ARTICLE
27 March 2026

Türk Borçlar Kanunu Ve CISG Kapsamında Ayıp Hükümlerinin Karşılaştırmalı İncelenmesi

SO
Sakar Law Office

Contributor

Sakar is a client and solution oriented, investigative and innovative law firm based in Istanbul. Our Firm is committed to provide our clients with high-quality legal services and business-minded approach. We are a full service law firm to clients across a wide range of areas including Mergers and Acquisitions, Corporate and Commercial, Contracts, Banking and Finance, Competition, Litigation, Employment, Real Estate, Energy, Capital Markets, Foundations, E-commerce, Media and Technology, Data Privacy and Data Protection and Intellectual Property. In order to offer the best possible service for our clients, we harness the latest market developments in legal technology and innovation and we closely follow the legislative changes in Turkish Law. Our lawyers are multi-specialists, equipped to handle a broad range of legal matters. In addition to our depth of experience and awareness of market practice, clients know they will benefit from our team’s innovative mindset and willingness.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) kapsamında “ayıp”, satılan bir malın sözleşmeye uygun olmaması veya kusurlu olması durumunu ifade etmektedir.
Turkey Corporate/Commercial Law
Sakar Law Office are most popular:
  • within Energy and Natural Resources and Criminal Law topic(s)

Giriş

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) kapsamında “ayıp”, satılan bir malın sözleşmeye uygun olmaması veya kusurlu olması durumunu ifade etmektedir. Nitekim TBK’nın 219. maddesine göre ayıp; “malın niteliği, türü, miktarı, ölçüleri, ambalajı, işletme veya başka adı altında ilanı veya etiketi, kullanım talimatları veya garanti belgeleri gibi nitelikleriyle, satıcı tarafından yapılan her türlü açıklama ve tanıtımlarına aykırılığı” olarak tanımlanmıştır.

Bu kapsamda, malın alıcıya verildiği andaki durumu ile sözleşmede belirlenen veya satıcı tarafından yapılan açıklamalarla örtüşmemesi ya da malın kullanımında beklenen normlara uygun olmaması hâlinde ayıp söz konusu olacaktır.

TBK, ayıba ilişkin olarak bazı özel düzenlemeler içermektedir. Bunlar arasında, ayıplı malın teslim alınmasından sonra yapılması gereken inceleme süresi ve ayıp ortaya çıktıktan sonra alıcının sahip olduğu seçimlik haklar yer almaktadır.

Türk Borçlar Kanunu ile Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Birleşmiş Milletler Antlaşması (CISG), ayıptan doğan sorumluluğu farklı sistematikler içerisinde düzenlemiştir. CISG, uluslararası ticaretin ihtiyaçlarına uygun yeknesak bir sistem kurmayı amaçlarken, TBK daha klasik kıta Avrupası yaklaşımını sürdürmektedir. Bu çalışmada, her iki düzenleme kapsamında ayıp kavramı, sorumluluğun şartları ve sonuçları karşılaştırmalı olarak incelenecektir.

Ayıp Kavramı

TBK’da ayıp, satılanın sözleşmede kararlaştırılan veya objektif olarak bulunması gereken nitelikleri taşımaması şeklinde tanımlanmaktadır. TBK m.219 uyarınca ayıp; maddi, hukuki veya ekonomik nitelikte olabilir ve malın değerini veya kullanım amacını önemli ölçüde azaltmalıdır.

CISG’de ise ayıp kavramı “sözleşmeye aykırılık” başlığı altında düzenlenmiştir. CISG m.35’e göre satıcı, sözleşmede kararlaştırılan miktar, kalite ve türde mal teslim etmekle yükümlüdür. Bu kapsamda CISG, ayıp kavramını daha geniş yorumlamakta ve yanlış mal teslimini (aliud) dahi ayıp kapsamında değerlendirmektedir.

Önemli bir fark olarak, CISG’de ayıp kavramı esasen maddi ayıplarla sınırlı olup, hukuki ayıplar ayrı maddelerde (m.41-42) düzenlenmiştir. TBK’da ise bu ayrım daha bütüncül bir yapı arz etmektedir.  

Kontrol ve Bildirim Yükümlülüğü

TBK m.223 uyarınca alıcı, satılanı “işlerin olağan akışına göre” gözden geçirmekle yükümlüdür. CISG m.38 ise daha esnek bir ifade kullanarak muayenenin “koşulların izin verdiği ölçüde kısa sürede” yapılmasını öngörmektedir.

TBK’daki bu muğlak süre doktrinde tartışmalara yol açsa da, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 23. maddesinin (c) bendi uyarınca ticari satımlarda daha somut süreler öngörülmüştür. Buna göre, ayıp teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse, alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmek ve ayıp ortaya çıkarsa bu süre içinde satıcıya bildirimde bulunmakla yükümlüdür.

CISG’nin düzenlemesi ise uluslararası ticarette taşıma, mesafe ve organizasyon farklılıklarını dikkate alması bakımından daha esnek bir yapı sunmaktadır.

CISG m.38/2’ye göre, sözleşme malların taşınmasını gerektiriyorsa muayene, malların varma yerine ulaşmasından sonraya ertelenebilir. Bu yönüyle CISG, gönderme yoluyla satımda muayene süresinin başlangıcını açıkça düzenlemektedir. TBK m.226’da ise “satılanın başka yerden gönderilmesi” düzenlenmiş olmakla birlikte, muayene süresinin başlangıcına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır.

Ayıp bildirimi bakımından TBK m.223, bildirimin “uygun süre” içinde yapılmasını öngörmektedir. CISG ise bu konuda daha sistematik bir yaklaşım benimsemiştir. CISG m.39 kapsamında:

  • Nispi süre: Ayıbın öğrenilmesinden itibaren makul süre
  • Mutlak süre: Teslimden itibaren 2 yıl
  • şeklinde ikili bir süre sistemi öngörülmüştür. Buradaki 2 yıllık süre azami olarak belirlenmiştir.

TBK’da mutlak bir sürenin öngörülmemiş olması önemli bir farklılık olup, CISG bu yönüyle daha öngörülebilir bir sistem sunmaktadır.

Her iki sistemde de alıcının ayıbı bilmesi veya bilmesi gerekmesi hâlinde satıcının sorumluluğu ortadan kalkmaktadır. CISG m.35/3 bu durumu açıkça düzenlemektedir. TBK m.222’ye göre ise satıcı, sözleşmenin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir; ayrıca alıcının olağan bir inceleme ile fark edebileceği ayıplardan da ancak bunların bulunmadığını ayrıca taahhüt etmişse sorumlu olur.

Ayıptan Doğan Sorumluluğun Hukukî Sonuçları

CISG m.46/2’ye göre, mallar sözleşmeye uygun değilse ve bu uygunsuzluk esaslı bir aykırılık teşkil ediyorsa, alıcı belirli şartlar altında ikame mal teslimini talep edebilir. Sözleşmeye esaslı aykırılık CISG m.25’te düzenlenmiş olup, ihlalin diğer tarafı sözleşmeden beklediği menfaatten önemli ölçüde yoksun bırakması hâlinde söz konusu olur.

Dolayısıyla CISG kapsamında ayıpsız misli ile değişim talebi için esaslı aykırılık şartı aranırken, TBK’da bu hakkın kullanılması bakımından en azından kanun düzenlemesinde böyle bir şart öngörülmemiştir.

CISG m.46/1’e göre alıcının ikame talebinde bulunabilmesi için başka bir seçimlik hakkını kullanmamış olması gerekir. TBK’da açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte, yenilik doğuran hakların kullanılmasıyla tükenmesi ilkesi gereğince benzer bir sonuca ulaşılabilir.

CISG ayrıca alıcıya onarım talep etme hakkı da tanımaktadır (m.46/3). Ancak bu hakkın kullanılabilmesi için onarımın satıcıdan makul olarak beklenebilir olması gerekir.

Bunun yanında alıcı, CISG m.49 kapsamında sözleşmeden dönme hakkına; m.50 kapsamında ise bedelden indirim hakkına sahiptir. Bu seçimlik haklar TBK’daki düzenlemelerle büyük ölçüde paralellik göstermektedir.

Son olarak, CISG m.45 uyarınca alıcı, hangi seçimlik hakkı kullanırsa kullansın uğradığı zararın tazminini ayrıca talep edebilir. TBK m.112’ye benzer şekilde, seçimlik hakların kullanılması tazminat talebini ortadan kaldırmamaktadır.

Sonuç

TBK ve CISG, ayıptan doğan sorumluluğu benzer temel prensipler üzerine kurmakla birlikte, sistematik ve uygulama bakımından önemli farklılıklar içermektedir. TBK daha klasik ve bütüncül bir yaklaşım benimserken, CISG uluslararası ticaretin dinamiklerine uygun, daha esnek ve öngörülebilir bir yapı sunmaktadır. Özellikle kontrol ve bildirim süreleri ile esaslı aykırılık kavramı bakımından CISG’nin daha ayrıntılı ve sistematik bir düzenleme getirdiği görülmektedir. Buna karşılık TBK, alıcı lehine bazı hakların kullanılmasında daha esnek bir çerçeve çizmektedir. Bu nedenle, somut olayın niteliğine göre hangi sistemin uygulanacağının belirlenmesi, tarafların hak ve yükümlülüklerinin kapsamı açısından önemlidir. Özellikle CISG’nin hangi tür uyuşmazlıklara uygulanacağı konusu somut olay bağlamında büyük önem arz etmektedir.

Kaynakça

  1. https://cisg.bilgi.edu.tr/tr/sayfa/cisg-metni/
  2. Aktürk, Yrd. Doç. Dr. İpek YÜCER. 2015. “Viyana Satım Sözleşmesi Kapsamında Satıcının Ayıptan Doğan Sorumluluğu”. Ankara Barosu Dergisi, sy 1. https://izlik.org/JA95LB47CE.
  3. YILMAZ, Süleyman: Milletlaerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması (CISG) Uyarınca Sözleşmenin İhlali Halinde Alıcının Hakları, Yetkin Yayınları, Ankara 2013.
  4. Oğuzman, M.Kemal. Borçlar hukuku. İstanbul: Vedat Kitapçılık, 2024.

 

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More