- in United States
- within Energy and Natural Resources, Employment and HR and Environment topic(s)
I. Acentenin Tanımı
Acente, Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 102. maddesinde “Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimseye acente denir.” şeklinde tanımlanmıştır. Bu tanımdan da görüldüğü üzere acente tacire bağımlı bir yardımcı olmayıp kendi unvanı altında, acentelik konusunda faaliyet gösteren bağımsız bir tacir yardımcısıdır.
II. Acente – Ticari İşletme İlişkisi
Acente ile ticari işletme arasında sürekli bir ilişki bulunur. Ancak süreklilikten kasıt aracılık faaliyetinin ilelebet sürmesi ya da sözleşmenin süresinin uzun olması olmayıp aralarındaki iş ilişkisinin sürekli olmasının amaçlanmasıdır. Acenteler, tacirlerin üçüncü kişilerle yapacağı sözleşmelere aracılık edebilirler. Ancak TTK madde 107 uyarınca acentelerin, özel ve yazılı bir yetki almadan müvekkili adına sözleşme yapma yetkisi yoktur. Yazılı ve özel yetki verilmesi halinde ise bu yetki belgesinin tescili ve ilanı zorunludur.
Acenteler, acentelik faaliyetleri sonucunda müvekkillerine bir müşteri çevresi yaratır, müşterilerle var olan ilişkileri güçlendirir. Acentenin oluşturduğu bu müşteri kitlesi (portföy) müvekkillerine ekonomik yarar sağlamaktadır. Acente ile müvekkili arasındaki sözleşmenin sona ermesi durumunda, denkleştirme şartları mevcutsa, tacirin, acentenin oluşturduğu bu portföyden sağladığı yarar devam ederken, acentenin ise ücret talep etme hakkı ortadan kalkabilecektir. Bu sebeple, sözleşme süresi boyunca, emeğini ortaya koyarak oluşturduğu portföy nedeniyle acenteye bir bedel ödenmesi hakkaniyete uygun bulunmuştur.
III. Acentelik Sözleşmesinin Sona Ermesi ve Denkleştirme Talebi
Acentelik ilişkisinin sona ermesi durumunda, aşağıdaki şartların birlikte varlığı halinde, TTK madde 122/1 uyarınca acentenin müvekkilden uygun bir tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Şartların sayılmasından önce belirtmek gerekir ki denkleştirme talebi Türk Hukukundaki genel kanıya göre klasik anlamda bir tazminat değil, tarafların arasındaki sözleşmenin sona ermesi sebebiyle sonrasındaki durumu denkleştiren bir karşılıktır. Doktrindeki ağırlıklı görüşün, denkleştirme talebini tazminat olarak yorumlamamasındaki en önemli sebep, müvekkilin kusurunun aranmamasıdır.
Bu şartlardan ilki, müvekkilin, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmesi halidir. Buradaki yeni müşteri kavramı, acente ile müvekkil arasındaki sözleşmenin kurulmasından sonra acentenin müvekkile kazandırdığı müşterileri ifade eder. Denkleştirme talebi için sözleşmenin sona ermesinin bir kusura dayanması gerekmez.
Bir diğer şart ise, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin bir sonucu olarak acente tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybetmesi durumudur. Son olarak, somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, tazminat ödenmesinin hakkaniyete uygun düşmesi halinde, acentenin müvekkilden uygun bir tazminat isteyebileceği hükme bağlanmıştır.
TTK madde 122/1’de sayılan bu üç şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir. Şartlardan birinin eksik olması hâlinde denkleştirme talebi doğmaz.
Denkleştirme talebi bakımından dikkat edilmesi gereken bir diğer husus ise sözleşmenin nasıl sona erdiğidir. Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz.
IV. Denkleştirme Tutarı ve Talebin İleri Sürülmesi
Kural olarak denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Acentelik ilişkisinin sona ermesi ve denkleştirme koşullarının oluşması durumunda acentenin, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içerisinde denkleştirme talebini ileri sürmesi gerekmektedir (TTK Md. 122/4). Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır (TTK Md. 122/2). Denkleştirme tutarı belirlenirken, acentenin ücret kaybının yanı sıra, acentelik ilişkisinin sona ermesi sonucunda müvekkilin bu portföyden elde etmeye devam edeceği menfaatler de dikkate alınmalıdır.
TTK madde 122/2’deki yıllık ortalama, doğrudan ödenecek denkleştirme tutarı değil, hesaplanan tutarın üst sınırıdır. Somut tutar; müvekkilin devam eden menfaati, acentenin kaybettiği ücret ve hakkaniyet değerlendirmesi esas alınarak belirlenir.
V. Uygulama Alanı
Kanun hükmünde, denkleştirme talebinin hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanacağı belirtilmiştir (TTK Md. 122/5). Bu nedenle hükmün tek satıcılık ve benzeri sözleşmelere uygulanmasında yalnızca sözleşmenin uzun süreli olması yeterli değildir; sözleşme sona erdiğinde sağlayıcının, karşı tarafça oluşturulan müşteri çevresinden yararlanmaya devam edip etmediği de değerlendirilmelidir.
VI. Sonuç
Denkleştirme talebi, sözleşmenin sona ermesinden sonra müvekkilin acentenin kazandırdığı müşteri çevresinden yararlanmaya devam etmesi ile acentenin ücret kaybı arasındaki dengesizliği gidermeyi amaçlar. Bununla birlikte talep kendiliğinden doğmaz; TTK madde 122’deki şartların somut olay bakımından birlikte gerçekleşmesi, talebin hakkaniyete uygun olması ve bir yıllık süre içinde ileri sürülmesi gerekir.
The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.