ARTICLE
15 April 2026

Marka Hukukunda Karıştırılma İhtimali Ve “Ortalama Tüketici” Kriterinin Türk Yargısında Uygulanışı

SO
Sakar Law Office

Contributor

Sakar is a client and solution oriented, investigative and innovative law firm based in Istanbul. Our Firm is committed to provide our clients with high-quality legal services and business-minded approach. We are a full service law firm to clients across a wide range of areas including Mergers and Acquisitions, Corporate and Commercial, Contracts, Banking and Finance, Competition, Litigation, Employment, Real Estate, Energy, Capital Markets, Foundations, E-commerce, Media and Technology, Data Privacy and Data Protection and Intellectual Property. In order to offer the best possible service for our clients, we harness the latest market developments in legal technology and innovation and we closely follow the legislative changes in Turkish Law. Our lawyers are multi-specialists, equipped to handle a broad range of legal matters. In addition to our depth of experience and awareness of market practice, clients know they will benefit from our team’s innovative mindset and willingness.
Marka hukukunun temel amacı, tüketicilerin mal ve hizmetlerin ticari kaynağı konusunda yanılgıya düşmesini engellemek ve marka sahibinin haklarını korumaktır; bu korumanın merkezinde ise karıştırılma ihtimali kavramı yer almaktadır.
Turkey Intellectual Property
Gözde Esen Sakar’s articles from Sakar Law Office are most popular:
  • in Turkey
Sakar Law Office are most popular:
  • within Energy and Natural Resources topic(s)

A. GİRİŞ

Marka hukukunun temel amacı, tüketicilerin mal ve hizmetlerin ticari kaynağı konusunda yanılgıya düşmesini engellemek ve marka sahibinin haklarını korumaktır; bu korumanın merkezinde ise karıştırılma ihtimali kavramı yer almaktadır. Ancak bu değerlendirme soyut bir düzlemde yapılmaz; aksine piyasa gerçekliğini yansıtan bir ölçüt olan ortalama tüketici perspektifi esas alınır. Türk marka hukukunda ortalama tüketici kriteri, özellikle Yargıtay içtihatlarıyla şekillenmiş ve Avrupa Birliği hukukuyla paralel şekilde karıştırılma ihtimali analizinin temel dayanağı haline gelmiştir. Bu çerçevede, karıştırılma ihtimali değerlendirmesi yalnızca işaretler ve mal veya hizmetler arasındaki teknik benzerliklere indirgenmeyip, ortalama tüketicinin algısı, dikkat düzeyi ve genel izlenimi üzerinden yapılan bütüncül bir analiz olarak ortaya çıkmakta; bu makalede, söz konusu değerlendirme yöntemi ve ortalama tüketici kriterinin Türk yargı uygulamasındaki yeri incelenmektedir.

B. TÜRK MARKA HUKUKUNDA HUKUKİ ÇERÇEVE

Karıştırılma ihtimali, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (“SMK”) 6/1 maddesinde düzenlenmiştir.

Buna göre bir marka başvurusu;

  • İşaretlerin aynı veya benzer olması,
  • Mal veya hizmetlerin aynı veya benzer olması ve
  • Tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunması

hallerinde, itiraz üzerine reddedilir.

Önemle belirtmek gerekir ki, bu unsurlar birbirinden bağımsız şekilde değil, bütüncül bir değerlendirme çerçevesinde ele alınmaktadır. Bu noktada belirleyici ölçüt, ortalama tüketicinin algısıdır.

C. ORTALAMA TÜKETİCİ KRİTERİ

Marka hukukunda karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde belirleyici ölçüt, ortalama tüketicinin algısıdır. Bu kavram, hukuki bir soyutlama olmanın ötesinde, markaların piyasada nasıl algılandığını esas alan pratik bir değerlendirme aracıdır.

Ortalama tüketici ne tamamen dikkatsiz ne de olağanüstü dikkatli bir kişi olarak kabul edilir. Türk yargı uygulamasında bu kişi; makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı bir birey olarak tanımlanmakta ve değerlendirmeler bu varsayımsal profil üzerinden yapılmaktadır.

Bu kapsamda ortalama tüketici, markaları analitik bir incelemeye tabi tutmaz. Aksine, çoğu zaman markaları yan yana karşılaştırmadan, hafızasında kalan genel izlenim üzerinden değerlendirme yapar. Bu durum, özellikle küçük farklılıkların çoğu zaman tüketici nezdinde fark edilmemesine ve markalar arasında çağrışım kurulmasına yol açabilmektedir.

Karıştırılma ihtimali analizinde ortalama tüketici perspektifi çerçevesinde işaretlerin görsel, işitsel ve kavramsal benzerliği, mal ve hizmetlerin niteliği, markanın ayırt edici gücü ve tüketicinin dikkat seviyesi birlikte dikkate alınmaktadır. Bu unsurlar birbirinden bağımsız olmayıp, karşılıklı etkileşim içinde değerlendirilmektedir.

Özellikle tüketicinin dikkat düzeyi, somut olayın özelliklerine göre değişkenlik göstermektedir. Günlük tüketim mallarında tüketicinin daha yüzeysel ve hızlı karar verdiği kabul edilirken, teknik veya yüksek maliyetli ürünlerde daha dikkatli bir değerlendirme yaptığı varsayılmaktadır.

Sonuç olarak ortalama tüketici kriteri, marka hukukunda karıştırılma ihtimalinin belirlenmesinde merkezi bir rol oynamakta; değerlendirmeyi teorik bir analizden çıkararak gerçek piyasa koşullarına yaklaştıran dinamik bir ölçüt olarak işlev görmektedir.

D. YARGITAY KARARLARINDA KARIŞTIRILMA İHTİMALİ VE ORTALAMA TÜKETİCİ KRİTERİ

Türk marka hukukunda karıştırılma ihtimalinin varlığı, işaretler arasındaki benzerlik, mal ve hizmetlerin ilişkisi, markanın ayırt edici gücü ve en önemlisi ortalama tüketicinin algısı çerçevesinde somut olayın özelliklerine göre belirlenmektedir. Yargıtay içtihatları, bu değerlendirmenin soyut ve mekanik bir testten ibaret olmadığını; aksine tüketici algısını merkeze alan bütüncül ve esnek bir analiz gerektirdiğini ortaya koymaktadır:

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 12.10.2022 tarihli ve 2021/2679 E., 2022/6941 K. sayılı kararı:

Bu karar, karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde ortalama tüketici algısı, bütünsel değerlendirme ilkesi ve ayırt edicilik unsurlarının birlikte nasıl ele alınması gerektiğini göstermesi bakımından önem taşımaktadır.

Somut olayda, davacıya ait “KOTON” ibareli markalar ile davalıya ait “COTTONIL” ibareli marka başvurusu karşılaştırılmıştır. İlk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi, “koton” ibaresinin tekstil sektöründe yaygın kullanılan ve ayırt ediciliği zayıf bir ifade olduğu, taraf markalarının farklılaştığı ve bu nedenle karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

Yargıtay ise bu değerlendirmeyi isabetli bulmamıştır. Kararda, karıştırılma ihtimalinin tespitinde işaretlerin görsel, işitsel ve kavramsal açıdan bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi gerektiği; tüketicinin markaları yan yana karşılaştırmak yerine hafızasında kalan genel izlenim üzerinden değerlendirme yaptığı açıkça vurgulanmıştır.

Bu kapsamda Yargıtay, taraf markalarının aynı mal sınıfında yer aldığını ve özellikle “KOTON” ile “COTTONIL” ibareleri arasında görsel, fonetik ve anlamsal yakınlık bulunduğunu belirterek, ortalama tüketicinin bu markalar arasında ekonomik veya idari bir bağlantı kurabileceğini ifade etmiştir. Özellikle giyim sektöründe faaliyet gösteren davacı markasının bilinirliği dikkate alındığında, tüketicinin sonraki markayı aynı işletmenin devamı veya bağlantılı bir markası olarak algılama ihtimalinin yüksek olduğu kabul edilmiştir.

Kararda ayrıca, karıştırılma ihtimali için fiili bir karışıklığın gerçekleşmesinin gerekmediği; böyle bir tehlikenin varlığının dahi yeterli olduğu vurgulanmıştır. Bu yönüyle karar, karıştırılma ihtimalinin önleyici niteliğini de açıkça ortaya koymaktadır.

Sonuç olarak Yargıtay, somut olayda ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarını bozmuştur.

Bu karar, özellikle ortalama tüketicinin algısının, markaların bütünsel değerlendirilmesiyle birlikte ele alınması gerektiğini ve aynı/benzer mal ve hizmetler bakımından işaretler arasındaki çağrışımın karıştırılma ihtimali bakımından belirleyici olabileceğini açıkça ortaya koymaktadır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 01.03.2022 tarihli ve 2020/7088 E., 2022/1371 K. sayılı kararı:

Bu karar, karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde baskın unsur analizi ve ortalama tüketici algısının belirleyici rolünü ortaya koyması bakımından önem taşımaktadır.

Somut olayda, davacıya ait “Tom Yum” ibareli marka ile davalıya ait “yum yum crunchies potato sticks+şekil” ibareli marka başvurusu karşılaştırılmıştır. İlk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi, markalar arasında farklı kelime unsurlarının bulunması ve özellikle başlangıç kısımlarının farklı olması nedeniyle karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

Yargıtay ise bu değerlendirmeyi isabetli bulmamıştır. Kararda, markalar arasında benzerlik değerlendirmesinin münferit unsurlar üzerinden değil, markaların bütünsel algısı ve özellikle baskın ve ayırt edici unsurlar dikkate alınarak yapılması gerektiği vurgulanmıştır.

Bu kapsamda Yargıtay, her iki markada da yer alan “yum” ibaresinin ayırt edici ve baskın unsur niteliğinde olduğunu, diğer kelime unsurlarının bu baskın unsuru bertaraf edecek ölçüde farklılık yaratmadığını belirtmiştir. Ayrıca, taraf markalarının aynı mal ve hizmet sınıfında yer almasının da karıştırılma ihtimalini güçlendirdiği ifade edilmiştir.

Kararda, ortalama tüketicinin markaları detaylı şekilde analiz etmeyeceği; özellikle ortak ve baskın unsurlar üzerinden bir algı oluşturacağı kabul edilerek, tüketicinin söz konusu markalar arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde bir izlenime kapılabileceği değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak Yargıtay, somut olayda ortalama tüketici nezdinde markalar arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu belirterek, davanın reddine ilişkin kararları bozmuştur.

Bu karar, özellikle ortak ve baskın unsurların varlığı halinde, markalar arasında farklı ek unsurlar bulunsa dahi karıştırılma ihtimalinin ortadan kalkmayabileceğini ve ortalama tüketici algısının bu değerlendirmede belirleyici olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

E. SONUÇ

Türk marka hukukunda karıştırılma ihtimali, yalnızca teknik bir benzerlik incelemesi olmayıp, ortalama tüketicinin algısını esas alan bütüncül bir değerlendirme sürecidir. Yargıtay içtihatları; markaların genel izlenimi, baskın unsurlar, tüketicinin eksik hatırlamaya dayalı algısı ve dikkat düzeyi gibi unsurların birlikte dikkate alınması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.

İncelenen kararlar, ortak ve baskın unsurların varlığı halinde, farklılıklar bulunsa dahi ortalama tüketici nezdinde ilişkilendirme ihtimalinin doğabileceğini ve bunun karıştırılma ihtimali için yeterli olduğunu göstermektedir.

Sonuç olarak, ortalama tüketici kriteri, marka hukukunda hem marka sahiplerini hem de tüketicileri koruyan, esnek ve olay bazlı bir değerlendirme aracıdır.

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More