’nın kapanması olayı ve Rusya ve Çin’in getirdiği ihracat kısıtlamaları, barış görüşmelerine rağmen tamamen çözüme kavuşmuş değil. Nisan 2026 NDSU (North Dakota Eyalet Üniversitesi) Tarımsal Ticaret İzleme Raporu’na göre, boğazın hızla yeniden açılmasını içeren en iyimser ihtimalde dahi gübre fiyatları kriz öncesi seviyelerin oldukça üzerinde kalacak gibi görünüyor. Normal koşullara dönüşün ise 2028’den önce gerçekleşmesi beklenmiyor. Daha ağır “Uzayan Çatışma” senaryosunda ise ürenin kısa ton başına yaklaşık 1.000 ABD dolarına, yani tarihî zirveye yakın bir seviyeye ulaşması bekleniyor.

Brezilya bu durumdan etkilenmeye oldukça açık çünkü tükettiği gübrenin yaklaşık %85’ini, azotun %90’ını, potasın %96’sını ve fosfatların %80’ini ithal ediyor. CNA (Brezilya Tarım ve Hayvancılık Konfederasyonu), hâlihazırda %60’ın üzerinde artış gösteren üre fiyatlarının, ekili tarlaların azalmasına veya bitkisel üretimde uygulanan teknolojik paketlerin küçülmesine sebep olabileceği konusunda kamuoyuna uyarıda bulundu.

Devlet ve özel sektör bu duruma kamu finansmanı ve araştırma odaklı sanayi politikalarının birleşiminden oluşan bir yaklaşımla karşılık veriyor.

Stratejik sektörlere sübvansiyonlu ve devlet destekli krediler sağlayan Brezilya Kalkınma Bankası (BNDES), Brasil Soberano 2 programı (yerli gübre üretimini artırmak ve ithalata bağımlılığı azaltmak amacıyla sübvansiyonlu finansman sunan federal bir girişim) kapsamında 15 milyar R$ (2,883 milyar ABD doları) tutarında kredi sağlıyor.

Hükûmet ayrıca 2026’da Brezilya’da geliştirilen gübre teknolojilerinin ticarileştirilmesini hızlandırmak üzere tasarlanmış bir kamu-özel sektör iş birliği olan Gübre ve Bitki Besleme Mükemmeliyet Merkezine (CEFENP) 50 milyon R$ (yaklaşık 10 milyon ABD doları) tahsis etti. CEFENP’in önemi biraz da bir araya getirdiği kurumlardan kaynaklanıyor, bunlar arasında: özel şirketler, üniversiteler ve Embrapa (Brezilya’nın devlete ait tarımsal araştırma kuruluşu) var. CEFENP tarafından yürütülen araştırmalar, ülkenin tarımsal genişlemesinde merkezi bir rol oynuyor. Embrapa’nın araştırma imkânı ile özel sektör üretim kapasitesini ve üniversite uzmanlığını birleştiren CEFENP, laboratuvar araştırmaları aşaması ile piyasaya hazır gübre ürünleri arasındaki boşluğu kapatmayı amaçlıyor. Bu girişimler önemli olsa da Brezilya’nın kendi kendine yeter seviyeye gelmesi yıllar alacak ve bu sırada Brezilya piyasasının dış etkenlere açıklığı devam edecek.

Brezilya Kredi Sistemi: Hâlihazırda Zorlanmış Durumda

Çiftçiler yatırımlarını erteliyor, yüksek maliyetli serbest piyasa kredi kaynaklarına yöneliyor veya ekili tarlalarını azaltıyorlar. CNA, mevcut dönemi “sektör açısından son yılların en kritik dönemlerinden biri” olarak tanımlıyor çünkü yüksek girdi maliyetleri, yüksek faiz oranları, kredi kısıtlamaları ve iklim riskleri aynı anda ortaya çıkıyor ve etkileri birleşiyor.

Hükûmetin bu duruma cevabı: çiftçilerin borçlu olduğu 81,7 milyar R$ (15,7 milyar ABD doları) tutarındaki borcun tekrar müzakere edilmesi ve yeniden yapılandırılması önerisi oldu, buna ek olarak CNA’nın 2026/27 ekim planı için rekor düzeyde 623 milyar R$ (119,5 milyar ABD doları) kırsal kredi talebi oldu. Bunlar kayda değer müdahaleler. Şimdi Brezilyalı çiftçilerin, belirsiz bir iklim görünümü altında ekim yapabilmek ve El Niño’nun tarımsal üretimi başa baş seviyesinin altına düşürmesi hâlinde ayakta kalabilmek için finansmana ihtiyacı var. Temerrüt oranı neredeyse %14 olan kredi sisteminin ikinci bir şoku absorbe etme kapasitesi oldukça sınırlı.

Nasıl Hazırlanmalı: Stratejik Bir Bakış

Koridor kapanmayacak. Türkiye’nin sığıra, Brezilya’nın ise ihracat gelirine ihtiyacı var. Ancak bu ticareti bir zamanlar karakterize eden hata payı artık fiilen ortadan kalktı. 2027–2028 dönemini atlatacak işletmeciler, yaklaşan krizlerin maliyeti piyasaya yansımadan önce harekete geçenler olacak.

ESK üzerinden çalışan Türk ithalatçılar açısından en yakın risk: doğrudan kontrolleri dışında kalan yem maliyetlerinin tetiklediği yükselen sığır fiyatları. En acil öncelikleri ise mısır ve soya fasulyesine ilişkin fiyat riskinin 12 ila 18 aylık dönem için hedge edilmesi ve ESK’nin TL cinsinden satış fiyatlarının marj daralmasını tam olarak telafi edememesi ihtimaline karşı bu etkiyi absorbe edecek nakit rezervlerinin oluşturulması. Mevcut sözleşmelerdeki mücbir sebep ve fiyat artış hükümlerinin gözden geçirilmesi, artık bir tercihten ziyade operasyonel bir zorunluluk oldu.

Brezilyalı ihracatçılar açısından ise El Niño tamamen fiyatlara yansımadan önce vadeli sözleşmeleri güvence altına alma penceresi daralıyor. Yem verimliliği, mısır ve soya fasulyesi üzerine vadeli işlem ve opsiyonlar ile Rusya ve Çin’in gübre politikasının yakından izlenmesi, artık risk yönetimi gerekliliği olmaktan çıkıp temel operasyonel bir gereklilik hâline geldi. Bu değişkenleri haftalık olarak takip etmeyen herhangi bir ihracatçı, eksik bilgiyle faaliyet gösterecektir.

Koridora yeni girecekler açısından ise uygun maliyetlerle piyasaya giriş penceresi kapanıyor. Henüz ESK’ye kayıtlı olmayan Türk şirketleri ile henüz SIF (Federal Denetim Servisi) sertifikasına sahip olmayan veya SISBOV’a (Brezilya Büyükbaş ve Manda Hayvanlarının Bireysel Kimliklendirilmesi Sistemi) kayıtlı olmayan Brezilya çiftlikleri, kaydolmayı ve bu standartlara uyum sağlamayı öncelikleri arasına almalı. Söz konusu kurumsal yeterlilikler olmaksızın koridora erişim mümkün değil ve alternatif imkânlar da bulunmuyor.

Sonuç

İlk makale, işleyen ve devlet tarafından yönlendirilen hayvan ticareti ilişkisini açıklamıştı. İkinci makale, dış etkenlerin bu ticareti nasıl istikrarsız ve yüksek maliyetli bir hâle getirdiğini inceledi. Bu üçüncü makale ise, üç temel dış faktörün aynı anda ortaya çıkması sebebiyle önümüzdeki iki yılda koridorun en zorlu sınavını vereceğini ortaya koyuyor.

İklim değişti. Gübre piyasası değişti. Kredi sistemi de değişti. Bu dönemi atlatacak işletmeciler, sadece en fazla sermayeye veya en uzun ticari geçmişe sahip olanlar olmayacak; sinyalleri erken okuyan, eksik bilgiyle harekete geçebilen ve değişkenliği absorbe edebilecek sistemler kuranlar olacak.

Soru artık koridorun ayakta kalıp kalmayacağı değil, koridorun içinde kimlerin ayakta kalacağıdır.

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

[View Source]

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More