- within International Law topic(s)
Kanun uyarınca Kurul’un idari yaptırımlara karar verme yetkisi bulunmaktadır. Kurul’un, aydınlatma yükümlülüğünün, veri güvenliğine ilişkin yükümlülüklerin, Kurul tarafından verilen kararların yerine getirilmemesi, Veri Sorumluları Siciline kayıt ve bildirim yükümlülüklerine aykırılık ya da standart sözleşmelere ilişkin bildirim yükümlülüğüne aykırılıktan dolayı idari para cezası verebileceği düzenlenmiştir. Kurul, idari para cezası yaptırımı haricinde ise idari eylem niteliğinde olarak veri sorumlusunun ihlali ortadan kaldırmasına karar verme, veri işlemenin ve aktarımının durdurulmasına karar verme şeklinde de kararlar tesis edebilmektedir.
Kanun sistematiği içerisinde, Kurul tarafından verilecek idari para cezaları “Kabahatler” başlığı altında düzenlenmektedir. Buna göre, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298. Maddesi ile düzenlenen yeniden değerleme oranı çerçevesinde Kanun’un ilgili maddelerinde yer alan idari para cezaları 2026 yılında aşağıdaki şekilde uygulanacaktır:
6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Kapsamındaki İdari Para Cezaları - 2026 Yılı Ceza Tutarları
|
Yasal Dayanak |
İhlal |
Güncel İdari Para Cezası |
|
KVKK Madde 18/1/a |
Aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmemek |
85.437TL – 1.709.200TL |
|
KVKK Madde 18/1/b |
Veri güvenliğine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmemek |
256.357 TL – 17.092.242TL |
|
KVKK Madde 18/1/c |
Kurul tarafından verilen kararları yerine getirmemek |
427.263TL – 17.092.242TL |
|
KVKK Madde 18/1/ç |
Veri Sorumluları Siciline kayıt ve bildirim yükümlülüğüne aykırı hareket etmek |
341.809TL – 17.092.242TL |
|
KVKK Madde 18/1/d |
Standart Sözleşmeleri 5 iş günü içerisinde Kurum’a bildirmemek |
90.308TL – 1.806.177TL |
Diğer yandan, Değişiklik öncesi dönemde Kanun’da, Kurul tarafından uygulanacak idari para cezalarına ve idari yaptırımlara karşı başvuru yolları gösterilmemiş ve Kanun kapsamında bu konu düzenlenmemiş idi. Uygulamada ise idari para cezasını gerektiren ihlaller “kabahat” niteliğinde düzenlendiğinden, bu ihlaller için öngörülen yaptırımlara karşı 5326 sayılı Kabahatler Kanunu kapsamında düzenlenen yargı yollarına gidilmekte idi ve bu idari para cezalarına karşı açılacak davalarda sulh ceza mahkemelerinin görevli olduğu kabul edilmekteydi. Bu duruma karşı uygulamacıların kişisel verilerin korunması alanının teknik ve uzmanlık gerektiren bir konu olması karşısında, kuruluş amacı itibariyle ceza hukuku alanında faaliyet gösteren Sulh Ceza Hakimliklerinin Kurul tarafından verilen kararların yargısal denetimi açısından doğru mercii olmadığı konusunda uzun süredir haklı eleştirileri bulunmaktaydı.
İlk derece mahkemesi statüsünde olan Sulh Ceza Mahkemelerinin basit yargılama usulü ile gerçekleştirdikleri yargısal denetim süreci kararın kesinleşmesiyle sonlandığında, üst mahkeme denetimi anlamında başvurulabilecek tek yol doğrudan Anayasa Mahkemesi idi. Nitekim Anayasa Mahkemesi yakın tarihli bir kararında, Kurul’un veri güvenliğini sağlama yükümlülüklerini ihlal ettiğini tespit ettiği bir veri sorumlusu hakkında uygulamış olduğu idari para cezasına karşı yürütülen yargılama sürecinin mülkiyet hakkının ihlaline sebebiyet verdiğini tespit etmiştir. Anayasa Mahkemesi kararında, idari para cezalarının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğini, dolayısıyla mülkiyet haklarına yapılan müdahalelerde Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenen temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkelerin göz önünde bulundurulması gerektiği, ilgili müdahalenin ölçülülük ilkesine uygun olması gerektiği değerlendirmiştir. Ölçülülük ilkesi kapsamında ise, müdahalelerin orantılı olması gerektiğini ve hukuka aykırılık iddialarının bir mahkeme tarafından etkili biçimde incelenmesinin müdahalenin orantılılığı bakımından büyük bir önem arz ettiği ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesi sonuç itibariyle, Sulh Ceza Hakimliklerince yapılan yargısal denetimin itiraz eden tarafın iddiaları çerçevesinde hiçbir değerlendirme içermemesi sebebiyle adil yargılanma kapsamında mülkiyet hakkının korunmasına yönelik güvencelerin yerine getirilmediğine ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin ilgili kararı ile ortaya konulduğu üzere, hukuka aykırılık iddialarının bir mahkeme tarafından etkili biçimde incelenmesi temel hak ve özgürlüklere yapılan müdahalelerin orantılılığının sağlanması bakımından büyük bir önem arz etmektedir.
Uygulamadaki Kurul’un idari para cezalarına karşı yargı yolundaki söz konusu aksaklıklara yönelik yapılan tespitler, dile getirilen eleştiriler ve Sulh Ceza Hakimliklerinin kişisel verilerin korunması alanında yargı denetimi için doğru mercii olmadığı, Anayasa Mahkemesi’nin söz konusu kararı ile de ortaya konmuştur.
Değişiklik ile birlikte bu sorunlara bir çözüm olarak Kurul’un idari para cezalarına karşı idare mahkemelerinde dava açılabileceğine ilişkin açık bir düzenleme eklenmiştir.
Böylelikle, Kurul tarafından verilen idari para cezalarının bir idari işlem mahiyetinde olması ışığında bu idari işlemin de idari yargı denetimine tabi olacağı açıkça düzenlenerek uygulamadaki tereddütler giderilmiştir ve Kurul kararlarının daha etkin bir şekilde denetlenmesini sağlayacak bir usul ortaya konmuştur. İlgili değişiklik ile birlikte değişiklik öncesi dönemde yaşanan hukuki belirlilik temelindeki sorunların azalması ve uygulamaya ışık tutacak içtihatların artması beklenmektedir.
Değişiklik Kanunu’nun 1 Haziran 2024 tarihinde yürürlüğe girmesi itibariyle, yürürlük tarihinden önce hali hazırda sulh ceza hakimlikleri nezdinde görülmekte olan başvuruların bu hakimliklerce görülmeye devam edileceğine yönelik bir geçişi hükmü ile öngörülmüştür.
Geçiş hükmü gereğince, 1 Haziran 2024 itibarıyla sulh ceza hakimlikleri nezdinde derdest bulunan davalar, sulh ceza hakimliklerince nihai hükme bağlanacaktır ancak 1 Haziran 2024 sonrası açılacak davalar ise idare mahkemeleri nezdinde görülecektir.
2025 yılı, Kurul kararlarının yargısal denetimi bakımından geçiş döneminin etkilerinin daha somut şekilde görüldüğü bir yıl olmuştur. Kurum’un 2025 Yılı Faaliyet Raporu’na göre, Kurum tarafından takip edilen toplam dava sayısı 1.678’dir. Bu davaların önemli bir kısmı idare mahkemeleri ve sulh ceza hâkimlikleri nezdinde görülmektedir. Raporda, idare mahkemeleri nezdinde 797 dosya, sulh ceza hâkimlikleri nezdinde 804 dosya ve Danıştay nezdinde 29 dosya takip edildiği belirtilmiştir. Buna karşılık yeni dönemde idare mahkemelerinin KVKK idari para cezalarının yargısal denetiminde merkezi rol üstlenmeye başladığı görülmektedir.
Sonuç olarak, 2025 yılı Kurul kararlarının yargısal denetimi bakımından geçiş döneminin uygulamaya yansıdığı bir yıl olmuştur. İdare mahkemeleri KVKK idari para cezalarının denetiminde yeni ve asli yargı mercii haline gelmiştir.
Anayasa Mahkemesi ise gördüğü bireysel başvuru davaları ile, Kurul kararlarına karşı ileri sürülen esaslı iddiaların yargı mercileri tarafından somut ve yeterli gerekçeyle karşılanması gerektiğini ve cezaların kanuniliği ilkelerini bir kez daha ortaya koymuştur. Önümüzdeki dönemde idare mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri ve Danıştay kararlarının artmasıyla birlikte, Kurul’un idari para cezası uygulamalarında gerekçelendirme, ölçülülük, usuli güvenceler ve lehe kanun ilkesi bakımından daha belirgin içtihat oluşması beklenmektedir.
The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.
[View Source]