ARTICLE
12 March 2026

Ayni Kuruma Ait Istirak Hisselerinin Bir Kisminin Kismi Bölünmeye Konu Edilmesi Durumunda Iki Yillik Süre Nasil Hesaplanir?

B
BDO TURKIYE (DENET YEMINLI MALI MUSAVIRLIK A.S.)

Contributor

BDO Turkiye is an audit and consultancy firm offering professional services in: audit, tax, accounting and advisory service lines. Our main objective since day one is to be a reliable consultant to our clients, and offer the most beneficial solutions appropriate to their needs, with the help of close collaboration.
Hisse senedi sahipleri tarafindan rüçhan hakki kullanilmak suretiyle nominal bedelleri ödenerek sahip olunan hisse senetleri yönünden de iktisap tarihi olarak sahip olunan eski hisse senetlerinin iktisap tarihi esas alinir.
Turkey Tax

Hisse senedi sahipleri tarafindan rüçhan hakki kullanilmak suretiyle nominal bedelleri ödenerek sahip olunan hisse senetleri yönünden de iktisap tarihi olarak sahip olunan eski hisse senetlerinin iktisap tarihi esas alinir. Ortaklarin rüçhan haklarini sinirlamak suretiyle sermaye artirimini temsil eden hisse senetlerinin satilmasi durumunda ise yeni bir alim isleminin gerçeklestigi kabul edilir.

Degerli okurlarim, kismî bölünme önemli bir yeniden yapilandirma yöntemlerinden biridir. Gayrimenkul bölünmesi mümkün iken daha çok uygulama örnegine rastliyorduk, 1 Ocak 2024 tarihinden itibaren gayrimenkul bölünmesine son verildigi için daha az uygulaniyor.

Kurumlar vergisi Kanunun ile bu uygulama için vergisel bir avantaj saglanmis bulunuyor. Buna bir avantaj demek dogru degil esasen, çünkü islem kayitli degerler üzerinden gerçeklestirildigi için kismi bölünme nedeniyle vergilendirme yapilmiyor, ancak devralan sirket tarafindan kismi bölünme yoluyla devralinan varliklar elden çikarildiginda maliyet olarak kayitli degere itibar edildiginden vergileme bu asamada yapilmis oluyor. Yani aslinda bir vergi istisnasi degil vergi ertelemesi söz konusu…

Su anda geçerli olan mevzuata göre kismî bölünme, tam mükellef bir sermaye sirketinin bilânçosunda yer alan az iki tam yil süreyle elde tutulan istirak hisseleri ya da sahip olduklari üretim veya hizmet isletmelerinin bir veya birkaçini kayitli degerleri üzerinden aynî sermaye olarak mevcut veya yeni kurulacak tam mükellef bir sermaye sirketine devredilmesidir (Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 19/b).

Görüldügü gibi, yasal düzenlemeye göre ancak az iki tam yil (730 gün) süreyle elde tutulan istirak hisseleri kismi bölünmeye konu edilebilir.

Istirak hisseleri farkli tarihlerde iktisap edildiginde, bölünmeye konu edilecek istirak hisselerinin iktisap tarihlerinin nasil belirlenecegi tereddüt konusu olabiliyor.

Bu konuda emsal alinabilecek düzenleme 232 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliginde bulunmaktadir.

Teblige göre, genel olarak hisse senedi üzerinde tasarruf hakkina sahip olunan tarihin iktisap tarihi olarak dikkate alinmasi gerekmektedir. Bununla birlikte gerçek kisi ortaklarin sirketin sermaye artirimina gitmesi dolayisiyla sahip olduklari hisse senetlerinin ve ayni hisse senedinden degisik tarihlerde alim yapildiktan sonra bunlarin bir kisminin elden çikarilmasi halinde elden çikarilan hisse senetlerinin iktisap tarihinin belirlenmesi farklilik göstermektedir.

Hisse senetlerinin elden çikarilmasindan dogan kazançlarin vergilendirilmesinde, sermaye ve kar yedeklerinin sermayeye eklenmesi dolayisiyla sahip olunan hisse senetlerinin iktisap tarihi olarak, daha önceden sahip olunan hisse senetlerinin iktisap tarihi esas alinmalidir.

Sirketler tarafindan sermaye artirimina gidildigi durumlarda, ortaklar rüçhan haklarini kullanarak artirilan sermayeyi temsil eden hisse senetlerini alabilirler. Hisse senedi sahipleri tarafindan rüçhan hakki kullanilmak suretiyle nominal bedelleri ödenerek sahip olunan hisse senetleri yönünden de iktisap tarihi olarak sahip olunan eski hisse senetlerinin iktisap tarihi esas alinir. Ortaklarin rüçhan haklarini sinirlamak suretiyle sermaye artirimini temsil eden hisse senetlerinin satilmasi durumunda ise yeni bir alim isleminin gerçeklestigi kabul edilir.

Belirli bir sirketin hisse senedinden degisik tarihlerde alimlar yapildiktan sonra, alinan hisse senetlerinin bir kisminin elden çikarilmasi halinde mükellefler elden çikarilan hisse senetlerinin hangi islem ile alindigi konusunda serbestçe karar verebilir.

Bu tebligi kim yazdiysa kendisine veya kendilerine gerçekten tesekkür etmek gerekir. Çok ama çok mantikli ve güzel bir açiklama yapilmis oldugunu görüyoruz.

Ancak bu açiklamaya ragmen kismi bölünmeye iliskin yakin zamanda verilen bir özelgede bu açiklamalarla uyumsuz bence açikça hatali bir açiklamaya yer verilmis bulunuyor.

Söz konusu özelge, tebligdeki açiklamaya aykiri olarak, degisik tarihlerde iktisap edilen istirak hisselerinin bir kisminin satilmasi durumunda, elden çikarilan hisse senetlerinin maliyet bedelinin ilk giren ilk çikar (FIFO) yöntemine göre belirlenmesi gerektigini söylüyor. Maliyenin kismi bölünmede de ayni yaklasimi sürdürmesi kuvvetle muhtemel...

“Menkul” niteliginde olan hisse senetlerinin, iktisap tarihleri ve hisse senetlerine baglandigi tarihler yönetim kurulu kararlari ve nama yazili olanlarda pay defteri, hamiline yazili olanlarda ise Merkezi Kayit Kurulusu kayitlarina göre tartismasiz olarak saptanabilir.

Mükellefler istedigi hisse senedini satabilir veya kismi bölünmeye konu edebilir, çünkü hisse senetlerinin takibi mümkündür. Misli ile muayyen mal degildir.

Bu nedenle yukarida belirttigim özelge hatalidir! 

Ancak bu özelgenin varligi bazi mükellefleri kismi bölünme yapmaktan alikoymaktadir.

Bu mükelleflere önerim, bölünmeye konu edecekleri kisim disindaki hisse senetlerini elden çikararak kismi bölünmeye uygun bir pozisyon yaratmalaridir.

1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliginin "5.6.2.3.1.4. Ayni kuruma ait istirak hisselerinin iktisabinda 2 yillik sürenin tespiti" baslikli bölümünde, "Kurumlar vergisi mükelleflerinin, ayni kuruma ait degisik tarihler itibariyla iktisap ettikleri istirak hisselerinin bir kismini satmalari durumunda, söz konusu istirak hisselerinin iki tam yil aktifte yer alma sartini saglayip saglamadiginin tespitinde ilk giren ilk çikar (FIFO) yönteminin kullanilmasi gerekmektedir..." açiklamasina yer verilmistir.

Bu açiklamanin mükellef lehine oldugu düsünülebilir, ancak her örnekte sonuç mükellef lehine çikmayabilir. Bu nedenle 232 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebligine esas alinan "serbestlik" ilkesi kurumlarda da esas alinmalidir.

Çünkü ayni konu gelir vergisi mükellefleri ile kurumlar için farkli kriterlere baglanamaz. 

Keza 257 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliginin  "2.4.1.2. Ayni menkul kiymet veya diger sermaye piyasasi aracindan degisik tarihlerde alimlar yapildiktan sonra bunlarin bir kisminin elden çikarilmasi" baslikli bölümünde, "Ayni menkul kiymet veya diger sermaye piyasasi aracindan degisik tarihlerde alimlar yapildiktan sonra bunlarin bir kisminin elden çikarilmasi durumunda ilk giren ilk çikar yöntemi kullanilmak suretiyle, tevkifat matrahinin tespitinde dikkate alinacak alis bedeli belirlenecektir..." açiklamasinin da sadece Gelir Vergisi Kanununun geçici 67 nci maddesi uyarinca tevkifat yapmak zorunda olan sorumlular (banka ve araci kurumlar) için geçerli oldugunu kabul etmek gerekir. 

Çünkü ne gelir ne de kurumlar vergisinde bu duruma iliskin kanunda açik bir düzenleme yer almamaktadir. Maliye Bakanliginin  bu konuya iliskin bir yetkisi de bulunmamaktadir.

Ayrica kismi bölünmeye iliskin bir özelgede, kismi bölünmeye konu istirak hisselerinin tek bir sirkete ait olmasi halinde, bu istirak hisselerinin bir bütün halinde kismi bölünme islemine tabi tutulmasi gerektigi; bu nedenle, aktifte iki yildan uzun süredir yer almakta olan bir adet istirake ait hisselerin parça parça kismi bölünme islemine tabi tutulmasinin mümkün olmadigi ifade edilmektedir.

Bu özelge de hatalidir. Çünkü kanunda böyle bir sart yoktur. Her bir hisse ayri bir varliktir ve ayri tasarrufa konu edilebilir. Bu yaklasim uygulamada bölünmeye konu edilmeyecek kismin satis vs. yollarla önceden elden çikarilmasi gibi mükellefleri zorlayan uygulamalara neden olmaktadir. Bütünlük kavrami kismi bölünme uygulamasinda sadece isletme bölünmesi için geçerli bir kavramdir, istirak hissesi bölünmesinde uygulanamaz.

Bu yazi için son sözlerim…

Maliyenin yeniden yapilandirma uygulamalarini vergi planlamasi amaciyla kullanildigi gerekçesiyle abartili bir sekilde takip etmesi ve kontrole tabi tutmasi mükelleflerin bu olanaktan yararlanmalarina engel olabiliyor.

Mükellefler vergi incelemesinden çekindikleri ve ihtilaf yasamak istemedikleri için bu olanaktan yararlanmamayi tercih edebiliyorlar.

Maliyenin gerçekten yeniden yapilanma ihtiyaci nedeniyle yapilan uygulamalari engellemeyecek yaklasima geçmesi gerekir.

Tüm mükellefleri vergi planlamacisi olarak degerlendirmek çok hatalidir. Kaldi ki vergi planlamasi yapmak vergi kaçirmak demek degildir. Yasal olanaklardan yararlanmak yasaya aykiri bir eylem olarak degerlendirilemez.

Originally published by T24.

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

See More Popular Content From

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More