ARTICLE
16 March 2026

Rekabet Hukukunda Uzlaşma Usulüne İlişkin Anayasa Mahkemesi Kararı

HB
Herguner Bilgen Ucer Attorney Partnership

Contributor

Hergüner Bilgen Üçer is one of Türkiye’s largest, full-service independent corporate law firms representing major corporations and clientele, and international financial institutions and agencies. Hergüner not only provides expert legal counsel to clients, but also serves as a trusted advisor and provides premium legal advice within a commercial context.
Anayasa Mahkemesi ("AYM"), 9 Mart 2026 tarihli ve 33191 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan E.2025/185, K.2025/258 sayılı ve 11/12/2025 tarihli kararı ile 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun ("RKHK") kapsamında Rekabet Kurulu ("Kurul") ...
Turkey Antitrust/Competition Law
Kayra Üçer’s articles from Herguner Bilgen Ucer Attorney Partnership are most popular:
  • with readers working within the Law Firm industries
Herguner Bilgen Ucer Attorney Partnership are most popular:
  • within Intellectual Property, Criminal Law and Energy and Natural Resources topic(s)

Anayasa Mahkemesi ("AYM"), 9 Mart 2026 tarihli ve 33191 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan E.2025/185, K.2025/258 sayılı ve 11/12/2025 tarihli kararı ile 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun ("RKHK") kapsamında Rekabet Kurulu ("Kurul") tarafından uzlaşma ile sonuçlandırılan soruşturmalar bakımından idari para cezası ve uzlaşma metninde yer verilen hususların uzlaşan taraflarca dava konusu yapılamayacağına dair gerek uygulamada gerekse de idarî yargıda tartışma konusu olan hükmün Anayasa'ya aykırı olmadığına ve Ankara 9. İdare Mahkemesi tarafından Anayasa Mahkemesi'ne yapılan itiraz başvurusunun REDDİNE oybirliğiyle karar vermiştir.

Yasal Çerçeve

RKHK'nın 43. maddesi, rekabet ihlali kapsamında değerlendirilebilecek eylemler bakımından yürütülecek ön araştırma ve soruşturma süreçlerinde alternatif çözüm yolları olarak taahhüt ve uzlaşma yöntemlerini düzenlemektedir.

Bu kapsamda maddenin beşinci fıkrasında düzenlenen uzlaşma usulüne göre, soruşturmaya başlanmasından sonra Kurul, ilgililerin talebi üzerine veya re'sen, soruşturma sürecinin hızlı bitirilmesinden doğacak usuli faydaları ve ihlalin varlığına veya kapsamına ilişkin görüş farklılıklarını göz önüne alarak uzlaşma usulünü başlatabilmektedir. Kurul, hakkında soruşturma başlatılan ve ihlalin varlığı ile kapsamını kabul eden teşebbüs veya teşebbüs birlikleriyle soruşturma raporunun tebliğine kadar uzlaşabilmektedir.

İtiraz konusu sekizinci fıkra ise sürecin uzlaşmayla neticelenmesi hâlinde, idari para cezası ve uzlaşma metninde yer alan hususların uzlaşmanın taraflarınca dava konusu yapılamayacağını hüküm altına almaktadır.

İtiraz Gerekçesi

Ankara 9. İdare Mahkemesi'nin itiraz başvurusunda özetle; itiraz konusu kuralla uzlaşmanın sağlanması hâlinde idari para cezası ve uzlaşma metninde yer alan hususların dava edilemeyeceğinin düzenlenmek suretiyle uzlaşan tarafın mahkemeye erişim hakkının sınırlandırıldığı, rekabet ihlali isnadının suç niteliği taşıyan bir idari işlem olduğu, bu bakımdan uzlaşma kurumunun her ne kadar tarafların iradesiyle uygulanacak olsa da ilgilinin doğabilecek ticari zararları gözeterek hakkındaki suç isnadı, soruşturma baskısı ve külfetinden derhâl kurtulmak amacıyla uzlaşmayı kabul edebileceği belirtilerek kuralın Anayasa'nın hukuk devleti ilkesini ortaya koyan 2. maddesi, temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasını düzenleyen 13. maddesi, hak arama hürriyetini düzenleyen 36. maddesi ve idarenin eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunu düzenleyen 125. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

AYM'nin Değerlendirmesi

AYM, itiraz konusu kuralı Anayasa'nın 13. maddesinde düzenlenen temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel rejim ile 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü ve mahkemeye erişim hakkı çerçevesinde değerlendirmiştir. Buna göre:

Kanunilik: AYM, mahkemeye erişim hakkını sınırlamaya yönelik bir kanuni düzenlemenin şeklen var olmasının yeterli olmadığını; kuralların keyfiliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olması gerektiğini belirtmiştir. Bu çerçevede, uzlaşma konusu idari para cezasının yıllık gayri safi gelire oransal olarak sınırlandırıldığı; soruşturma kararıyla birlikte iddiaların türü ve niteliğinin ilgililere bildirildiği ve uzlaşılan hususlar bakımından dava edilemeyecek olan konuların öngörülebilir olduğu sonucuna varılmıştır.

Meşru Amaç: AYM, Anayasa'nın 36. maddesinde mahkemeye erişim hakkı için herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olsa da yerleşik içtihadına uygun olarak hak ve özgürlüğün doğasından kaynaklanan bazı sınırların bulunduğunu hatırlatmıştır. Uzlaşma, tahkim ve arabuluculuk gibi yargıya alternatif çözüm yöntemlerinin kamusal kaynakların korunması, rekabet ihlali ile sürecinin hızlı ve kesin biçimde sonuçlandırılması ve yargının iş yükünün azaltılmasına hizmet ettiği belirtilerek kuralın meşru bir amaç taşıdığı tespit edilmiştir.

Ölçülülük: AYM, ölçülülük ilkesini elverişlilik, gereklilik ve orantılılık alt ilkeleri çerçevesinde değerlendirmiştir:

  • Elverişlilik: Uzlaşma metninde yer alan hususlar ve idari para cezasının dava konusu edilemeyeceğini öngören kuralın, rekabet kurallarına aykırı eylemlere yönelik sürecin daha az kaynakla ve hızlı bir şekilde çözüme kavuşturulması ve yargının iş yükünün hafifletilmesine katkı sunması itibarıyla elverişli bir yol olduğu değerlendirilmiştir.
  • Gereklilik: Uzlaşmaya dayanan idarenin bazı eylem ve işlemlerinden mahkemeye erişim hakkından feragat sonucunu doğuracak sınırlamaların öngörülmesinin mümkün olduğu ancak bu sınırlamayla elde edilecek kamusal yarara ulaşmak bakımından anılan hakka en az zarar verici yöntemin tercih edilmesi gerektiği belirtilmiş; kuralın söz konusu amaca ulaşmak bakımından gerekli olduğu sonucuna varılmıştır.
  • Orantılılık: AYM, uzlaşma sürecinin soruşturma kararı sonrasında başladığını; tarafların hangi eylemler nedeniyle soruşturulacaklarının ve dava haklarının olmadığını bilebilecek durumda olduklarını; uzlaşmanın taraflar için bir zorunluluk teşkil etmediğini; ayrıca uzlaşma hâlinde idari para cezasında yüzde yirmi beşe kadar indirim uygulanabileceğini ve bu indirimin ek indirime engel olmadığını göz önünde bulundurarak kuralın kişiler aleyhine aşırı bir külfete yol açmadığı ve mahkemeye erişim hakkına ölçüsüz bir müdahalede bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.

AYM ayrıca, Anayasa'nın 36. maddesinin veya diğer herhangi bir maddesinin mahkemeye erişim hakkından feragati açıkça yasaklayan bir hüküm içermediğini; feragatin geçerliliği için feragat iradesinin açık olması, sonuçlarının kişi yönünden makul olarak öngörülebilir olması ve adil yargılanma hakkına ilişkin asgari güvencelerin sağlanmış olması gerektiğini; ayrıca feragatin meşru olmaktan çıkaran üstün bir kamu yararının bulunmaması gerektiğini vurgulamıştır. Uzlaşma sonucunda kişilere idari para cezası uygulanmasında kişilerin de iradi kabullünün bulunduğunu değerlendirmiştir.

Sonuç

AYM, açıklanan nedenlerle uzlaşma kararına karşı davadan feragâti düzenleyen RKHK hükmünün Anayasa'ya aykırı olmadığına karar vermiştir.

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

[View Source]

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More